Ahmet

Ahmet
@sorgula
Peygamber Efendimiz' in "El mer'ü mea men ehabbe" (Bu dünya da kimi seversen, ahirette onunla beraber olursun} Hadis-i Şerifi'nin anlamının kalbimizden çıkarılmaması gerektiği bir devirdeyiz. 1. Mahmud Han 13 Aralık 1754 günü hasta olmasına rağmen Cuma namazı için çıkmış ancak dönüşünde atının üzerinde vefat etmişti.Bunun üzerine kendisinden iki yaş küçük kardeşi Sultan III. Osman, 2 derhal saraya davet edilen devlet erkanı, ulema ve ümeranın biatiyle, tahta cülus etti . 3.Osman Dönemi: Sultan III. Osman'ın tahta çıktığı 1755 kışı çok şiddetli geçti. Nitekim cumartesi günü Haliç dondu ve deniz yol oldu. III. Osman Han'ın tahta çıktığı sene de doğal afetler bitmek bilmiyordu. Bu kez İstanbul'u büyük bir yangın sarsacak ve tarihe Harik-i Kebir (Büyük Yangın) diye geçecekti 1. Mahmud Han devrinde yapımına başlanan cami, yedi sene sonra tamamlanarak "Nuruosmaniye Camii" adıyla 5 Aralık 1755 Cuma günü ibadete açıldı. III. Osman Han'ın ölümü üzerine III. Mustafa 30 Ekim 1757 günü sabaha karşı Kafes Kasrı'ndan çıkartılıp Sünnet Odası' na davet edilerek padişahlığı tebliğ edildi. 3.Mustafa Dönemi : Topçu Ocağı'nın teşekkülü için bir Macar asilzadesi olan ve Fransız ordusunda hizmet görmüş bulunan Baron de Tott'tan istifade edildi. Koca Ragıb Paşa, Osmanlı Devleti'ni bu yüzyılda tırnakları sökülmüş bir aslana benzeterek devleti savaşa sokmaktan çekinmiştir.Ragıb Paşa, "Hünkarım! Devlet-i Aliyye'niz eskiden beri yapmış olduğu savaşlarda bir muharip arslan olduğunu
Reklam
2.Süleyman Dönemi : Hazinede para olmamasından dolayı Enderun Hazinesi'nde (İç Hazine) ne kadar altın, gümüş, kap kacak, kılıç vs. varsa para basılmak üzere darphaneye gönderildi. Ancak yine de yeterli nakit olmadığından varlıklı kimselerden "imdadiyye'' adı ile vergi alınması kararlaştırıldı ve tahsili için zorbalar görevlendirildi. Bundan dolayı pek çok kimse zulme uğradı. 2. Süleyman tahta çıktığı sırada Benefşe Kalesi hariç olarak Mora Yarımadası elden çıkmış bulunuyordu. Venedikliler Rumları da isyanlara teşvik ederek Orta Yunanistan'da süratle ilerlemeye başladılar. 1687 Eylül ayı sonlarına doğru Mora seraskerinin karargahı olan Atina elden çıktı. Belgrad'ın düşmesi, düşmanın kolayca Balkan Yarımadası'na inmesine sebep olacağından, il. Süleyman Han imdat yetiştirilmesi için fermanlar yolladı. Fakat Yeğen Osman Paşanın kayıtsızlığıüzerine 8 Eylül 1688 de Belgrad düştü.2.Süleyman Han Hafsa'ya ulaştığında Belgrad'ın Maksimilyen kumandasındaki Avusturya kuvvetlerinin eline geçtiği haberini aldı. Büyük bir üzüntü içerisinde ağlayarak, "Emir Allah'ındır' dedi. Fazıl Mustafa Paşa, Niş'ten sonra sekiz günde Belgrad'ın alındığını, Edirneöe bulunan 2. Süleyman Han'a müjdeledikten sonra, kaleyi iyice tamir ettirip içine yeteri derecede asker, mühimmat ve zahire koydu. 2. Süleyman Han, dört seneye yakın (3 sene 7 ay 14 gün) hükümdarlıktan sonra, kırk dokuz yaşında vefat ederek yerine kardeşi 2. Ahmed hükümdar olmuştur. 2.Ahmed Dönemi : Sakız Adasının düşmesi İstanbul'u karıştırdı. Osmanlı merkezine bu kadar yakın olan bir adanın Venedik eline geçmesi, Sultan il. Ahmed Han'ı oldukça fazla üzdü. Belgradla Nemçe üzerine sefer ile meşgul olan Veziriazam ve Serdar-ı Ekrem Sürmeli Ali Paşa'ya bir hatt-ı hümayun gönderdi. Serdar-ı ekremin eline ulaştırılan hatt-ı hümayunda
