Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
@sorguletios
Proleterleşmeye çalışan Küçük Burjuva
Sosyoloji 2.Sınıf
Dersim / Ankara
Ankara, 31 Aralık 2002
143 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Filipin halkına karşı her tür cinayet, tecavüz ve işkenceyi sürdürüyor, önceki kukla rejimler gibi Marcos kukla rejimi de ABD emperyalistleriyle "müzakereler" yürüterek ABD haklarını garanti altına alıyordu. Gerici hükümet, halkın egemenliği için savaşmak yerine polisini ve silahlı birliklerini halkın anti-emperyalist protesto eylemlerine saldırması amacıyla yönlendiriyordu.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ABD emperyalizminin eski sömürgelerini ayrıca yenilerini ele geçirme konusundaki aşağılık planı, Japonlarla donanma ve hava savaşlarına giriştikleri zaman, özellikle de Çin başta olmak üzere büyük güçlerin Asya'daki ulusal kurtuluş hareketiyle büyük miktarlarda kayıp yaşadığı zamanlarda kendini gösterdi. Tüm anti-faşist savaş süresince Japon emperyalizminin Asya'daki en belirleyici yenilgileri, Çin Komünist Partisi ve Mao Zedong yoldaş liderliğindeki Halk Kurtuluş Ordusu sayesinde gerçekleşmiştir. 1937'den itibaren, kendi engin toprakları içinde uzun süreli bir savaş sonucunda Japon saldırgan birliklerinin büyük kısmını yok eden ülke Çin'dir. Büyük Çin halkına göre, Asya halkları 1945'te Japon emperyalizmine karşı savaşı zafere taşıyacaktı. ABD emperyalizminin Japonya'ya karşı zafer kazanabilmek için Japon halkına yönelik atom bombası kullanması aptalca bir zorbalık ve ırkçılık girişimidir. Bütün dünya halkları, özellikle de Avrupa halkları, faşizme karşı dünya çapındaki mücadelesinden ötürü Stalin yoldaş liderliğindeki Sovyetler Birliği'ne borçludur. Stalingrad'taki savaş, mihver güçlerinin çekirdeğini zayıflatan belirleyici bir savaştır. Bu aşamadan itibaren Sovyet Kızıl Ordusu ilerlemeye başlamış ve faşist güçler dağıtılarak yok edilmiştir. Filipin halkının emperyalist Japon işgalcilerden kurtulması esasen kendi eseridir. Kurtuluşu sağlayan şey; Filipinler Komünist Partisi, Hukbalahap ve Japon istilacı ve kukla güçlere karşı ülkenin her yerinde bulunan yurtsever gerillaların çabalarının toplamıdır. Bu güçler, Japonları şehir ve kasabalardaki garnizonlarda imha etmiş ayrıca kırsal bölgelerde gerilla savaşı ile Japonlara karşı büyük mücadeleler vermiştir. Filipinler'i özgürleştiren ABD emperyalizmi değildir. ABD emperyalizmi, sömürgeci düzeni yeniden canlandırmak
Sayfa 69·Kitabı okudu
Filipin toplumunun orta kesiminde ulusal burjuvazi ve küçük burjuvazinin katmanları vardı. Ulusal burjuvazi, ABD mamüllerindeki devasa dampinglerin etkisiyle ayrıca mali gücün komprador büyük burjuvazi ve emperyalist firmaların elinde yoğunlaşmasına bağlı olarak son derece sınırlı ve baskı altında bulunan bir katmandı. Kendi mülk sahibi durumunu koruyan küçük burjuvazi, örgün eğitime giderek daha fazla ilgi duyuyordu. İflas eden küçük toprak sahipleri ve zengin köylülerden bazıları kolej eğitimi alıp sömürgeci bürokrasi için maaşlı olarak çalışmaya başladı, diğerleri ise proleter veya yarı-proleter katmanlara dahil oldu. ABD emperyalizmi, sömürgeci kontrolün önemli bir aracı olarak yeni bir eğitim sistemi geliştirdi. Ana içeriği Filipin Devrimi'ne karşı oluşturulmuştu ve ABD emperyalizmine siyasi bağlılığı geliştirmeyi amaçlıyordu. Filipin-Amerikan Savaşı sırasında bir yer fethedildikten sonra emperyalist saldırgan birlikleri aslında "demokrasi" getirmek için ülkeye geldikleri şeklindeki emperyalist propagandayı yayıyor ve kendilerini Filipinlileri "kendi kendini yönetmeye" hazırlamaya yardımcı olan öğretmenler olarak gösteriyordu. Asker kökenli Amerikalı öğretmenler kısa sürede ABD'li yüzlerce sivil öğ- retmenden oluşan Thomasiteler(14) ile pekiştirildi. Sömürge devlet okullarını sistemleştirdiler ve öğretmen yetiştirme okulları ve tarım okulları açtılar. Amerikan katolik ve protestan misyonerleri bununla birlikte, özellikle iç bölgelerdeki halkı sömürgeci doktrinler doğruldoğrultusunda dönüştürmeye çalıştılar
