Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
@sorguletios
Proleterleşmeye çalışan Küçük Burjuva
Sosyoloji 2.Sınıf
Dersim / Ankara
Ankara, 31 Aralık 2002
143 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
YARI-PROLETERYA
Yüksek oranda işsizlik oranı, yarı-sömürge ve yarı-feodal bir ül- kenin temel bir özelliğidir. 37 milyonluk nüfusuyla Filipinlerde üç milyon işsiz ve yedi milyon üretim dışı bir yedek emek ordusu bu- lunmaktadır. Gerici hükümet, işsizlik durumuna ilişkin doğru olma- yan rakamlar yayınlarak bu gerçeği gizliyor. Yapay olarak, yarı-pro- letaryaya ait milyonlarca insanı istihdam içinde değerlendiriyorlar. Yarı-proletaryaya ait çok sayıda yoksul ve yarı-mülk sahibi köy- lü bulunmaktadır. Bunun yanısıra, nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan yarı-proletaryanın başka bölümleri de bulunur. Bunlar en çok deniz ve göl kıyılarındaki yoksul balıkçılardan oluşur. Yarı-pro- leterlerin geri kalanı çoğunlukla şehirlerde ve kasabalarda bulunur. Yarı-proleterler; mülksüzlük, yetersiz tazminatlar, düzensizlik, gelir ve güvenlik yetersizliklerinden muzdariptirler. Küçük el sanat- ları ustaları, marangozlar ve duvarcılar, küçük fotoğrafçılar, seyyar tamirciler ve yoksul balıkçılar gibi basit araçlara sahip olanları bu- lunur. Seyyar satıcı ve küçük tezgahtar gibi hayatlarını sürdürmek için çok az miktarda parası olanlar vardır. Rıhtım hamalları, pa- zarlarda eşya taşıyanlar, dükkanlardaki kalfalar, ter atölyelerindeki çıraklar, pedicab sürücüleri, kimi jeepney(28) şoförleri, gündelikçiler, restoranlardaki hizmetliler ve benzerleri gibi emek güçlerinden baş- ka satacak hiçbir şeyleri olmayanlar vardır. Bunlar, yarı-sömürge, ya- rı-feodal koşullardan ötürü sanayi işletmelerinde normal maaşlı ola- rak veya kırsalda düzenli kiracılar olarak kabul edilmeyen kişilerdir. Bu yarı-proleterler demokratik halk devriminin itici gücũ- dür. Sanayi proletaryası kadar yoğun olmasalar da yerel oluşum- lar şeklinde değerlendirilebilirler. Filipin halkının ulusal ve sınıfsal düşmanlarıyla savaşmaya
Sayfa 193·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Proletarya
Proletarya, esas olarak sanayi işçilerine ve ikincil olarak da diğer ücretlilere atfen kullanılır. Proletarya, herhangi bir üretim aracından mahrum bırakılan ve emek gücünü üretim araçlarının sahibi olan kapitalistlere satmak zorunda olan bir sınıftır. Kapitalist işverenle- rin kendilerine ayırdığı artı-değerden çok daha küçük, az bir geçim ücreti karşılığında artı-değer yaratmaya zorlanmak suretiyle sömü- rülürler. Filipin toplumunun bugünkü yarı-sömürge ve yarı-feodal doğa- sından dolayı, Filipinler sanayi proletaryası köylülüğe kıyasla küçük- tür. Ülkedeki toplam insan gücünün yaklaşık yüzde 15'ini kapsar. Sayıları 1.8 milyondan 2 milyona kadar değişmektedir. Sanayi işçileri; kara, deniz ve demiryolu taşımacılığı, maden ocakları ve taş ocakları; ağaçlık alanlar ve kerestecilik birimleri; şe- ker, hindistan cevizi ve abaka-soyma değirmenleri; kamu hizmetleri tesisleri; gıda işleme-içecek tesisleri ve bira fabrikaları; tabakhane ve ayakkabı imalatı; tekstil fabrikaları; baskı makineleri; alışveriş fırma- ları; kimya