Filipin toplumunun yarı-feodal karakteri, esas olarak eski feodal üretim tarzının tabi kılındığı ABD tekelci kapitalizmi tarafından belirlenmiştir. Yabancı tekelci kapitalizm ile iç feodalizmin iç içe geçmesinin somut sonucu, kendi kendine yeten doğal ekonominin erozyona uğraması ve bir meta ekonomisi lehine dağılmasıdır. Yabancı tekelci kapitalizm tarafından dikte edilen bu meta ekonomisi, ulusal kapitalizmin büyümesini kısıtlamak ve mülk sahipleri ile esnafı iflasa zorlamak için kullanılmaktadır. Büyük kitleleri feodal kölelik içinde tutmak, aynı zamanda yerel işgücü piyasasını ucuzlatan büyük bir yedek emek ordusu olarak nüfusun nispi fazlalığını yaratmak için kullanılır. Filipin tarımında, eski feodal üretim tarzı, ABD ve diğer kapitalist ülkelerin ihtiyaç duyduğu birkaç ihracat ürününün üretimi için kapitalist tarım ile yan yana bulunmaktadır. Nitekim, eski feodal üretim tarzı, kapitalist çiftliklerden daha geniş alanları kapsamaktadır. Feodalizm, geniş halk kitlelerinin yoksulluğunu devam ettirmek, çok sayıda köylüye boyun eğdirmek ve ülkedeki ucuz emek ve ucuz hammaddelere sahip olmak amacıyla ABD emperyalizmi tarafından desteklenmekte, ülkedeki geri kalmışlığı manipüle etmek amacıyla yönetilmektedir. Bu anlamda, yerel feodalizm ABD emperyalizminin sosyal tabanıdır. Toprak sahiplerinin sömürüsünün devam etmesi, ABD emperyalizminin karşı devrimci koruması altındadır. ABD emperyalizmi ve feodalizm arasındaki bağları parçalamak ve feodalizmi sosyal temelinden kopartmak için bir tarım devrimi gereklidir.
ABD emperyalizmi ve feodalizm arasındaki etkileşim ve simbiyotik ilişki Filipin toplumunu yarı-sömürge ve yarı-feodal yapmıştır. ABD emperyalizminin, sömürgeci tarım ekonomisini gerçekten bağımsız ve kendine yeten bir yapıya dönüştürmek gibi bir derdi yoktur.