Türkiye’de devletin soy-sop, aşiret, din, etniklik gibi “birincil bağlılıklar” ı aşan bir yurttaşlık bilincini hakim kılamayıp aksine Cumhuriyet dönemi boyunca karşı karşıya kalınan pek çok sorun ve çatışmada bu bağlılıklara dayanarak ya da yaslanarak bunların yok olmak bir yana daha da pekişmesini sağladığı söylenebilir.
Sayfa 373·Kitabı okuyor
Soy Bozan Lilit Cini
Helal rahimden türeyene, haram rahimden türeyen düşman oldu Sütü bozuk bir iblislik cinlik yaptı. Tuzağa düştü Adem cin iftira oldu ateşe taptı. Kardeş kardeşi öldürdü. O gün bugündür öldürüyor. Adam oğullarının helal oğullarına her çağda aynı yöntemler ile düşmanlık ettiler. Mitolojik tüm uyduru aynı kaynaktan beslenir. Çağdan çağa insan avlamak için art niyetin çıkarına yeni kötülük için seslenir. Bu geçmiş bugün neden yeniden gündem ediliyor diye sormaz öz niteliği eritilmiş melezler sorgulamaz gider o cin soyuna destek verir. Soyguna, talana, kana kol kanat geren işbirlikçilere kul köle olur. Ademi ve alemi aldatanı tapılacak güç yerine koyar! Soy bozan lilit cini iblisliği yeniden yeryüzüne ne diye yayar?
Hayata Dair
Reklam
“Bugün kullandığımız aile kavramının, eski Orta Asya Türk toplumlarında esas itibariyle ‘oguş’ kelimesi ile karşılığını bulduğu söylenebilir. Orhun Yazıtları’nda da bu ifadeye birkaç yerde rastlamak mümkündür. Yazıtlar’ın Türkçe tercümelerinde ise oguş’un karşılığı olarak ‘soy’ kelimesi kullanılmıştır.”
Sayfa 5 - Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu
Tarih
İllüminatici bu yeni dünya düzenine karşı olan bir avuç idealist insan tarafından gizliden gizliye devam ettirilen bir akım, yenilmiş ama zannedildiği gibi yok olmamış. Bu akımın temsilciliğini yapacak liderliğine oynayacak bir soy. Ortaya çıkmak için doğru zamanı bekleyen bir soy. Dünyanın bugünkü aşırı kapitalist düzenini temellerinden sarsacak bir akım ve lider doğacak belki yeniden.
VÂRİDAT: CEMEL VAK'ASI...
Hazret-i Osman devrinde gevşek tutuma en acı itirazlarda bulunanların başında Hazret-i Aişe vardı. O kadar ki, bir gün, Kâinatın Efendisi’ne âit gömleği ve saç kıllarını gösterip, şöyle haykırmıştı: “Onun bıraktığı gömlek ve saç kılları eskimedi; lâkin Şeriatı eskidi!” Hazret-i Aişe hac için gittiği Mekke’den Medine’ye dönerken, Osman’ın öldürüldüğünü ve yerine Hazret-i Ali’nin seçildiğini haber alınca müthiş bir teessüre uğramış ve hemen Mekke’ye dönüp, bu defa, Peygamber yakını sıfatıyla Osman’ın kanını güden ilk şahsiyet olmuştur. Hazret-i Osman tarafından tâyin edilmiş olan Mekke Emiri de, Hazret-i Aişe’ye katılmıştı. Medine’den Mekke’ye kaçan öbür Emevîler de Hazret-i Aişe’nin etrafında... Nihayet kısa zamanda Mekke, başka taraflardan da gelen yardımlar ve katılışlarla Hazret-i Ali aleyhinde “Osman’ın Kanı” vesilesiyle, gittikçe kabaran bir ihtilâl kaynağı... Talha ve Zübeyr ki, Hazret-i Osman’ı sağlığında en sert tenkitlere hedef tutan iki büyük sahabi, şimdi onlar da, “Osman’ın kanı” dâvasının mihrakı etrafında Hazret-i Ali’ye aykırı... Hazret-i Talha şöyle konuşuyordu: “Osman’ın kanını gütmek dâvasında gerekirse kendi kanımı da feda edebilirim!” Talha ve Zübeyr’in de Mekke’de Hazret-i Aişe’ye katılışı ve hareketi düzenleme yoluna girişi, birdenbire Hazret-i Ali’ye karşı en tehlikeli davranış mahiyetini alıyor ve merkezini Mekke’de kuruyordu... Hazret-i Aişe’nin ilk sözü şu oldu: “Hemen Medine üzerine yürüyelim!” Fakat bu teklifi uygun görmediler: “Medine Ali’ye biat etmiştir ve bağlıdır; oradan bir mukavemet geleceğine şüphe yoktur. Bizimse Medinelilerle vuruşabilecek kuvvetimiz mevcut değil... Şam taraflarına göçsek ve oradan merkeze doğru harekete geçsek daha uygun olur!” Bu fikre de itiraz ettiler: **“Şam tarafına Muaviye
Vâridât: Cemel Vakâsı, ″DERYA KARACA AHMED″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Cemel ve Sıffin Savaşları
Yaşamak istemiyorum artık. Soy beni Rabbim. Bedenimden kurtar beni. Al beni!
Alıntı
Reklam
Reklam