Bir zamanlar evler daha sıcaktı.
Sokaklar daha canlıydı.
Arabalar bile karakter taşıyordu.
Dükkanlar, mutfaklar, kafeler, mahalleler... hepsinin kendine ait bir ruhu vardı.
Bugün ise birçok şey daha modern, daha düzenli, daha temiz görünüyor.
Ama bazen daha soğuk.
Daha sessiz.
Daha birbirine benzer.
Daha ruhsuz.
Renklerin azalması sadece dekorasyonla ilgili değil.
Bu biraz da hayat tarzımızın değişmesiyle ilgili.
Daha sade evler istedik ama bazen yaşanmışlığı kaybettik.
Daha modern şehirler kurduk ama sokakların sıcaklığını azalttık.
Daha düzenli mekanlar yaptık ama kişiliği, hikayeyi ve samimiyeti geri plana attık.
Eskiden kusurlar vardı ama sıcaklık da vardı.
Bugün mükemmelik var ama bazen duygu eksik.
Her şey daha estetik görünebilir ama insan şunu sormadan edemiyor:
"Güzelleşirken gerçekten yaşamaya devam ediyor muyuz, yoksa sadece daha steril bir hayat mı kuruyoruz?"
Modernlik kötü değildir.
Minimalizm de kötü değildir.
Ama insanın ruhuna iyi gelen şey sadece düzen değil; renk, sıcaklık, hatıra, temas ve yaşanmışlıktır.