ve ilaç fabrikaları; sabun ve kozmetik fabrikaları; petrol rafinerileri; un değirmenleri; çimento tesisleri; kağıt hamuru ve kağıt üretimi; hurda metal ve çelik işleme tesisleri ve diğer bazı girişim ve sanayi hatlarında bulunurlar. En stratejik ve en büyük işletmeler ABD'li tekelci şirketlerin elindedir ve onlar tarafından kontrol edil- mektedir. Bunun haricinde, bu işletmeler yerel büyük burjuvazinin ve orta burjuvazinin mülkiyetindedir ve ikincisi ekonomide bir bü- tün olarak ikincil bir rol oynar. Sanayi işçileri, ABD emperyalizmi, yerli kapitalizm ve feodalizm tarafından aşırı derecede ezilip sömürülmektedir. Sözde Magna Car- ta Çalışma Hakkı'nın kendilerine gerçekte bir yardımı bulunmaz. Fi- lipinler Komünist Partisi ve Emek Örgütleri Kongresi'nin
Sayfa 188·Kitabı okudu
Yoksul Köylüler
Yoksul köylüler, tarım işçileriyle birlikte kırsal nüfusun yakla- şık yüzde 75 ila 80'ini oluşturur. Yarı-mülk sahibi köylülerle birlikte, yoksul köylüler yarı-proleter kategorisine dahil edilir. Bir kural ola- rak toprakları yoktur ve feodal beylerin kiracısı olarak hizmet eder- ler. Bazıları bir toprak parçasına sahiptir, ancak geçimleri çoğunlukla kiracı statüsüne bağlı olduğu için bu durum tamamen görmezden gelinebilir. Az sayıda çiftlik aletleri bulunur ve çoğu iş hayvanlarını ancak ödünç alır veya kiralar. Yoksul köylülerin maruz kaldıkları te- mel sömürü şekli, toprağın yarısına veya daha fazlasına eşit olan ara- zi kirasını düzenli olarak ödemeleridir. Tefecilik ve diğer feodal suis- timallere en çok maruz kalanlar yoksul köylülerdir. Birçok durumda, tarımsal giderlerin muhasebesine yönelik toprak ağaları tarafından aldatılırlar. Yoksul köylüler diğer tüm köylü katmanlarından daha fazla mahsul eker, ekinlerle ilgilenir, kümes hayvanı ya da domuz ye- tiştirir, balık avlar, el işleri yapar, inşaat işçisi ya da mevsimlik tarım işçisi olarak emek gücünü satmak zorunda kalırlar. Yoksul köylüler, emek güçlerini yalnızca ara sıra ya da kısmen satan orta köylülerden farklı olarak, belirli ve hatırı sayılır bir süre boyunca emek güçlerini satmak zorunda kalırlar. Yoksul köylülerin, hem geçim kaynakları hem de tarımsal harcamalar için genellikle birikimleri sınırlıdır. Sık- lıkla akraba ve arkadaşlarından yardım alırlar veya mal sahiplerine ve borç verenlere garanti olarak mahsullerini bırakırlar. Yoksul köylüler ve yarı-mülk sahibi köylülerin ezici çoğun- luğu Filipin Devrimi'nin en büyük itici gücünü oluşturur. Onların esas meselesi toprak meselesidir. Dolayısıyla, demokratik halk dev- riminin de asıl meselesi budur. Bu soruna devrimci çözüm üret- me sürecinde Filipin
Sayfa 186·Kitabı okudu
Orta Köylüler
Orta köylüler, kırsal küçük burjuvazi olarak adlandırılabilir ve kırsal nüfusun yaklaşık yüzde on beş ila yirmisini oluşturur. Kendi kendilerine az çok yeterli olmalarını sağlayan toprakları bulunur. Bazı durumlarda, arazinin sadece bir kısmına sahip olup kalanını kiraya verirler ya da toprakları bulunmaz ve hepsini kiraya verirler. Fakat her halükarda, kendilerine yeterli bir gelir elde etmek için esas olarak kendi emeklerine güvenirler. Bazen sömürü uygularlar, ancak bu sadece küçük bir dereceye