I. Ahmed Han'ın ölümü üzerine 22 Kasım 1617 günü sabah namazından önce Divan-ı Hümayun toplandı.Görüşmeler neticesinde Osmanlı padişahlarının on yedincisi olarak 1. Mustafa'nın cülusu uygun görüldü. 1. Mustafa Han, 22 Kasım 1617 Çarşamba günü tahta oturdu.Böylece Şehzade Mustafa'nın padişahlığı, babadan oğula devam eden Osmanlı saltanat geleneğini de bozmuş oluyordu. Sultan Mustafa'nın tutarsız davranışları devam ediyor, hatta giderek artıyordu. Bunun üzerine Darüssaade Ağası Mustafa Ağa, endişelenerek durumu Kaymakam Sofu Mehmed Paşa ile Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi'ye açarak, "Eğer bir zaman daha padişahlıkta kalırsa, altınları denize, sahralara ve lüzumsuz yerlere sarf etmekle Hazine-i Amire'yi yok edeceğine dair şüphe yoktur diye bildirdi.Neticede Sofu Mehmed Paşa ile Esad Efendi de bu halin devamının devlet için büyük tehlike arzettiğini anlamışlardı. Çaresiz kalarak ve muhtemelen Mustafa'nın annesiyle de anlaşarak onun akli zafiyet sebebiyle padişahlık yapamayacağı hükmüne dayanıp tahttan indirilmesini kararlaştırdılar. 26 Şubat 1618 günü Osmanlı tahtına çıkan Sultan 2. Osman için sarayda biat töreni düzenlendi. Gelenek üzere bir gün sonra bütün devlet ileri gelenleri, büyükler ve tüm divan üyeleri beraber olduğu halde Eyüp Sultan Türbesi'ne gidildi. Önce Eyüp Sultan Hazretleri ziyaret edilip dualar edildi. Ardından Sultan Osman kılıç kuşandı. Padişah dönüşte başta Fatih Sultan Mehmed olmak üzere büyük atalarının türbelerini ziyaret etti. 2. Osman Han, memleketin doğusunu Serav Muahedesi ile garantiye aldıktan sonra, Lehistan meselesini çözmeyi kafasına koymuştu. Bu sırada bazı devlet adamları padişahın Lehistan'a sefer açmasını istemiyorlardı. Genç Osman, bu husustaki mütalaaları dinlemeyerek ordunun sefer hazırlığına başlamasını emretti. Padişah, sefere
2.Selim Han devlet nizam ve kanunlarını bilmeyen hocası, lalası ve musahibinin sözleriyle hareket ederek saltanatının ilk gününde otoritesinin kırılmasına yol açmıştır. Askerin disiplin haricine çıkmasına sebebiyet vermiştir. Şairler, Sakız Adası'nın fethine çeşitli tarihler düşürmüşlerdir. Bunlardan en dikkat çekeni: Fem-i İslam'a nasib oldu Sakız (Sakız Müslümanların ağzına nasip oldu) şeklindedir. Kıbrıs Adası'nın fethi Osmanlı ülkelerinde büyük sevince sebep oldu ve şenliklerle kutlandı. Şairler: "Aldı Kıbrıs adasın Şah Selim ve "Hamdülillah yine alındı hisarı Kıbrıs'ın diyerek fethe tarihler düşürdüler. Bundan