Cevabi bilen degerli hocalarim varsa cevap istiyorum..
🤷‍♀️Bir kişi, belirli bir kimseyi kastettiği hâlde onun adını açıkça zikretmeden “bazıları” gibi genel ifadeler kullanarak olumsuz sözler söylerse ve bu sözler o kişinin karakteri, niyeti veya şahsiyeti hakkında itham içeren imalar barındırıyorsa, bu durum dinen gıybet, suizan veya başka bir günah kapsamında değerlendirilir mi? Özellikle hakkında konuşulan kişinin gerçek niyeti ve iç dünyası kesin olarak bilinmiyorken, bazı gözlemler veya kanaatler üzerinden bu tür ithamlarda bulunmanın hükmü nedir?🤷‍♀️🤔 icinden cikamadigim sorulardan biri
Soru Cevap
SORU: Abdestsiz, cünüp ve hayızlı olan kimselere yasak olan şeyler nelerdir? ABDESTSİZ OLAN KİMSEYE HARAM OLAN ŞEYLER 1- Namaz kılmak 2- Kâbe’yi tavaf etmek 3- Kılıf içerisinde olmayan bir ayete veya Mushaf’a (Kur’an’a) dokunmak CÜNÜP OLAN KİMSEYE HARAM OLAN ŞEYLER 1- Namaz kılmak 2- Kâbe’yi tavaf etmek 3- Kılıf içerisinde olmayan bir ayete veya Mushaf’a (Kur’an’a) dokunmak 4- Mescide (camiye) girmek 5- Kur’an okumak HAYIZLI VE NİFASLI OLAN KİMSEYE HARAM OLAN ŞEYLER 1- Namaz kılmak 2- Kâbe’yi tavaf etmek 3- Kılıf içerisinde olmayan bir ayete veya Mushaf’a (Kur’an’a) dokunmak 4- Mescide (camiye) girmek 5- Ezberden bile olsa Kur’an okumak 6- Oruç tutmak 7- Cinsi münasebette bulunmak 8- Kadının göbeğinin altından diz kapakları altına kadar olan uzuvlarından cinsi manada istifade etmek. Cünüp, hayızlı ve nifaslı kimselerin, içinde dua bulunan ayetleri dua kastıyla okumalarında bir sakınca yoktur. Ancak ayete dokunma hususunda kâğıtta, parada ve duvara yazılı olması arasında bir fark yoktur, dokunmak haramdır.
Din İslam
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Güneşin battığına üzülüp ertesi gün doğacağını bilmek kadar alışılmış benliğim, gerinme artık. Yer kalmadı, çok kişiyiz. Pata küte insafsızca savurgan saldırgan delilik, eskimedikçe paslan artık. Neden hep aynı sataşmaya çıkıyor bu tüm ağırlık, bir yere basıyor. Çok dalıyormuşum. Düşündüklerim görmeme engel oluyor. Evet ağaç vardı orada, dabulü kişisi sesini -ki sesi reflüydü- çıkarınca tanıdım. Gözü balığa benzetir insanlık. Balinalar nasıl hoyrat ah bir bilseniz, anlayabilseniz, anlatabilsem... Uyurken sırtım açıkta kalıyor hep ondan. Mavilere çorap satan yer var mı? Neden bu soruyu sordum ki şimdi? Sahi ne diyordum lan ben. Bir dakika... Gecenin bittiğine kaşını büzer mi bir insan? "Kaş değildir o şaşkın." Biliyor musun, her Kasım'da kaşım kaşınır, kaşıdıkça yıpranır, ak düşer. "Seni iyi görmedim bu gece." Diyen görünmüyor ki bize. Nereden geliyor bu cümleler? "Böyle gitmez biliyorsun değil mi?" Çok soru soruyorsun telmihli telmihli. Yer miyim hiç? Ki sana n'oluyor, hadsizleşmeyelim istersen. "Sen var oldukça varım ben, bunu bildiğinden emin olmalısın." İçim çok kalabalık, arkaya doğru ilerleyelim lütfen. Kafam almıyor. Direksiyondaki ben miyim onu da bilmiyorum ya. Nereye gidiyoruz lan biz? bakıyor gözlerim. Yol çok katarakt. Kim bindirdi zürafayı en arkaya? "Öne gelin öne ağırlık verelim! Haşmetlünün kalkacağı yok." Gelin hepiniz gelin! Ulan gidişat karaborsaya giriyor. İnin yetti artık. Tamam şimdi binin, ölümüme kadar dip dibe gireceğiz hiçliğe. Hava yastığı çalışıyor muydu? "Denemek lazım." Atın şunu dışarı, hanginizin eseri bu, dikkatimi bozuyor. Adınızı sanınızı bilmediğim yolcular! Varsa eğer Tanrı hepinizin bavulunu kaldırsın! "İnanır mısın hiç kalmamış." Aaaaaaaaa! Gittiğimiz yol yol değil. Direksiyonu zamana verin. O daima uyanık. En azından salak
Kimse kendini kötü biri olarak görmez
😇 İnsan zihni bazen eski bir tiyatro sahnesine benzer. Dekor değişir, ışık değişir, oyuncular değişir; ama oyunun özü aynı kalır. İnsan da çoğu zaman yaptığı şeyi değiştirmeden önce yaptığı şeyin hikâyesini değiştirir. Çünkü insanın kendini tamamen ‘zalim’, ‘bencil‘ ya da ‘vicdansız‘ biri olarak taşıması kolay değildir. Ruh, kendine bakabildiği görüntüyü korumak ister. Bu yüzden insan başkalarına söylediği yalanlardan çok, kendine anlattığı hikâyelerle yaşar. Birini kırdığında bunu ‘dürüstlük’ olarak anlatır. İnsan kullanmaya ‘hayatın gerçeği’, küçümsemeye ‘eleştirel düşünce’, acımasızlığa ise ‘güçlü karakter’ adını verebilir. Çünkü insan çoğu zaman davranışını değiştirmeden önce davranışının ahlaki anlamını değiştirir. Belki de insan ruhunun en ilginç taraflarından biri budur. İnsan her zaman gerçeği inkâr etmez. Bazen yalnızca gerçeğin adını değiştirir. İlk bakışta küçük görünen bu değişiklikler aslında insanın vicdanıyla kurduğu ilişkinin merkezinde durur. Çünkü insanın en uzun ilişkisi başkalarıyla değil, kendisiyle yaşadığı ilişkidir. İnsan geceleri yatağa başını koyduğunda yanında kalan şey başarıları, ilişkileri ya da toplumsal statüsü değil; kendisi hakkında kurduğu hikâyedir. O hikâye bozulduğunda insanın iç dengesi de sarsılmaya başlar. Vicdanın dili İnsan neden kendini sürekli haklı hissetme ihtiyacı duyar? Çünkü benlik algısı yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda varoluşsal bir meseledir. İnsan kendisini kötü biri olarak gördüğünde yalnızca davranışı değil, bütün kimliği tehdit altında hisseder. Bu yüzden zihin savunmalar üretir. Bahaneler çoğu zaman başkalarını kandırmak için değil, içerideki düzeni korumak için kurulur. __Albert Bandura’nın tarif ettiği ‘ahlaki çözülme mekanizması‘ tam da burada ortaya çıkar. İnsan
Makale|Yazı
Haydi bana soru sor
Zaqa.net/Nur06 Birazcık da soru cevap yapalım merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz hepinizi bekliyorum sorun gelsin bakalım...
Soru ve Cevap
Sadece soru cevap