“Sunucu, kadına bu evlilikte tam mutlu tek bir gün geçirip geçirmediğini soruyordu. Adamın gözlerinin içine bakan kadın büyük bir ağırbaşlı ve şu anlamda gelecek sözleriyle yanıtladı, “Belki tümüyle mutlu tam bir gün yaşamadım… Ama aşırı sevinçle dolu dakikalarım olduğunu biliyorum. “
Bayan Hayes gibi çoğumuz da, ilişkilerinde mutlu ve neşeli dakikalar yaşamışlardır. Belki içimizden birkaçı aşırı sevinçli dakikaların olduğunu bilmektedir. Ama böyle dakikalar çok sık olarak yalnızlık, şaşkınlık, dış kırıklığı ve belki de umutsuzluk larla bölünmüşlerdir. Gerçekte yaşam koşulları ile uzlaşmayı başaran kişiler bunun da ötesinde durumlarla karşılaşmışlardır.“
Çocuk Yetiştirmek
Şu üç soru bize sıkça sorulur:
1. Çocuğumu ahlaken nasıl eğitmeliyim?
2. Çocuğumu dinen nasıl eğitmeliyim?
3. Çocuğumun teorik eğitim sürecini nasıl yönetmeliyim?
Üç soruya da benim standart cevabım her zaman bir tanedir: Kendini eğit.
Sorunlarımızın muhatabını rahat bırakmak istiyor, onu derinden yaralamaktan korkuyoruz, dolayısıyla sorular sormuyor ve böylece kendimizi rahat bırakıyor ve derinden yaralanmaktan kurtuluyoruz...
Eğer bir şeyin yasını yıllardır tutuyorsan kendine sorman gereken bir soru var; “Bu acı bana hâlâ bir şey öğretiyor mu, yoksa sadece beni bir yere bağlıyor mu" Cevap “bağlıyor" ise belki de iyileşmek için izne ihtiyacın yoktur, sadece o izni kendine verebilmen yeterlidir.
Kime sorsam suçlu başkası. Herkes kendini tam, kusursuz ve eksiksiz görüyor. Öğrenciye soruyorum, öğretmen iyi anlatmıyor diyor. Öğretmene soruyorum, öğrenci dersi dinlemiyor diyor. Veliye soruyorum, öğretmen çocuklarımızla hiç ilgilenmiyor diyor. Bir başka öğretmene soru-yorum, çocukla kendi anne-babası ilgilenmiyor, ben ne yapabilirim diyor. Müdüre soruyorum, öğretmenler ruh gibi, ideal-mideal kalmamış diyor.