kadardır ve düzenli ya da ana gelir kaynağı olacak seviyede değildir. Yeterli tarım aletleri, tarımsal giderler için nakitleri ve en az bir iş hayvanları vardır. Kendilerine yetebilen özelliklerinden dolayı, orta köylüler emek güçlerini satmak zorunda değillerdir. Bazı ailelerinin bazı özel becerileri olabilir, ancak yalnızca evlerini iyileştirmek ya da çocuklarını okula göndermek için ekstra para kazanırlar. Orta köylülerin üç seviyesi vardır. Üst seviyeye ait olanlar, yeterli araziden biraz daha fazlasına sahiptirler veya hasat yaparlar ve hasat payından aileleri için yeterli olandan biraz daha fazlasını alırlar. Zengin köylülerin statüsüne talip olurlar ve bu nedenle de onların siyasi tavrını benimseme eğilimindedirler. Orta köylülerin orta seviyesine mensup olanlar, yeterli araziye sahiptirler veya kendilerini yeterli hale getirmek için yeteri kadar kazanırlar. Üst-orta köylülerin statüsünü elde etmek ve kendilerini borçlu olmaktan kurtarabilmek için biraz daha kazanmaya çalışırlar. Bazen borçlanırlar, ancak ayakta kalmayı başarırlar. Sakin dönemlerde üst-orta köylülerin ve zengin köylülerin görüşlerini takip etme eğilimindedirler. Fakat devrimci hareket dalgası yükseldiğinde alt-orta köylülerin ve yoksul köylülerin görüşlerini kolaylıkla takip edebilirler. Orta
Sayfa 185·Kitabı okudu
Zengin Köylüler
Zengin köylüler, kırsal burjuvazi olarak da adlandırılır ve kırsal nüfusun yaklaşık yüzde beşini oluşturur. Genel bir kural olarak, hem kendi topraklarına hem de fazladan artı-topraklara sahiptirler. Bazı durumlarda arazinin sadece bir kısmına sahip olup kalanını kiraya verirler ya da araziye sahip değildirler ancak büyük miktarda arazi kiralarlar. Araziyi kendileri işleyerek ya da kiraya verdikleri fazla arazide başkalarını sömürüp onlardan istifade ederek yıllık giderlerinin üzerinde tahıl veya nakit fazlası elde ederler. Kendileri çalışsalar da, ya çiftlik işçilerini işe alarak ya da topraklarının bir kısmını yoksul köylülere bırakarak sömürüye dahil olurlar. Daha fazla ve daha iyi çiftlik aletleri ve çok sayıda iş hayvanları bulunur. Gübre ve zirai ilaçlarla ekinlerini geliştirmek için sermayeleri çoktur ayrıca sulama tesisleri bulunan tarlalara sahiptirler. Tarım işçilerini kiralamak ya da toprak kirası almak dışında, iş hayvanları ve çiftlik aletlerini kiralama, yerel mağaza işletme ve benzerleri gibi başka sömürü biçimlerini de uygularlar. Barriolardaki yarı-feodalizmi temsil ederler, küçük toprak ağaları veya küçük tüccarların görüşleri üzerinde etkilidirler. Zengin köylüler gelirlerini tamamen veya esas olarak, işe aldıkları başkalarının emek gücünden, kiracılardan, tefecilikten, iş hayvanları ve çiftlik aletlerinin kiralanmasından veya toprak ağalarının işverenleri veya idarecileri olarak hizmet etmekten elde eder, buna bağlı olarak da toprak ağası statüsü kazanırlar. Bazı bölgelerde tepkiler yükseldiği zaman bir avuç zengin köylü yerel despotun tarzını benimser ve despot toprak ağalarının köpeği olurlar. Toprak ağası sınıfı, "barrio konseylerinin" dönüştürülmesi ve devrimci köylülere karşı silahlı çetelerin örgütlenmesinin aracı olarak her zaman zengin
Sayfa 183·Kitabı okudu