Murakami, koşmasaydı yazamayacağına yürekten inanıyor. Bazıları doğuştan gelen yazma yeteneğine (gücü) sahip olabilir, ancak Murakami'ye göre bu Murakami'de yok. Koşarak, daha çok koşarak ve sınırlarına meydan okuyarak kazandığı iç güçle yazabiliyor.
Kitap baştan sona bu hikayeyi anlatıyor. Ayrıntı olarak Yunanistan'da özgün maratonun koşulduğu rotayı da koşuyor. Belki Sputnik Sevgilim'deki Yunanistan bölümlerine bu anıları ilham vermiş olabilir.
Murakami'ye bu kadar sağlıklı bir kişinin nasıl yazabileceğini soruyorlarmış. Koşmasaydı yazamayacağına göre konunun bunla ilgisi yok.
Murakami'nin "Birinci Tekil Şahıs"ını okuduktan sonra acaba aşk "yeniden" önemli olabilir mi diye düşündüm. Maymunun sözleri* beynimin içindeki bir duvarda gedik açtı. Annie Ernaux'nun "Yalın Tutku"sunun sonunda kadın gençliğinde zenginliğin parasal şeylerle ilgili olduğunu düşündüğünü, ama şimdi zenginliğin saf ve tutku dolu bir aşk yaşamak olduğunu anladığını söylüyordu. Bu kadınla o maymunun güzel bir ikili olacağını düşünüyorum. Meğer ki kadın bir maymunla sevişmeyi keyifsiz bulmazsa. Maymun için sorun yok, o zaten insan kadınlara aşık oluyor.
Murakami'nin kahramanlarının kendilerinin yapmadıkları ama aslında kendilerinden ayrılan başka kendilerinin yapmış olabilecekleri şeylerden dolayı kendilerinden şüphe etmelerini seviyorum. Gerçekte olup olmadığı belli olmayan olayların kurgusuna kaptırıp gidiyorum. “Acaba onu öldürmüş olabilir mi?” Öldürmediğini biliyor, öldürmediğini biz de biliyoruz, ama ya kötü bir ruhun etkisinde kaldıysa ve yaptıklarını hatırlamıyorsa. Ya da evrenin tekinde böyle bir şey olmuş olabilir. Bal gibi.
Spotify’da AC/DC'den "You Shook Me All Night Long" çalmaya başlıyor. Ayarlarda “Bass Booster” seçili, çünkü Sony MDR 7506/1’imden en çok bu ayarlarla keyif alıyorum. Şarkı tüm gece hızlı bir makine gibi çalışan bir kadından bahsediyor. Konuya uygun diye düşünüyorum.
Birinci Tekil Şahıs'a dönersek, içindeki öyküler. Kısaca.
Taştan Yastık (On a Stone Pillow): Sırf evi çok uzakta diye metrodan durağımda inip benimle sevişen kadının yazdığı tankaların bazıları yıllar sonra bile aklımdan çıkmıyor. O tankalar o sıradan kadının kendi hafızasından bile silinmiş olabilir. 5-7-5-7-7 biçiminde 31 heceden oluşan geleneksel Japon şiiri.
Krema (Cream): Birden fazla merkezi olan bir çember düşünebilir misin? "Aklın var ya, o zor şeyleri düşünebil diye var.