İnsanların ölüme duydukları korku, birkaç boyutluydu. Beraber yaşadıkları baba-dedelerinden biri ölünce, her zaman akıl danıştıkları bir büyüğü yitirmiş oluyorlardı. Ölenin ne olduğunu, nereye gittiğini bilmiyorlardı. Bu durum korkularını daha da artırıyordu. Ölüm ekonomik, psikolojik, sosyal bir olgu; korkutucu bir olaydı. Zaman içinde güneş, fırtına; yerine göre ağaç, toprak, ay ya da yıldız; kısaca ulaşamadıkları, anlamlandıramadıkları olaylarla, insanlara zarar veren ne varsa toplumlarca kutsallaştırıldı. Örneğin: Yürürken ayaklarını çarptıkları taşın verdiği acı nedeniyle, bir daha o taşın yanından geçmediler. Yol üzerinden kaldırıp kenara koymayı düşünemediler.
İnsanların ölüme duydukları korku, birkaç boyutluydu. Beraber yaşadıkları baba-dedelerinden biri ölünce, her zaman akıl danıştıkları bir büyüğü yitirmiş oluyorlardı. Ölenin ne olduğunu, nereye gittiğini bilmiyorlardı. Bu durum korkularını daha da artırıyordu. Ölüm ekonomik, psikolojik, sosyal bir olgu; korkutucu bir olaydı. Zaman içinde güneş, fırtına; yerine göre ağaç, toprak, ay ya da yıldız; kısaca ulaşamadıkları, anlamlandıramadıkları olaylarla, insanlara zarar veren ne varsa toplumlarca kutsallaştırıldı. Örneğin: Yürürken ayaklarını çarptıkları taşın verdiği acı nedeniyle, bir daha o taşın yanından geçmediler. Yol üzerinden kaldırıp kenara koymayı düşünemediler.