Teo bakışlarını ona döndürüp derin derin gözlerinin içine baktı ve sordu:
"Ölümden sonra hayata inanır mısınız?"
"Ruhların yeniden beden bulduğuna inanıyorum."
"O zaman ölüm korkulacak bir şey değil."
"Bence hiç degil."
Bugüne kadar bir sürü klasik eser okudum, Dorian Gray gibi ruhsuz bir karakter, Othello’nun kafasını karıştıran kötü kalpli arkadaşı, Machiavelli’nin koca bir siyasetname yazarak yönetici olmanın inceliklerini öğrettiği Prens, Moby Dick’e savaş açan kaptan, kılıç balığının peşinde koşan balıkçı... Herbir karakterin kendine has özellikleri varken Hicran Hanım’ın satırları ile analizleri başka türlü ele almaya başladım. Aslında herbiri narsist, psikopat veya makyavelistti. Hayatın içinde karşılaştığım insanlar peki? Bir yöneticim, dostum dediğim insanlar, öğretmenlerim de bu kategorilere girebilir miydi? Hangi tür alışkanlıkları vardı ve ben o insanları sahiden olması gerektiği gibi ele alabiliyor muydum? Egoist, acımasızca saldıran kendi çıkarları için yapmayacağı şey olmayan birtakım kişiler ile nasıl başa çıkılır? Karanlık empatımızın içinde nasıl bir karaktere büründük? Hepsinin cevabı 110 sayfalık muhteşem bir serüvenle bizlere Hicran Hanım’ın kaleminden ulaşıyor!
.
Hayata daha önce hiç bakmamış olduğunuz bir çerçeveden bakmak için siz de okuyunuz, okutunuz sevgili kitap dostlarım 😍 💙