Bu şehirden gidiyorum Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi Gururu yıkılmış soy atlar gibi Bu şehirden gidiyorum Gömerek geceyi içime Sabahın hüznünü beklemeden Gidiyorum bu şehirden... Erdem Bayazıt
(...) Şarap kahrından yıllanabilir Solgun fotoğraflarda büyüyen Asil bir soy kütüğü taşıyan akreplerin Katlettiği kelebekler Mercan dudaklarda dillenebilir Şarkıları artık duyamıyorum Öyle tutkunum ki denizlerine Ardımdan ağlatarak kabartma resimleri Gideceğim buralardan seninle Nurullah GENÇ
Nurullah Genç
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz! İbret alınız! Yaşayan ölür, ölen fena bulur! Olacak neyse olur. Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, annelerinin ve babalarının yerini alır. Derken, hepsi ölüp gider! Hadiselerin ardı arkası kesilmez; hep birbirini kovalar. Kulak tutunuz, dikkat kesiliniz; gökte haber, yerde ibret alınacak şeyler var. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya mı dalıyorlar? Yemin ederim, yemin ederim ki Allah'ın indinde bir din vardır ki şimdi içinde bulunduğunuz dinden daha sevgilidir! Ve Allah'ın gelecek bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakındır. Gölgesi başınızın üstüne düştü! Ne mutlu o kimseye ki ona iman eder; o da kendisine hidayet eyler! Yazıklar olsun, ona isyan ve muhalefet edecek bed bahta! Yazıklar olsun, ömürleri gafletle geçen ümmetlere! İnsanlar! Hani ya babalar, dedeler, atalar? Nerede soy sop? Hani o süslü saraylar ve mermer binalar yükselten Ad ve Semûd kavimleri? Hani ya, dünya varlığından gururlanıp da kavmine, 'Ben sizin en büyük Rabbiniz değil miyim?' diyen Firavun'la Nemrut? Onlar, zenginlikçe, kuvvet ve kudretçe sizden çok daha üstün idiler. Ne oldular? Bu yer, onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın, onlar gibi gaflete düşmeyin, onların yolundan gitmeyin! Her şey fanidir; bâkî olan ancak Allah'tır. Evvel gelip geçenlerde, bize ibret alacak şey çoktur! Ölüm bir ırmaktır. Girecek yerleri fazla, ama çıkacak yeri yoktur! Büyük küçük hep göçüp gidiyor! Giden geri gelmiyor! Kat'î bildim ki herkese olan, size ve bana da olacaktır. Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısı İskender Pala
Alıntı
(Rüya) (Alpay telefonla konuşuyordu gergindi.) Baron: Bugün yemeğe çıktığın kadını tanıyor musun sen ? Alpay: Tanışmak için Arkadaşça bir yemekti. Baron:Nasıl bir kadındı ? O mu sana teklif etti sen mi teklif ettin Alpay:O etti Güleç bir yüzle geldi,baya kibar biriydi. Sıcakkanlıydı. Burnunda siyah bir hızma vardı. Sosyetedendir diye düşündüm. Siyah saçlı yeşil gözlü ufak tefek bir kadın Ama ufak tefek olmasına rağmen baya alımlı Baya güzel bir kadındı 33 34 yaşlarında. Baron (Elini duvara vurur): Sen o kadına mal varlığından ve yüksek sosyeteye mensup olduğunu belli edecek şeylerden bahsettin mi? (Alpay sessiz kaldı) Bahsettin dimi ? Alpay: Bahsettim Zaten bebek’de yedik Adresimi sordu söyledim. Soy adımı sordu onu da söyledim. Servetimden bahsederken gülmeye başladı
Edebiyat
Oldu
Kimi güler, kimi ağlar bu şiire Gavur bizi bizden edeli han oldu. Keyif ehli olduğumuz o anlar çile Yüzler güler, ciğer göz göz kan oldu. Aldılar elimizden kültür sazını, Vurdular tâ göğsünden sancak atını, Gavur türaba dikmeden bayrağını, Türk-İslam denen yer, Frengistan oldu. Bayramları ziyaret gezerdi Kayı Boyu, Şimdi deniz, güneş, kum, kıyı boyu... Tohum, tarla bin yıllık, soy kimin soyu? Çınar bir kovuk kaldı, bak viran oldu. Dergâhta sabahlanan geceler bitti, Oyulan özümüze kurşun döküldü, Çıban çobanla karıştı, bizi güttü Ehlisi olmayan dâd, başa irfan oldu. Şeyh'in aşkındaydı nefsine taarruz, Gâlib fağri olmayınca doğdu ruz, Acemlerin mahdumu olsa da aruz, Gecesi hece, yarını katran oldu. Herkesler her şey oldu yapay zekâyla, Kafiyeden nefes almadı mânâ, Herkes birer Yunus, birer Mevlâna(!) İki kıta, bir kitap, bak divan oldu (!)
Koşma
bu türlerin bazı üyeleri dev gibiyken bazıları cüceydi bazıları korkutucu avcılarken bazı zararsız bitki toplayıcılarıydı bazıları tek bir adada yaşarken pek çoğu kıtaları aştı ama hepsi "homo" cinsine mensuptu hepsi insandı bütün bu türleri ergaster'in erectus'a, erectus'un neandertallere ve neandertallerin bize evrildiği düz bir soy çizgisi olarak düşünmek yaygın bir hatadır bu çizgisel model, dünyada belirli bir anda sadece tek bir insan türünün var olduğu ve tüm önceki türlerin bizim eski modellerimiz olduğu yönünde yanlış bir izlenim yaratmaktadır gerçekteyse yaklaşık 2 milyon yıl önceden 10 bin yıl öncesine kadar dünya aynı anda pek çok insan türüne ev sahipliği yapmıştır ayrıca neden yapmasın ki? bugün dünyada pek çok tilki, ayı ve domuz türü var 100 bin yıl önceki dünya en az altı değişik insan türüne ev sahipliği yapmaktaydı geçmişimizdeki çok türlü durumdan çok şu anki yalnızlığımız istisnai ve belki de tehdit edici... sapiens'in kardeşlerinin anılarını bastırmak için iyi sebepleri var. Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens
Alıntı