• Kısaca, yazarı açıklayan bir ana meleke, eseri açıklayan bir ana seciye var. Bu ana seciye üç esas kuvvetin bir araya gelmesinden doğar:
    soy, çevre, an.
    Soy en derin unsur, içteki zemberek. İlkel bir katlanış gibi bir edebiyâtın bütününü şartlandıran mâşerî mîzaç. Çevre, bir neslin geliştiği mânevî iklim. Siyâsi ve içtimâi şartlar aracılığıyla iç'i etkileyen bir dış baskıdır, iç'e şu veya bu biçimi verir. Ama bu kuvvet üçüncü bir etkenin tesîri ile ortaya çıkar: An.
    Cemil Meriç
    Sayfa 313 - Ötüken y. 1977
  • Kasıklarını onun kalçalarına sürttüğünde Maria az önceki sözleriyle neyi kastettiğini anladı. Elbisesinin içindeki kat kat etek ve astar yüzünden onu hissedebilmesi imkânsızdı ama sertleştiğinden şüphesi yoktu. olduğu yerde kıpırdandı ve kapıdan çektiği elleri Maria’nın dekoltesinin üstündeki şişkinliği pervasızca avuçladı Onu okşarken güçlü bacaklarıda vücudunu kapıya bastırmaya devam ediyordu. Bana ihtiyaç duyduğun şeyi söylemen yeterli. İstediğin her şeyi sunmaya hazır ve hevesliyim. “Soy beni,” diye fısıldadı kararlılıkla.
    “Nasıl istersen.” dilini Maria’nın kulağında gezdirerek onun ürpermesine neden oldu. “Arkanı dön.” Maria nefes nefese, “Hayır,” dedi, “bu sefer altta sen olacaksın.”
    Sözlerinin canlandırdığı hatıralar öylesine güçlüydü ki ürperdi. Maria’nın üstte olduğu, meme ucunu onun dudaklarına sunduğu, vajinasının penisini, ona nefes nefese kalıp bitkin düştüğü sarsıntılar eşliğinde spermlerini boşalttırana dek içine aldığı o gecede defalarca tekrar yaşamıştı. Az sonra benzer bir zevki tadacağım bilmek testislerinin boşalma arzusuyla gerilip sızlamasına neden oldu.
    Maria elbisenin kalan kısmından sıyrılıp ona doğru döndü. Belini bir korse sarıyordu ve bacakları da eteklerinin altına gizlenmişti. “Pantolonunu çıkar,” dedi emredercesine, “ve yatağa uzan.” pantolonunu aşağı çekerek penisini serbest bıraktı. Maria’nın bakışlarını sertleşen erkekliğine çevrilmesi onu penisini eline alıp çekiştirmeye teşvik etti ve bunu yapmasıyla birlikte organının başından birkaç damla sperm aktı.
    “Senden çok uzun süre mahrum kaldım, Maria. Sen de beni bu kadar özledin mi?”
    “Kes artık şunu.” dedi boğuk bir sesle. “O sert ve kalın penisini içimde hissetmek istiyorum, boşalmanı değil.”
    Maria sırtı dimdik bir halde kanepeye oturdu. Bu şekilde fazlasıyla ciddi görünüyordu, ta ki bacaklarından birini kanepenin oymalı kolçağına atıp üzerindeki kat kat beyaz kumaşı kenara çekerek önce biçimli baldırlarını sonra ince bacaklarını ve nihayet bacaklarının arasındaki cenneti gözler önüne serene dek. dizlerinin üzerine çöktü. Büyük elleri Maria’nın bacaklarının iç kısmını tutup onları öyle bir araladı ki genç kadının gizleyecek hiçbir şeyi kalmadı.tahmin ettiği gibi sıcak ve ıslaktı. “Seni bu halde görmeye bayılıyorum.”
