Feminizm ve LGBT+ bir yönüyle sendikal hareketlere benzerlik gösterirken öbür taraftan doğma ve Türkiye'de revizyonistleşmiştir.
Hiç şüphe götürmeksisin kadın ve lubunya bireyler ezilmiştir ama bundan çıkarılacak sonuç pozitif ayrımcılık ile teraziye daha fazla yük kolayım dengelensin mantığı saçma ve ütopiktir ve Türkiye yerelindeki deneyim de göstermiştir ki toplumda daha fazla tepkiselleşmeye ve dolayısıyla savunduklarınım tam tersini meydana çıkarmaktadır.
Neden sendikal hareketlere benzer: Kadın ve Erkek ayrımından ortaya çıkan sınıflı toplumlar, sınıfsız topluma geçerken ister istemez kadın ve erkek ayrımını ortadan silecektir. Bu da kadın kurtuluşunun sosyalizmde bile bir tık devam edip komünizmde söneceğini ve biteceğini belirtirken nasıl ki sendikal hareketler kadınların kurtuluşunu sağlamazken sadece çalışma saatleri, maaş, izin vs. haklar sağlar ama kurtuluş oluşturmaz keza feminizmde somut koşulların çelişkisinin doğru ele alınması kendini kitlelere tepkiselleştirmek yerine kendini halka mal ettiği ölçütte belli haklar sağlar ama kurtuluşunu oluşturmaz
Diğer yönüyle ise: LGBT+ bireyler ile bu somut koşulun daha çok anlaşılabileceği görüşümdeyim ki "g*tümüz başımız ayrı oynuyor", " A... Benim elletirim g.t benim s.." söylemi halkımızın yabancı olduğu jargondur ve kendini kitlelerden yabancılaştırmak ve hatta kazanılan lgbt+, feminist haklarının geri kaybedilmesine olanak sağlar.
Öte yandan evet doğmadır; Çünkü demin de belirttiğim gibi söylem halka yabancı ve basmakalıplar ile ortaya çıkmış ve aslında mücadele alanı ve sistemin yüzlerce çelişkisinden birisi iken bu kadar öncelik verilmiş hatta bazı sosyalistler bunu ana hedef haline getirip özünden koparırken aslında feminizm burjuva demokratik hakkıdır ve burjuvasi ve liberaller tarafından da istenen