Kobralar, Pitbullar ve İlişki Şiddeti kitabı, çiftler arasındaki şiddeti farklı türlere ayırarak inceliyor. Yazarlar özellikle iki modeli öne çıkarıyor:
• Kobralar: Soğukkanlı, planlı ve manipülatif şiddet uygulayan kişiler. Tartışma sırasında sakin görünseler de, karşı tarafı sindirmek için tehdit ve şiddeti bilinçli biçimde kullanırlar.
• Pitbullar: Kıskançlık, kontrol etme isteği ve terk edilme korkusuyla hareket eden, öfkesini çoğu zaman patlamalar halinde yaşayan kişiler.
Bu ayrım, Türkiye’de kadına yönelik şiddeti anlamak için düşündürücü bir zemin sunuyor. Çünkü ülkemizde erkeklerin “aile reisi” rolü, kadının davranışlarını denetleme hakkı olduğu inancı ve “namus” kavramı, çoğunlukla pitbull tipi şiddeti besliyor. Aynı zamanda özellikle planlı cinayetlerde, kobra tipi şiddetin de yaygın olduğunu görüyoruz.
Türkiye’de son yıllarda kadın cinayetlerinin artması, bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Pek çok kadın, partneri ya da eski eşi tarafından kıskançlık, ayrılma isteği ya da “namus” gerekçesiyle öldürülüyor. Bu cinayetler, sadece bireysel öfkenin değil, köklü toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve kadınların yaşam hakkının yeterince korunamamasının bir sonucu.
Gottman’ın kitabında önerdiği “erken müdahale” ve “güvenlik planı” gibi yöntemler, Türkiye’de çoğu zaman yetersiz hukuki koruma ve toplumsal baskılar yüzünden etkisiz kalıyor.
Sonuç olarak, Kobralar, Pitbullar ve İlişki Şiddeti doğrudan Türkiye üzerine yazılmamış olsa da, sunduğu şiddet tipleri bizim toplumumuzda kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin neden bu kadar yaygın olduğunu anlamamıza ışık tutuyor. Buradaki fark ise şu: Türkiye’de şiddet, yalnızca bireyler arasındaki bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal değerlerin, ekonomik bağımlılığın ve devletin eksik koruma mekanizmalarının