    Başım öne eğip Maria’nın vajinasının dudaklarım yalamaya başladı ve onun boğazından kopan zevk iniltisinin keyfini sürdü. kadınlığını tamamen ağzına aldı ve dilini tahrik eden, yumuşak darbelerle klitorisinin sert boğumunda gezdirmeye başladı. Parmaklarım onun saçlarına götürüp terle ıslanan saç köklerini okşayan Maria bu mahrem dokunuşla birlikte ürkek bir çığlık kopararak sırtını geriye attı. Maria kendini yukarı çekti. saçlarını tutan elleri acı veriyordu ama genç adam halinden memnundu. Biraz daha eğilip dilini vajinasından içeri soktuğunda onun ne kadar ıslak ve sıkı olduğunu, kendisinden ne kadar yoğun bir biçimde etkilendiğini fark etti.Vücudu acı veren bir arzuyla baştan aşağı titriyordu.
    Maria’nın kadınlığının, düzenli bir ritimle içine girip çıkan sımsıkı kavrayarak doyuma ulaşması neredeyse boşalmasına neden olacaktı. Genç kadının onu kendisinden uzaklaştırma çabalarına rağmen durmadı ve vajinasını ağzına alıp az önce yaptıklarını tekrarlayarak bir kez daha çığlıklar eşliğinde orgazma ulaşmasını sağladı. Her ikisi de daha fazlasına katlanamayacak hale gelene dek onu defalarca kendinden geçirdi.
    Ardından ayağa kalkıp bir eliyle kanepenin sırtının varaklı kenarına tutundu diğeriyle de penisini Maria’nın vajinasına yöneltti Genç kadının içine girmesiyle birlikte kanepe arka ayaklarının zerinde sallandı. Bu şiddetli sarsıntı onun dudaklarından bir küfrün, nefes nefese kalan Maria’nınkilerden ise bir çığlığın dökülmesine neden oldu..“Burası cennetten farksız,” diye haykırdı.'Vajinası şişip hassaslaşmış ve taş kadar sert bir penis içini tamamen doldurmuştu. ellerini Maria’nın başının iki yanma yerleştirip kanepeye tutundu ve kalçaları onun bacaklarının arasında gidip gelmeye başladı. Sıkılaşan karın kaslarının üzerinden akan terler Maria'nın belinde toplanan eteklere damlıyordu.
    penisinin kadınlıgının içinde bir nabız gibi atmasıyla birlikte inledi. kendini geri çektiğinde vajinası penisinin etrafında kasılıp onu bırakmak istemedi. Genç adam kollarıyla kanepeden aşağı doğru ittirdi ve güçlü bacaklarıyla hamle yaparak bir kez daha Maria’nın içine girdi. Bu defa tamamen içindeydi ve testisleri son derece erotik bir biçimde onun kalçalarına çarpıyordu. beline sarılıp kendini onun darbelerine hazırlamaktan başka yapabileceği bir şey yoktu.Maria çaresizce inledi.Maria’nın haykırışları, kanepenin düzenli bir ritimle yere vuran ayaklarından çıkan sesi ve içine her girişiyle birlikte boğazından dökülen küfürleri bastıracak kadar şiddetlendi.onu bitiriyor, âdeta perişan ediyordu.
    Penisi vajinasının içinde hareketlendi. Maria'nın doyuma ulaşmaktan başka hiçbir şeyi umursamayan vücudu onu sımsıkı kavrayarak daha da derinlere çekti. Maria bir rüyadaymış gibi hareket etti. Kendini yukarı çekip sert penisinin vajinasının içinde kaydığını hissetmenin ve tekrar aşağı indiğinde dişlerinin arasından nefesini bıraktığım duymanın keyfini sürdü.Maria ıslak ve yumuşak dudaklarını sert dudaklarına bastırdı. Genç adam inleyip daha da şiddetli bir şekilde kıvranmaya başladı.“Bunun sonsuza dek sürmesini istiyorum,” diye fısıldadı. Maria. Ne durmak ne de onun sert ve derin darbeler eşliğinde içinde gidip gelmesinden mahrum kalmak istiyordu.Hareketlerinin hızlanıp sertleşmesiyle birlikte gözlerini kapadı. kalın penisinin üzerinde gidip geliyordu.
