Sorular ve cevapları ile çocuklara eğlenceli bir şekilde bilimi anlatan güzel bir kitaptı. Merak edilen soruları kısa bir şekilde açıklıyordu. Kitabı sadece çocuklara değil herkese tavsiye ederim.
Aklıma Bir Soru GeldiMuzaffer Özgüleş · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202431 okunma
SENA CEYLAN~DYAVOL~
Selam.Bugün sizlere sevgili @authorsceylan kaleminden #kırıkkaburgalarserisi ‘nin birinci kitabı ile geldim.Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve sevdim mi evet sevdim.Ufak tefek eksikler var mıydı evet ama onlarda rahatsız etmedi.Çünkü kurgu güzeldi.Kitabımız düşmandan aşka ve intikam temalı bir kitap.Okurken hissedilmesi gereken tüm duyguları hissettim.Hatta öyle ki erkek karakterimiz Ceyhun Pars’ı şöyle bir güzel dövmek istedim.Hani bazı karakterlere sinir olursunuz ama aynı zamanda da içinizi eritir ya ha işte Pars tam da öyleydi.Ve Asya bu hikayenin kurbanı.Aileden yana yüzü gülmediği yetmiyormuş gibi bir de onların intikamına kurban gitti.Neyse ki o naif ve şımarık kız görüntüsünün altından inatçı ve dişli biri çıktı da kendini ezdirmemek için mücadele etti.Evet ilk kitap tam bir giriş kitabıydı ama merak ettiğim noktalar aklımda soru işareti olarak kaldı ve onların cevabını da büyük bir ihtimalle ikinci kitapta alacağım.Ve kitap öyle bir yerde bitti ki bakalım devamında neler olacak?
Ceyhun Pars Havas;ringlerin parlayan yıldızı,aranan ve başarılı bir boksördür.Tıpkı babası ve büyükbabası gibi.Aynı zamanda bir tarafı da karanlıklar içindedir.Ezel’i rakibi Tunç Alaska ‘nın kurduğu tuzak sonucunda ne yazık ki hapise düşer.Ve tuzağa düşürüldüğünü öğrenince intikam almak için yemin eder.İntikamını almak için plan kurar.Plan basit düşmanının zayıf noktasını bul ve onu kullan.Ve bu zayıf noktada Tunç’un kız kardeşi Asya Alaska’dır.
Asya Alaska;dışarıdan bakıldığında gösterişi ve lüks yaşamı seven,şımarık bir genç kız.En büyük tutkusu ise baledir.Ama aslında Asya tüm o şaşalı hayatın içerisinde yalnız ve sevgiye muhtaç biridir.Aslında ailesinin çevirdiği karanlık işlerinde asla farkında değildir.
Pars planını devreye sokar ve Asya’yı Moskova’ya
Sayın Günay Gafur, insanları uykusuz bırakmaya ne hakkınız var :))
Şaka bir yana ben, uyumadan önce klasik rutinimi yapayım, kitaba biraz başlayayım, yarın devam ederim mantığıyla kitabı elime aldım. Ama ne mümkün ki elimden bırakamadım. Ben aslında sadece bir polisiye okumadım; insan ruhunun en karanlık köşelerine, hafızanın yüküne ve vicdanın sessiz çığlıklarına tanıklık ettim. Roman boyunca ilerleyen gizem beni etkiledi ve sürekli tetikte tuttu. Özellikle çocukluk travmaları, kayıplar ve geçmişle hesaplaşma temalarının işlenişi son derece etkileyiciydi.
Bunun yanısıra yazarımızın dili akıcı olmasının yanında oldukça sinematografik. Bazı sahneleri okurken kendimi bir filmin içindeymiş gibi hissettim. Ancak kitabı benim gözümde özel kılan yalnızca sürükleyici kurgusu değil; günümüz dünyasının karanlık gerçeklerine de cesurca dokunabilmesi oldu. Güncel toplumsal yaralara, insanlığın ortak acılarına ve çağımızın giderek büyüyen vicdan krizlerine yaptığı göndermeler, romanı sıradan bir polisiyenin çok ötesine taşıyor. Bu yönüyle Empat, yalnızca bir suç hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda yaşadığımız döneme güçlü bir edebi tanıklık sunuyor.
