Merhaba kitap kurdu dostlarım! Bugün sizlere intikam duygusunu her satırında, her kelimesinde iliklerinize kadar hissedeceğiniz, adeta bir film şeridi gibi akıp giden muhteşem bir psikolojik gerilimle geldim! Yazarımızın daha önce okuduğum kitabı beni çok etkilemişti ama bu kurgu, bu olay örgüsü çıtayı bambaşka bir yere taşımış.
Her şey, genç bir gazetecinin bir hapishaneye röportaj yapmak için adım atmasıyla başlıyor. Ve biz orada, hapishanenin karanlık dehlizlerinde "Yanık Göz" ya da "Genç Nolan" olarak tanınan Jason ile tanışıyoruz.
Aslında Jason bir psikolog... Çocukken anne ve babasını trajik bir şekilde kaybettikten sonra, yetimhanenin teknisyeni Martin ve eşi Gina onu yanlarına alıyor. Evlat edindikleri Olivia ile birlikte Jason’a öz çocukları gibi bakıyorlar. Jason büyüyor, okuyor, psikolog oluyor, hayatının aşkı Emma ile evleniyor ve dört dünya tatlısı çocukları oluyor. Tam "her şey yolunda, hayat düzene girdi" derken...
Önce trajik bir kazayla en küçük çocuğunu, ardından çıkan korkunç bir yangında karısını ve diğer üç evladını kaybediyor Jason. Bir insanın kaldırabileceği en ağır acı... Bu büyük kayıplar ve peşinden gelen adaletsizlikler, Jason’ın içindeki o uykuda olan intikam duygusunu ve saf karanlığı tetikliyor.
O artık sadece bir psikolog değil; çocuklarının intikamı için yaşayan, gözü dönmüş bir baba! Yaşadığı olaylar ve aldığı o acımasız intikamlar zinciri onu hapishaneye, Morgan ve Nolan gibi karakterlerle güç savaşlarının tam ortasına sürüklüyor. Ama içindeki iyiliği de hiçbir zaman kaybetmiyor Jason.
Kitabın sonunda ise 1983 yılında dört itfaiye eri birdenbire ortadan kayboluyor. Yıllar sonra, 1989'da bir hastanenin acil kapısında akli melekelerini yitirmiş halde bulunuyorlar. İddiaları kan dondurucu: Üçünün çocukları, birinin ise babası