Çalışmadan daha yüksek almışım hani emek karşılığı hani 10 soru vardı zaten 5 dk sürdü çözmek, iyi geçti sanıyordum iyi geçirmiş
İz bırakanlar, is bırakanlar...
Her ademoğlu dünyadan gelip geçer de, kimi ardında takip edilesi iz(ler) bırakır; hoş bir sedâ, hoş bir eda, dik duruş ve güzel davranış, güzel koku ve renk gibi...kimi de kapkara "is" bırakır, kötü kokan, kazıyınca çıkmayan zift karası... Bu dünyanın en büyük ve yalın hakikati... Dünya dediğimiz bu han, herkesin konup göçtüğü, ama duvarlarında mutlaka kendinden bir parça bıraktığı muazzam bir hafıza mekânıdır. İz bırakanlar, bu kubbede hoş bir sedâ bırakmayı dert edinenlerdir. Onların gidişiyle yeryüzü eksilir belki, ama geride bıraktıkları ışık, yıllar sonra bile yollarını kaybetmiş bedbahtlara pusula olur. Bir tebessümle gönül alanlar, adaletin safında dimdik duranlar, rüzgâra karşı bile eğilmeyenler... Onlar dünyayı güzelleştiren, insanlığın mayasını taze tutanlardır. Göçüp gitseler de kokuları kalır sokaklarda; adları her anıldığında içe çekilen derin bir nefes gibi ferahlık verirler. Bir de "is" bırakanlar vardır... Geçtikleri her yeşili kurutan, bastıkları her toprağı çoraklaştıranlar. Onlar bencilliğin, hasedin ve zulmün zifiri karanlığıyla yürürler. Arkalarında bıraktıkları tek şey, temizlenmesi nesiller süren kirli bir pastır. Hatırlandıklarında sinelere bir ağırlık çöker, yüzler ekşir, ruhlar daralır. Ne acıdır ki, ömür gibi aziz bir sermayeyi, sadece etrafı karartmak için harcayıp gitmişlerdir. Tarih de, gündelik hayat da bu iki zıt kutbun canlı şahitleriyle doludur. Biri baktıkça içimizi ferahlatan ve insanlığa olan inancımızı tazeleyen bir "iz", diğeri ise hafızalardan silinmek istenen kirli bir "is"tir. Gelin, bu iki insan tipini hayatın içinden somut örneklerle karşılaştıralım: İz Bırakanlar (Aydınlatanlar): İnsanlığın ortak mirasına harç koyanlar, ömürlerini bir hakikatin veya faydanın peşinde tüketenlerdir. Onlar, sadece kendi dönemlerini değil,
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ne zaman bir çift görsem aklıma sadece bir soru gelir, acaba içlerinden biri yalnız kalamayacak kadar bağımlı bir zavallı mı yoksa gerçekten birbirlerini seviyorlar mı? Bir cafede yalnız başına kahve içememek de hastalıktır,o boşluğa düşmemek adına karakterlerinden olurlar.
İvan İlyiç'in bir gece birdenbire aklına takılan soru; "Ya sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değilse?''
Alıntı
İnsan bazen kendini görebilmek, değerli hissedebilmek ve kendini kabul edebilmek için farkında olmadan omuzlarına ağır yükler yükler. O bölümü okusan ne olur, okumasan ne olur? O puanı alsan ne olur, almasan ne olur? O işe girsen ne olur, girmesen ne olur? O hedefe ulaşsan ne olur, ulaşamasan ne olur? Neden kendini ancak başarılarınla ölçüyorsun? Neden kendine durmadan bir şeyler kanıtlamak zorunda hissediyorsun? Ve bütün bunların beraberinde getirdiği baskı seni yavaş yavaş tüketiyor. İçini kemiriyor, huzurunu elinden alıyor. Bir süre sonra sadece ulaşman gereken hedeflere odaklanıyorsun; hayatın kendisini kaçırmaya başlıyorsun. Kendine öyle yüksek hedefler koyuyorsun ki elde ettiklerin bile sana yeterli gelmiyor. Başardığın şeyler için durup kendini kutlayamıyor, kendinle gurur duyamıyorsun. Çünkü daha bir hedefe vardığın anda gözün çoktan bir sonrakine çevrilmiş oluyor. Ama belki de asıl soru şu: Kendini kabul etmek için gerçekten bunların hepsine ihtiyacın var mı? Belki de değerli olmak, yeterli olmak ve sevilmeye layık olmak için hiçbir şeyi ispatlaman gerekmiyordur. Belki de sen, olduğun hâlinle zaten yeterlisin. Çünkü insanın değeri başarılarından değil, varlığından gelir. Ve bazen en büyük kazanım, sürekli daha fazlasını kovalamak yerine durup kendine şefkat gösterebilmektir. Umarım bir gün ben de bunları sadece yazan değil, gerçekten yaşayan biri olabilirim. Kendime karşı biraz daha nazik, biraz daha anlayışlı olabilirim.