Sayfa 59·Kitabı okudu
Eğer Filipin halkının doğal zenginlikleri doğrudan Filipin halkının kendi yararı için kullanılmış olsaydı, şu ankinden birkaç kat daha büyük bir nüfus için dahi bu zenginlikler fazlasıyla yeterli olurdu. Ancak ABD emperyalizmi, yerli feodalizm ve bürokrat kapitalizm Filipin halkının doğal kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasını engellemektedir. ABD emperyalizmi ve uşakları, günümüzde bu doğal kaynakları kendi dar planları doğrultusunda bencil çıkarlarına yönelik ve emekçi kitlelerin aleyhine sömürmektedir. 1970 sayımına göre, günümüzde Filipinler nüfusu yaklaşık 37 milyondur ve yıllık yüzde 3,5 oranında artmaktadır. Nüfusun %75'i geri ve feodal koşullar altında kırsal kesimde yaşamaktadır. Eğer yabancı ve feodal sömürü ortadan kalkarsa, bu nüfus yalnızca ekonomik açıdan kendi gücüne dayanmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumun her alanında çaba sarfedebilecektir. Gericiler; ABD emperyalizmi, feodalizm ve bürokrat kapitalizmden kaynaklı temel sorunları örtbas etmek için sürekli olarak Malthusçu tarzda "aşırı nüfustan" bahseder. Oysa ki, bu durum problem olmak yerine ilerlemek için muazzam bir güce dönüştürülebilir.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Feminizm
Feminizm ve LGBT+ bir yönüyle sendikal hareketlere benzerlik gösterirken öbür taraftan doğma ve Türkiye'de revizyonistleşmiştir. Hiç şüphe götürmeksisin kadın ve lubunya bireyler ezilmiştir ama bundan çıkarılacak sonuç pozitif ayrımcılık ile teraziye daha fazla yük kolayım dengelensin mantığı saçma ve ütopiktir ve Türkiye yerelindeki deneyim de göstermiştir ki toplumda daha fazla tepkiselleşmeye ve dolayısıyla savunduklarınım tam tersini meydana çıkarmaktadır. Neden sendikal hareketlere benzer: Kadın ve Erkek ayrımından ortaya çıkan sınıflı toplumlar, sınıfsız topluma geçerken ister istemez kadın ve erkek ayrımını ortadan silecektir. Bu da kadın kurtuluşunun sosyalizmde bile bir tık devam edip komünizmde söneceğini ve biteceğini belirtirken nasıl ki sendikal hareketler kadınların kurtuluşunu sağlamazken sadece çalışma saatleri, maaş, izin vs. haklar sağlar ama kurtuluş oluşturmaz keza feminizmde somut koşulların çelişkisinin doğru ele alınması kendini kitlelere tepkiselleştirmek yerine kendini halka mal ettiği ölçütte belli haklar sağlar ama kurtuluşunu oluşturmaz Diğer yönüyle ise: LGBT+ bireyler ile bu somut koşulun daha çok anlaşılabileceği görüşümdeyim ki "g*tümüz başımız ayrı oynuyor", " A... Benim elletirim g.t benim s.." söylemi halkımızın yabancı olduğu jargondur ve kendini kitlelerden yabancılaştırmak ve hatta kazanılan lgbt+, feminist haklarının geri kaybedilmesine olanak sağlar. Öte yandan evet doğmadır; Çünkü demin de belirttiğim gibi söylem halka yabancı ve basmakalıplar ile ortaya çıkmış ve aslında mücadele alanı ve sistemin yüzlerce çelişkisinden birisi iken bu kadar öncelik verilmiş hatta bazı sosyalistler bunu ana hedef haline getirip özünden koparırken aslında feminizm burjuva demokratik hakkıdır ve burjuvasi ve liberaller tarafından da istenen