Bunun içindir ki Fidel, yapılacak olan işi daima efsaneleşmiş olan Granma çıkartması sırasında sağ kalan bir avuç insanın karşılaştığı güçlüklerle kıyas etmekten hoşlanır. Granma'yı terkettikleri anda, bu insanlar bütün kişisel umutlarını bir kenara bırakmışlardı; mücadele başlıyordu; başarıya veya yenilgiye uğrayacak olan bütün bir ulustu. Bu inanç, ve Fidel ile ulusu arasındaki bu sarsılmaz birlik sayesindedir ki, Fidel, savaşın en güç anlarında bile hiç bir zaman umutsuzluğa kapılmamış, gücünü yitirmemiştir. Çünkü Fidel biliyordu ki, mücadele ve savaş sadece Sierra Maestra dağları ile sınırlanmış ve tecrit edilmiş olarak kalmayacak, Küba'nın her tarafında, haysiyet sancağını kaldıracak bir erkek ya da kadın bulundukça, dalgalanacaktı. Fidel, hepimizin sonradan anladığımız gibi, biliyordu ki, sürdürülen savaş, tıpkı bugünkü savaşımız gibi, bütün Küba halkının kaderi ile ilgili idi. Bugün bunu şu sözlerle belirtmektedir: Ya hep birlikte kurtulacağız, ya da hep birlikte yok olacağız. Bu cümleyi daha önce duymuşsunuzdur. Güçlükleri yenmek, engelleri ortadan kaldırmak daima zordur, tıpkı Granma çıkartmasını izleyen günlerde olduğu gibi; ama bugün savaşçılar artık birler ve onlarla değil, milyonlarla sayılıyor. Tüm Küba bir Sierra Maestra olmuş, vatanımızın ve bütün Amerika'nın özgürlüğü, geleceği ve onuru için kesin bir savaş vermeye başlamıştır. Evet, savaşımız aynı zamanda bütün Amerika içindir, zira ülkemiz ne yazık ki yeni dünyada savaşa hazır olan tek ülkedir.