sonra "Kıbrıs Fatihi" diye anılacak olan Lala Musafa Paşa, 15 Eylül 1 57l'de top atışları arasında adadan ayrıldı. İnebahtı galibiyeti Avrupa'da büyük şenliklerle kutlandı. Alınan gemiler ile kaptan paşa gemisinin fenerleri ve sancakları Frenk memleketlerinde ve sahillerdeki şehir ve kasabalarda teşhir edildi. Papanın amirali Marko Antaniyo bir fener alayı ile Roma'ya girdi. Zafer nişanesi olarak Venedik'te bir abide yaptırdı. Venedik elçisi huzura gayet mağrurane girmişti. Endişeli ve huzursuz bir sadrazam bulacağını zannediyordu. Fakat Osmanlı sadrazamının son derece rahat olduğunu gördü. Hatta tepeden bakan alaycı tavrı altında ezildiğini hissetti. Paşa kendisine soru sormak ihtiyacını dahi duymadı. Tepeden bir bakış ve yüksek bir sesle: Sen bizim son hadiseden sonra cesaretimizin ne halde bulunduğunu yoklamaya geliyorsun! Sizin kaybınızla bizimki arasında büyük bir fark var. Biz sizden Kıbrıs Krallığı'nı alarak kolunuzu kesmiş olduk. Siz ise bizim donanmamızı mağlup etmekle ancak sakalımızı traş etmiş oldunuz! Kesilen kol bir daha bir daha geri gelmez ama traş edilen sakal eskisinden daha gür biter. Koca Mimar Sinan'ın kendi ağzından söylemiş olduğu
"Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi ve Akdeniz' in ve Karadeniz' in ve Kızıldeniz'in ve Rumeli'nin ve Stanbul'un ve Mukaddes Mekke ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Gürcistan'ın ve Rum'un (Sivas, Tokat, Amasya) ve Dulkadır vilayetinin ve Diyarbekir'in ve Azerbaycan'ın ve Acem'in ve Şam'ın ve Haleb'in ve bütün Arab diyarının ve Mısır'ın ve Cezayir'in ve Tunus'un ve Yemen'in ve Eflak'ın ve Boğdan'ın ve Erdel'in ve Belgrad'ın ve Bosna'nın ve Budin'in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dahi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı, Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu, Sultan Süleyman Han'ım! Sen ki, Fransa ülkesinin Kralı Françesko'sun. Canberdi Gazeli güçlerinin kimi kaçış yolunu tutarken kimisi de selameti teslim olmakta buldu.Yakalanan Canberdi'nin başı kesilerek ayaklanmasının bastırıldığının belirtisi olmak üzere başkent İstanbul'a padişaha gönderildi. Belgrad Osmanlılar tarafından ilk defa il. Murad Han zamanında kuşatılmıştı. 1 441 yılında karadan ve Tuna Nehri'nden başlatılan ve altı ay devam eden kuşatma, karşılaşılan mukavemet ve orduda görülen salgın hastalık gibi sebeplerle kaldırılmıştı. İkinci kuşatma ise Fatih Sultan Mehmed tarafından gerçekleştirildi. Bizzat padişahın da katıldığı ve yaralandığı şiddetli çatışmalar bir netice vermemiş ve tekrar geri çekilmek zorunda kalınmıştı.Şimdi Osmanlı orduları Kanuni Sultan Süleyman'ın emrinde bir kez daha Belgrad önündeydi.Yeniçerilerin içeri girmesi halinde yaşanacakları dikkate alarak kaleyi sulhen vermeye razı oldular.Böylece kısa bir süre içerisinde bir Türk ve İslam beldesi hüviyetini kazanan Belgrad, bu tarihten itibaren
Reklam