Puan vermedi·252 syf.··
2019 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2019 00:00
@kentkitap tan çıkan Anıl Teryaki nin ilk kitabı #sessizşarkılar la birlikte geldim. Sessiz Şarkılar, #felanties serisinin ilk kitabı. Seri beş kitaptan, bir ansiklopedi'den ve yan kitaplardan oluşacak. İkinci kitabın büyük bölümü hazırlanmış durumda. Küçük sohbetimizden çıkan sonuç bu. Yorumuna güvendiğim, konuya değinmeden fikirlerini yazan bir kaç arkadaşımdan editörlük çalışmalarıyla ilgili eleştirilere denk geldim. Bu yüzden gardımı alarak okudum. İyi ki öyle yapmışım, aksi olsaydı güzelim kurgudan kopabilirdim. Gelelim kitabımıza, sık okuduğum ve sevdiğim tür olması ekstra bir artı zaten. Karakterleri hızlı tanıttığını düşünsem de, kurguyu aceleye getirmemesini sevdim. Kişiler, haritalarla desteklenmiş yerler, kabileler, yol tasvirleri, sondaki kavramlar sözlüğü istediğimi verdi bana. Kendini tekrar etmemesini, olayları ya da şahısları birbirinin gölgesinde bırakmamasını da sevdim ayrıca. Kimin ne kadar güçlü olduğunu, hangi tarafta olduğunu görmemiz için yapılan güç gösterileri tam yerinde bırakılmıştı. Özellikle kabile savaşlarını, karanlık ve aydınlığın güç gösterisini gözümü kırpmadan okudum. Krallıkta, ormanda ya da dağlarda yaşanan olayların hepsi aklımda bıraktıkları birer soru işaretiyle sonlandı. Seri kitapların cilvesi de bu işte. İkinci kitapta daha büyük güç gösterilerine hatta savaşa giriş yapacağız görünüşe göre, işte dananın kuyruğu asıl o zaman kopacak gibi görünüyor. Bir Türk yazardan böylesi bir kurguyla epik fantastik okumak ayrıca beni mutlu edenlerden. Takdir edersiniz ki zor bir türdür. Olay örgüsünün devamını getiremedikleri için araya giden caaanım kitaplar var. İçeriğe girmeden en fazla bu kadar anlatabiliyorum maalesef. Yazarımıza başarılar diliyorum, kaleminiz daim olsun Anıl Teryaki Alıntılarımı bırakıp müsade istiyorum, keyifli
Sessiz ŞarkılarAnıl Teryaki · Kent Kitap · 201830 okunma
8/10
·236 syf.··
2026 68. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:38
Stanislaw Lem'in meşhur bilim kurgu romanı. Solaris'in içeriği din, psikoloji, felsefe gibi birçok alanla ilişkili. Bu ilişkinin nedeni de romanın merkezinde bulunan, insanın anlama arayışı. Uzak galaksilerden iç dünyaya kadar her yeri anlama arzusu insana hükmediyor ve solaris bu arzunun üzerine kurulu. Prometheus isimli uzay gemisinden solaris isimli çift yıldızlı bir sisteme ait gezegene gelen Kelvin'in yaşadıklarını merkeze alıyor roman. Burada prometheus adı boşuna seçilmemiş. İnsanlar için ateş metaforuyla bilgi çalan bir titan olan prometheus ile solaris'teki gizemli ve tüm gezegenin yüzeyini kapsayan plazmik varlığı öğrenme arzusundaki bilim insanları arasında benzerlik var. Üstelik prometheus kelimesinin etimolojik anlamının 'önceden öğrenmek' olması, bu kanaati güçlendiriyor. Romanın merkezinde anlama çabası olduğunu söylemiştim. Aydınlanmacı kültürde dış dünya akla uygundur ve anlaşılır. Hegel'in dediği gibi: "Gerçek olan akla uygundur; akla uygun olan gerçektir." Lakin solaris romanı, gerçeğin bu kadar kolay bir şekilde anlaşılamayacağını, bir yerden sonra anlama yetisinin kifayetsiz kalabileceğini anlatıyor. Anlamaya çalıştığımız bir başka bilinçli varlığı kendi zihinsel kategorilerimizde anlamaya çalışıyoruz ama bu bir yerden