    ’Maria,” diye inledi. “Maria.”
    Maria öne doğru eğilip dudaklarım bir kez daha ağzına alarak
    şehvetle öpmeye başladı.Destek almak için ellerini onun göğsüne yerleştiren Maria düzenli bir ritimle inip kalkıyor, iri penisinin içinde gerildiğini ve ıslak dokularını araladığı vajinasını kendisini kabul etmeye zorladığım hissediyordu,Nihayet vücudunu sert bir şekilde yukarı kaldırdı ve kasığını onun klitorisine dokundurmasıyla birlikte Maria kendini daha fazla tutamayıp doyuma ulaştı. Vajinası, çılgına dönmüşçesine içine girip çıkan penisin etrafında titredi.Genç adam sıcak ve sert patlamalar halinde spermlerini içine boşaltırken Maria’nın vajinası çaresizce kasılıyordu.Maria, onun kalçalarını hafifçe yukarı kaldırıp spermlerini tamamen boşaltana dek içinde gidip gelmesiyle birlikte inledi.
  • "Güzellik, en alt tabakadan gelen kadını bile soylu kılar. Soy sopsa kandan değil; erdemli olmaktan geçer. Basit, ama erdemli kişi, yüksek mevkideki soylu; ama suça eğimli insandan daha saygıdeğerdir."
  • Prens, ”Benim üstüm altın kaplamadır.” dedi, ”o kaplamaları yaprak yaprak soy ve onlara götür. İnsanlar altının mutluluklar getireceğini sanır.”
    Oscar Wilde
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Prens, ”Benim üstüm altın kaplamadır.” dedi, ”o kaplamaları yaprak yaprak soy ve onlara götür. İnsanlar altının mutluluklar getireceğini sanır.”
  • Dijital düzen varlığın bütün parametrelerini dönüştürdü. "Mülkiyet" , "komşuluk" , "soy" , "kabile" ve "mülk"; bunların hepsi yeryüzünün düzenine, yerkürenin düzenine aittir. Dijital ağ kurmak soy, kabile ve komşuluğu yok etti. Sharing (paylaşma) ekonomisi "mülkiyeti" gereksiz kıldı. Bunu erişim ile dönüştürdü. Dijital aracılar, hiçbir sağlam çizgi ve işaretin kazınamayacağı karakteri olmayan denize benzer. Dijital denizin üzerinde kale, eşik, duvar, mezar, sınır taşı yükselmez. Dayanıklı karakterler güç bela ağ kurabilirler. Bağlantı veya iletişime yetkin değillerdir. Ağ kurma, küreselleşme ve iletişim çağında sağlam bir karakter sadece engel ve zarardır. Dijital düzen yeni bir ideali kutlar: karakteri olmayan insan, karaktersiz pürüzsüzlük.
  • Hiçbir makam, mevki, soy sop farkı yoktur ki, kafalarını sadece bellerinin hizmetinde kullanan, bir başka ifadeyle, onu iradelerinin emellerinin bir hizmetkarı olarak gören milyonlarca insan ile “Hayır! Kafa bunun için kullanılmayacak kadar değerlidir, o sadece kendi kendisinin hizmetinde kullanılmalıdır, bu dünyanın harikulade ve çok çeşitli manzaralarını hoşnutluk içinde izleme ve düşünmeye ve sonra da onu bir birey olarak kişiliğime yanıt olabilecek şekilde, ister sanat ister edebiyat olarak, bir biçim içerisinde yeniden üretmeye çalışmalıdır” diyecek cesarete sahip çok az ve ender bulunur kimseleri, birbirinden ayıran derin uçurum kadar büyük olsun. Bunlar dünyanın gerçek soyluları, hakiki asilzadelerdir. Diğerleri köleler ve ırgatlardır- glebae adscripti.