Ne zaman bir çift görsem aklıma sadece bir soru gelir, acaba içlerinden biri yalnız kalamayacak kadar bağımlı bir zavallı mı yoksa gerçekten birbirlerini seviyorlar mı? Bir cafede yalnız başına kahve içememek de hastalıktır,o boşluğa düşmemek adına karakterlerinden olurlar.
İvan İlyiç'in bir gece birdenbire aklına takılan soru; "Ya sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değilse?''
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsan bazen kendini görebilmek, değerli hissedebilmek ve kendini kabul edebilmek için farkında olmadan omuzlarına ağır yükler yükler. O bölümü okusan ne olur, okumasan ne olur? O puanı alsan ne olur, almasan ne olur? O işe girsen ne olur, girmesen ne olur? O hedefe ulaşsan ne olur, ulaşamasan ne olur? Neden kendini ancak başarılarınla ölçüyorsun? Neden kendine durmadan bir şeyler kanıtlamak zorunda hissediyorsun? Ve bütün bunların beraberinde getirdiği baskı seni yavaş yavaş tüketiyor. İçini kemiriyor, huzurunu elinden alıyor. Bir süre sonra sadece ulaşman gereken hedeflere odaklanıyorsun; hayatın kendisini kaçırmaya başlıyorsun. Kendine öyle yüksek hedefler koyuyorsun ki elde ettiklerin bile sana yeterli gelmiyor. Başardığın şeyler için durup kendini kutlayamıyor, kendinle gurur duyamıyorsun. Çünkü daha bir hedefe vardığın anda gözün çoktan bir sonrakine çevrilmiş oluyor. Ama belki de asıl soru şu: Kendini kabul etmek için gerçekten bunların hepsine ihtiyacın var mı? Belki de değerli olmak, yeterli olmak ve sevilmeye layık olmak için hiçbir şeyi ispatlaman gerekmiyordur. Belki de sen, olduğun hâlinle zaten yeterlisin. Çünkü insanın değeri başarılarından değil, varlığından gelir. Ve bazen en büyük kazanım, sürekli daha fazlasını kovalamak yerine durup kendine şefkat gösterebilmektir. Umarım bir gün ben de bunları sadece yazan değil, gerçekten yaşayan biri olabilirim. Kendime karşı biraz daha nazik, biraz daha anlayışlı olabilirim.
Soru!
Size göre Türkçenin en kötü şiiri hangisi?
1000Kitap
Ben küçükken annem ve babam kavga edince uyuyor numarası yapardım
Sesleri yükselmeye başlayınca, battaniyeyi başıma çekerdim. Gözlerimi sıkıca kapatır, nefesimi bile yavaş alırdım. Çünkü biliyordum beni uyuyor sanırlarsa, belki kavga etmeyi bırakırlardı. Bazen kapım açılırdı. Annem gelip üstümü örterdi. Babam sessizce odadan bakardı. Ben ise hiç kıpırdamazdım. Çünkü korkardım. Ya gözümü açarsam, İkisinden biri gider diye… Sabah olunca hiçbir şey olmamış gibi davranırdık. Kahvaltı hazırlanırdı. Ben okula giderdim. Ama içimde hep aynı soru olurdu: “Bugün eve geldiğimde her şey yerinde olacak mı?” Yıllar geçti… Bir gün yüksek bir ses duydum, kalbim hızla çarpmaya başladı. Sonra fark ettim… Evde kavga yoktu. Ben hâlâ çocukluğumdaki seslerden korkuyordum. O gün anladım… Bazı çocuklar oyuncaklarını değil, Evdeki huzuru kaybetmekten korkarak büyür. Ve bazen… Bir çocuğun en büyük hayali, Yeni bir oyuncak değil, Anne ve babasının sessizce oturduğu bir akşam yemeğidir. Çünkü… Çocuklar kavgaların nedenini anlamayabilir. Ama o kavgaların hissettirdiği korkuyu, Yıllar geçse de unutmayabilirler… 🤍
Alıntı
Millete güzel güzel sorular gelirken neden bana zaqada abilik gübüdik sorular geliyor
1000Kitap