sonra iflas ediyor. Bunun da ötesinde, romanda, galaksileri ele geçiren insanın iç dünyasıyla yaşadığı sorunlardan bahsediliyor. Anlama etkinliğinin sınırları olacağını döne döne anlatıyor solaris. Tarkovsky bir kez daha; insanlık durumunu, onun özünü (eğer varsa) ve sınırlarını, insanın belirli eşikleri (bilim ya da bilinç eşiklerini) geçmesi gerekip gerekmediğini sorgulamak için karakterlerin, kişiliklerin ve psikolojilerin büyüleyici ve karmaşık bir incelemesini sunuyor. Zira insan, bir dirençsizlik, dikbaşlılık ve hatta
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,588 okunma
Reklam
Puan vermedi·355 syf.··
2019 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2019 00:00
Çoook uzun zamandır elimde beklettiğim @artemisyayinlari ndan #güneylivampirlerserisi ni geçtiğimiz aylarda nihayet okumaya başlamıştım. İlk iki kitabından sonra unutmuşum :) İki kitabın paylaşımına da baktım, ikisinde de sorular sormuşum ve keyifli yanıtlar almışım :) Tekrara girmesini istemediğim için bu sefer soru sormayacağım. Karakterlerimiz vampirlerden, şekil değiştiren insancıklardan (her türlü mahlukata dönüşebiliyorlar), telepatlardan ve kurt adamlardan oluşuyor. Başrol karakterlerimiz ise bir vampir ve telapat. Bu kadar hatırlama size de bana da yeter sanırım :) Serinin #kulüpölüsü kitabında özel bir görevde olan vampirimiz kaçırılıp, elindeki bilgiler için işkenceye maruz kalırken, onu kurtarmak telepat sevgilisine, vampir patronuna, borcunu ödemek isteyen bir kurt adama düşüyor. "yetti artık" dediğim durumlar çoktu, çünkü büyük bir hataya düştüm. Klasik ardından vampir okuyunca hazımsızlık yaptı :) Cümleleri o kadar sıradan geldi ki. Vampir okumayı ve onların aksiyonunu seven yanım olmasa araya gidecekti kitap. Her ay serinin bir kitabını okuyarak eritme sürecine girmiş bulunmaktayım. Görselde serinin yarısı var, nasıl eriyecekse artık. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kulüp ÖlüsüCharlaine Harris · Artemis Yayınları · 2010399 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 18. kitabı
"Bazı kahkahalar neşeden değil, insanlığın acısından doğar." Bazı kitaplar vardır, okursunuz ve biter. Bazıları vardır, kapağını kapatırsınız ama içinizde bitmez. Leonid Andreyev'in Kızıl Kahkaha'sı benim için ikinci türden bir kitap oldu. Sadece savaşın yıkıcılığını anlatan bir eser değil bu. İnsan aklının, vicdanının ve ruhunun savaş karşısında nasıl parçalandığını gösteren sarsıcı bir çığlık... Sayfa sayısı az olmasına rağmen okuması kolay bir kitap değil. Çünkü Andreyev sizi olayların dışından baktırmıyor; savaşın tam ortasına, insanlığın karanlık yüzüne bırakıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir soru kaldı: Bir savaşın kazananı gerçekten olabilir mi? "Kızıl kahkaha." kavramı günlerdir zihnimde dönüp duruyor. Sanki yazar, savaşın sadece bedenleri değil, insanların aklını da yaraladığını haykırıyor. Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ güncelliğini koruyan, insanı rahatsız eden ama tam da bu yüzden okunması gereken bir eser. Bazı kitapları severiz. Bazı kitaplar ise bizi sarsar. Kızıl Kahkaha beni sarsan kitaplardan biri oldu. Okuyanlar varsa yorumlarını merak ediyorum. #kızılkahkaha #andreyev #kitapokuyorum #kitap @hemdem.okur
Kızıl KahkahaLeonid Andreyev · Everest Yayınları · 20197,7bin okunma
