Kristal Denizaltı, Ahmet Altan’ın okuduğum ilk kitabı olup onunla tanışmama vesile oldu. PDF okumayı bıraktığım döneme denk gelen bu kitabı dört yıl kadar yarım bıraktım. Gittiğim sahaflarda, farklı şehirlerde bulamadım; internet üzerinde de stokları bir türlü yenilenmeyen bir kitaptı. İlk sorduğum kitabevi, “Kitaplara çok anlam yükleme, PDF oku işte,” demesine kulak asmayıp, gittiğim diğer şehirlerde de sordum, ancak kitap yoktu. Yazarın akıbeti hakkında da bir bilgim yoktu. Kitap okuyacaklarım arasında beklerken birkaç kere PDF okumaya çalıştım ama okurken gözlerim kapanıyordu. “Ben bu kitabı bulacağım,” diye inat edip Sakarya’da öylesine sordum. Kitabevinde, “Çarşıdaki şubemizde var, 1 saat beklerseniz alabilirsiniz,” cevabını alınca, “Demek ki Sakarya’da olmak kadermiş,” deyip hiç inat etmemişim gibi davranarak okumaya başladım. Kısaca, Ahmet Altan’la hikâyem bu şekilde.
Kitaba gelecek olursak, kitap deneme türü olup yazarın sevdiği kitapları anlattığı yazıların ağırlıklı olduğu; kadın, tutku ve aşk temaları üzerinde duran yazılarını basit ve anlaşılır bir dille anlatmaktadır. Sanatçıların eşsiz başarılı eserleri ve tam tersi olan karışık, dağınık hayatlarına da değinmektedir. Ahmet Altan’ın okuduğum ilk kitabı olmasından dolayı yorumum doğru olmayabilir fakat zihnimde iyimser yargılamak yerine, empati kurduran bir yazar olarak yer edindi.
Yazılarında karşı tarafa da anlatan, ona da hak vermemiz gerektiğini dair bir pencere açan deneme yazıları bulunmaktadır. Bunu ''Öteki'' adlı deneme yazısında net bir şekilde görmekteyiz. Yazar, aynı zamanda keskin çizgileri, sınırları varmış da yumuşatmış gibi hissettiriyor. Bunu da “İnsan Sevdiğini Görmediğinde” yazısında hissettiriyor. Yazılarında duyguyu daha ön planda tutuyor, rahat bir şekilde anlatmak istediğini anlatıp