Roman boyunca hissedilen karanlık atmosfer, merak unsuruyla birleşince sayfalar adeta kendiliğinden akıyor. Fakat kitabın asıl başarısı, okuru yalnızca “katil kim?” sorusunun peşinden sürüklememesi; aynı zamanda “insan neden böyle olur?” sorusunu da sordurabilmesi. Bu nedenle hikâye bittiğinde geriye sadece çözülmüş bir gizem değil, üzerinde düşünülmesi gereken birçok duygu ve soru kalıyor.
Empat, polisiye sevenler için güçlü bir eser olduğu kadar, insan psikolojisine ve toplumsal gerçeklere ilgi duyan okurlar için de son derece değerli bir roman. Günay Gafur bir kez daha gerilimi, edebiyatı ve insan ruhunun derinliklerini ustalıkla
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20265 okunma
//KİTAP TAVSİYEM
"KUZGUN YEMİNİ"
//ALINTILAR
#Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir...
#En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar...
#Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür...
#Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar...
#Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu...
#Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu...
#Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi...
#Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek...
#Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun...
#Doğrular acıtır...
Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer..
#Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi..
#Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi...
#Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı...
#Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti...
#Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı...
#Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu...
#İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır...
#Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi?
Yanılmış olmak...
#Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar...
#Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü...
#Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı...
#Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı...
#Gölgeler ölümsüzdür...
#Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi...
//KİTAP HAKKINDA
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Cadı kitabında korku ve gizem unsurlarını toplumsal eleştiriyle birleştirir. Roman, Naşit Nefi Efendi'nin ölen eşi Binnaz Hanım'ın ruhunun geri döndüğüne dair söylentiler etrafında gelişir. Okuyucuyu doğaüstü olaylar ve gerçekler arasında bırakır. Ancak Hüseyin Rahmi, romanın sonunda olayları mantıklı açıklamalarla çözerek batıl inançların insanları nasıl etkilediğini göstermeyi amaçlar. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, okuyucuda sürekli bir merak duygusu oluşturmasıdır. Cadı gerçekten var mıdır, yoksa yaşananların mantıklı bir açıklaması bulunabilir mi? Bu soru roman boyunca canlı tutulur. Böylece eser hem fantastik atmosferden yararlanır hem de akılcı bir bakış açısını savunur.
Romanın bir diğer önemli özelliği ise dönemin toplum yapısını yansıtmasıdır. İnsanların hurafelere kolayca inanması, dedikoduların yayılması ve korkunun bireyler üzerindeki etkisi başarılı bir şekilde işlenmiştir. Hüseyin Rahmi, mizahi ve eleştirel üslubuyla toplumdaki yanlış inanışları sorgular.
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
Çok güzel bir kitap tavsiyesi ile geldim
Kitabın ana karakterinin çocuk olmasından dolayı bir çocuk kitabı olarak görülse de daha çok yetişkinlere hitap eden bir kitap. Modern dünya ve kapitalizm eleştirisi ile dolu bir kitap.
Kitapta zamanı kullanmanın kıymetini ve insanı dinlemenin sanatından bahsediyor.
Zaman tasarrufu adı altında yitirilen, kıymetsizleştirilen değerlerimizi göreceğiz. Bunu sadece kitapta değil günümüz yaşantısında da görmek gayet mümkün... Hayatı bu kadar hızlı yaşarken duygularımız Tebessüm ve tevekkülerimiz sandıklarda kilitli kaldı malesef...
Kitabı bitirdikten sonra
Zihinde hemen şu soru canlanacaktır muhtemelen, neden bu kadar hızlı yaşıyoruz.
Yada su soru gelecektir mutlaka aklınıza.Ben bir insanı cevap vermek için değilde onu anlamak için dinledimmi hiç...
Bazen birşeyin çözümü torbalar tolusu konuşmak değildir, aksine sadece sessizce dinlemektir... Tüm samimiyetinle ve içtenliğinle dinlemektir..
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma