"Hislerine güvenmekle ilgili bir problemim yok ama…." Kolamdan bir yudum alıp boğazımı ıslattım. "Sence de azıcık abartıyor olabilir misin?" Baş ve işaret parmağımla küçük bir miktar işaret etmiştim bunu söylerken. "Sergiye katılan bir misafırdim. Herhangi biri... Sadece Cengizi görüp görmediğini sordum adama. Bu hareketimin onu şüphelendirmesi için ortada bir sebep göremiyorum. Üstelik onunla tanışmamın senin eline bir koz geçirdiğini soy-emişin. Bir taşla iki kuş vurduk demiştin."
Sayfa 191·Kitabı okuyor
Alıntı
Uygarlığın ehramı, ne yalnız bir ülkenin, ne yalnız bir kavmin, hatta ne de yalnız bir çağın eseridir. Her aşaması taş taş üstüne konularak ve bütün insanoğulllarının, kanı, canı ve alın teri ile yükselen bu ehramın tarihi, insan denilen soy yaratığın, çağlar içindeki sonu gelmez mücadele ve katkılarının, bir hikayesi gibidir...
Sayfa 237 - Remzi Kitabevi
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İbrâhim aleyhisselâm Kur'an-ı Kerîm'de hayatı ve tebliğ faaliyetleri hakkında bilgi verilen büyük peygamberlerden biridir. Onun hakkındaki en eski bilgiler Tevrat'ın Tekvîn kitabına dayanmaktadır. Burada verilen bilgilere göre onun ismi önceleri "yüce baba" anlamında Abram idi. Fakat daha sonra bunun yerine Tanrı ona "milletlerin babası" anlamına gelen Abraham (İbrahim) ismini vermiştir (Tekvîn, 17/5). Soy kütüğü, babadan oğula doğru Nûh, Sâm, Arpagşad, Şelah, Eber, Peleg, Reu, Seruc, Nahor, Terah, Abram (İbrâhim) şeklinde gösterilir (Tekvîn, 11/10-26). Tevrat'a göre Hz. İbrâhim Mezopotamya'da, Keldânîler'in Ur şehrinde doğmuş; eşi Saray (Sâre), babası Terah ve diğer akrabalarıyla birlikte buradan Harran'a gitmiş; babası burada ölmüş, kendisi de Tanrı'dan aldığı buyruk üzerine eşi Sâre ve kardeşinin oğlu Lût ile birlikte Filistin'deki Ken'an diyarına (Filistin) göç etmiştir. Tanrı'dan, bu ülkenin kendi soyuna verileceği müjdesini alan İbrâhim, ülkede başgösteren kıtlık yüzünden eşiyle birlikte Mısır'a gitmiş, orada Hâcer kendisine câriye olarak verilmiş, daha sonra tekrar Ken'an diyarına dönmüştür. Yine Tevrat'ın verdiği bilgilere göre İbrâhim'in Sâre'den çocuğu olmayınca onun isteğiyle Hacer'le evlenir ve seksen altı yaşındayken ondan oğlu İsmail (Tekvîn, 16/16), 100 yaşına geldiğinde de Sâre'den İshak dünyaya gelir (Tekvîn, 21/6). Sâre'nin kıskançlığı yüzünden Hâcer oğlu İsmail'i alarak Paran çölüne gidip orada yaşamak zorunda kalır (Tekvîn, 21/8-21; İsmail, İbrânîce'de "Allah işitir" anlamına gelen Yişmael isminin Arapça'da telaffuz edilen şeklidir). Öte yandan İbrâhim, ilâhî iradeye boyun eğerek İsmail'i kurban etmek istemesiyle Tanrı'nın takdirini kazanır (Tekvîn, 22/1-13) ve kendisine soyunun göklerdeki yıldızlar, denizdeki kumlar kadar çoğalacağı vaad edilir.
Sayfa 205 - Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 9. Baskı·Kitabı okudu
Din
Lanet oLsuN !
tohumlarınız o adam tarafından ekiliyor, isteseniz de istemesenizde babanız. Bedeninize bir isim veriyor. O adamın istenmeyen meyvesi oluyorsunuz ve soy ağacına asılıp kalıyorsunuz. Buna köken diyoruz 
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Alıntı
Serüven tutkusu ve kapitalizm
- Serüveni seviyorsun. - Serüven tutkusu olmasa insanlar dünyayı bile gezip öğrenemezlerdi. Kapitalizm bundan kazanıyor belki de. Serüvene kışkırtan bir yanı var! Gücün varsa atıl, soy soyabildiğin kadar! Soyulmaya herkes alışkın nasıl olsa!
Sayfa 616 - Dr. Nahit'le Muhittin konuşuyor·Kitabı okudu
Edebiyat
Yalnızlık mecburiyetten kaynaklanmıyorsa güzel sadece
Yıllarca, ruh sağlığı profesyonelleri insanlara sosyal desteğe ihtiyaç duymadan da psikolojik olarak sağlıklı olabileceklerini, kendilerini sevmezlerse kimsenin de onları sevmeyeceğini söy lediler. Kadınlara erkeklere ihtiyaç duymadıkları, erkeklere' de kadınlara ihtiyaç duymadıkları söylendi. Hiç ilişkileri olmayan insanların birçok ilişkisi olan insanlar kadar sağlıklı olabilece ği düşünüldü. Bu düşünceler insan türünün temel biyolojisiyle çelişiyorlar. Biz sosyal memelileriz, birbirine bağlı ve birbirine bağımlı insan etkileşimi olmasaydı sağ kalamazdık. Gerçek şu ki, önceden sevilmeden ve seviliyor olmadan kendini de sevemez sin. Sevebilme kapasitesi yalnızlıkta oluşmaz.
Sayfa 274·Kitabı okudu