Fransız Sosyalist Partisi'ne katılmamın nedeni, bu sosyalist "bayanlar ve bayların" - yoldaşlarıma o sıra böyle hitap ederdim- bana karşı, ezilen halkların mücadelesine karşı sempati göstermiş olmalarıydı. Fakat parti nedir, sendika nedir bilmiyordum, ne de sosyalizmin ya da komünizmin ne olduğunu biliyordum.
O zamanlar Sosyalist Parti'nin şubelerinde Sosyalist Parti'nin İkinci Enternasyonal'de kalmasının gerekip gerekmediği, bir "İki Buçuk'uncu Enternasyonal" mi kurulması, yoksa Lenin'in Üçüncü Enternasyonal'ine mi katılmak gerektiği konusunda kızgın tartışmalar yapılıyordu. Toplantılara, haftada iki veya üç defa olmak üzere, düzenli olarak gidiyor ve tartışmaları dikkatle dinliyordum. İlkin iyice anlayamıyordum. Neden tartışmalar o kadar kızgındı, ister ikinci, ister iki buçuk veya üçüncü enternasyonal olsun, devrim yapılabilirdi. Tartışmanın yararı neydi? Birinci Enternasyonal'e gelince, o da neydi?
En çok bilmek istediğim de ki toplantılarda bu hiç tartışılmıyordu, hangi Enternasyonal'in sömürge ülkelerin halklarının yanını tuttuğuydu.
Bir toplantıda bu sorunu fikrimce en önemli sorun, ortaya attım. Bir yoldaş: İkinci değil, Üçüncü Enternasyonal diye cevap verdi. Ve bir yoldaş bana okumam için Lenin'in L'Oumanité tarafından yayımlanmış: "Ulusal Sorunlar ve sömürge sorunları hakkında tez"ini verdi.
Bu tezde anlaşılması güç siyasal terimler vardı. Bir, bir daha okumak suretiyle sonunda tezin ana bölümünü kavrayabildim. Nasıl bir heyecan, şevk, açık görüşlülük ve güven damla damla içime aktı! Sevinçten ağladım. Odamda tek başıma oturarak sanki büyük kalabalıklara hitap ediyormuş gibi yüksek sesle bağırdım: "Aziz şehitler, vatandaşlar! İşte muhtaç olduğumuz şey, işte kurtuluşumuza giden yol!"
Ondan sonra Lenin'e, Üçüncü Enternasyonal'e tam güven duydum.