İlk Öğretmenim
Puan vermedi·76 syf.··
2026 64. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:38
Sevdiğim yazarlardan biri olan Cengiz Aytmatov'un kalemini çok severim. Kitapta, Düyşen öğretmenin tüm zorluklara rağmen çocukları okutmaya çalışmasına ve özellikle de Altınay için yaptığı fedakârlıklara, azmine şahit oluyoruz. Altınay, anne ve babası olmayan bir kız çocuğudur. Amcası ve yengesiyle birlikte yaşayan ve bu aile tarafından sevilmeyen biridir. Öğretmeni Düyşen'in onun için yaptıklarını okurken, aklıma şu soru geldi: Anne ve babası olsa bile onun için bu kadar fedakârlık yaparlar mıydı? bilmiyorum. Kitabı okurken sık sık “Öğretmen hem annedir hem de babadır.” cümlesi aklıma geldi. Çünkü bu düşüncenin ne kadar doğru olduğuna bizzat bu kitapta şahit oluyoruz. Bir öğretmenin, bir insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini ve insanın yaşadığı tüm zorluklara rağmen nasıl mücadele edebildiğini görüyoruz. Daha önce okuduğum bir kitapta geçen, “Hayat, kaybettiğinde değil; vazgeçtiğinde yenilirsin.” sözü burada adeta hayat buluyor. Bu düşüncenin karşılığını gerçekten bu eserde gördüm. Sade bir dille ele alınmış, kısa ve akıcı bir eser. Şiddetle okunmasını tavsiye ederim.
1000Kitap
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,7bin okunma
《 FRANSIZ TEĞMEN'İN KADINI 》
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:02
Fransız Teğmen'in Kadını, Victoria döneminde, aşk maskesi altında anlatılan bir ihanet hikâyesidir. Bu esere sadece ihanet hikâyesi de diyemeyiz. Eser, toplum tarafından dışlanan bir kadının bu durumu özgürlüğe dönüştürmesini de anlatır. Sarah'a yapıştırılan "Fransız Teğmen'in Kadını" yaftasını o, bir direnişe dönüştürür ve bu durumu özgürlüğü adına kullanır. Charles'ın bireyselliği penceresinden baktığımızda ise kitap, kimlik bulma ve kişinin bireysel hayatını kurma mücadelesi olarak anlatılır. Victoria dönemi, ikiyüzlülüğün tavan yaptığı bir dönemdir. Toplumsal yapıda katı ahlaki kuralları olan ve bunu biçimlendirdiği sınıflara göre şekillendiren riyakâr bir dönemdir. Yazar bu dönemi, arka planda tüm kılcallarına inmek suretiyle kurgu içinde eriterek anlatır. Victoria toplumu, Sarah'ın Fransız bir teğmene olan aşkını fahişelik olarak nitelendirir. Sarah bunu kabullenir gibi görünerek bu durumu özgürlüğü adına kullanır ve kim olmak istiyorsa o şekilde davranır.Toplum onu etiketleyerek köleleştirdiğini zannederken o, özgürlüğünün kraliçesi olarak yoluna devam eder. Buraya kadar Sarah'ın hakkını verdiysek şimdi biraz da kızmam gerekiyor çünkü Sarah bazı yanlışlar yapıyor. Ne olursa olsun özgürlük yalan söylemek değildir. Bireylerin özgürlüğü başkalarının sınırına dokunana kadar vardır. Yani ben özgürüm istediğimi yaparım diyerek birinin duygularıyla oynamak, yalanla yanlışla birinin hayatından ve zamanından çalmak hırsızlıktır. Bu özgürlük değil, hadsizliktir. Bu mevzu din konusundan çok insanlık ve vicdan ile alakalıdır. İnsanın kendini tanıması, ne istediğini bilmesi ve tanıdığı kadarıyla bunu dürüstçe ifade etmesi çok önemlidir. Bu konuda İbrahim Tenekeci'nin bir cümlesi zihnimde yankılanır, der ki: "Yalan insana mahsustur ama insani değildir." Özgürlük elbette
Roman
Fransız Teğmenin KadınıJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20203,032 okunma
Reklam
Reklam