Çünkü İyisin #okudumbitti
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve yazarın okura geçen o sade, samimi anlatımını çok sevdim. Çünkü İyisin, adıyla bile insanı yakalayan kitaplardan biri. Çünkü gerçekten de bazı kitaplar tam ihtiyacınız olan anda karşınıza çıkmış gibi hissettiriyor.
Kitap, iyi olmanın neden bazen insanı bu kadar yorduğunu anlatıyor. Hep anlayışlı olmaya çalışmak, kimse kırılmasın diye kendinden vazgeçmek, sürekli vermek ama karşılığında çoğu zaman incinmek… Okurken bazı satırlarda insan ister istemez durup kendi hayatını düşünüyor. “Ben bunu nerede yaşıyorum?” diye sormadan edemiyorsunuz.
Yazarın en sevdiğim tarafı, iyiliği küçümsememesi ama güçsüz bırakılmış iyiliğin insanı nasıl tüketebileceğini çok net göstermesi oldu. Yani mesele iyi olmakta değil; sınır koyamadan, kendini koruyamadan, hep başkalarını önceleyerek iyi olmaya çalışmakta. Bu ayrım bana çok iyi geldi.
Kitap boyunca “ruh katilleri” diye anlatılan insan tipleri üzerinden hem ilişkilerimizi hem de kendimize davranış biçimimizi sorguluyoruz. Ama bunu karamsar bir yerden yapmıyor. Tam tersine, okura “Sen iyisin ama kendini de unutmamalısın” diyen, güçlendiren bir tarafı var. Bu yüzden sadece kişisel gelişim kitabı gibi değil, biraz iç dökme, biraz farkındalık, biraz da kendine dönme rehberi gibi hissettirdi.
Anlatımı oldukça akıcı. Bölümler rahat ilerliyor, dili yormuyor ve okurken sanki biri karşınıza oturmuş da uzun zamandır içinizde birikenleri sakince anlamlandırıyormuş gibi geliyor. Özellikle hassas, çok düşünen, çok empati kuran ve zaman zaman bundan yorulan insanların kendinden bir şey bulacağını düşünüyorum.
Çünkü İyisin, bana iyi olmanın güzel ama kendini ihmal etmeden iyi kalmanın daha kıymetli olduğunu hatırlattı. Kendine sınır çizmeyi, “hayır” diyebilmeyi, kendi ruhunu da korumayı