Pınar Yiğitcan, Şahane Hatalar 2 Talih Kuşu'yu inceledi.
 1 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Bu kitaptan pek öğretici bir şey beklemeyin tamamen eğlence ve varsayım kitabı, ben okurken eğlendim.Bir şeyler katmaz ama stresinizi alır.Çok açık, basit bir kitap.Bütün şahane hatalar kitapları için geçerli bu...

Kitap tek düze gitmiyor,sürekli sizden seçim yapmanız isteniyor.Mesela büyük ikramiye parasıyla ailenize,çevrenize yardım edip herkesin borçlarını öderseniz 200 e gidin, yok ödemem derseniz 110 gibi..Ben herkese yardım ettiğim için kısa sürede parayı bitirdim. :(
Böyle olacagini bilseydim o secimi yapmazdim deyip basa sarabiliyorsunuz.
Şöyle düşünün 450. Sayfaya geldiniz ve bir seçim yapıp tekrar 70. Sayfaya dönebiliyorsunuz.Tam bir eğlence kitabı...

Şu yalan dünyayı etme bana dar
Gözler gördü gönlüm sevdi neyleyim
Söyle bunda benim ne günahım var
https://www.youtube.com/watch?v=_c29nS7g2FY

Hasan cetin, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Bana bir gün şeytan şöyle dedi:
Tanrinin bile bir cehennemi var .
Bu onun insanlara olan sevgisidir. "
Geçenlerde ondan şu sözü dinledim:
Tanri öldü, insanlara olan
Acima duygusu yüzünden öldü...

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich NietzscheBöyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche

Sen bir rüya bir resimsin
Bir heyecan bir isimsin
Hep kalbimde yaşıyorsun
Söyle kimsin söyle kimsin..

Emir Oğur, Fareler ve İnsanlar'ı inceledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

VAY BEEEEEEEEEEEEEE ne kitapdı efsane,mükemmel,akıcı,heyecanlı her şey var bu kitap da. Kitabı (kısaca) sizlere şöyle söyleyeyim iki arkadaş var birisi böyle toplumda nasıl davranılacağını,nasıl sağlıklı iletişim kurulucağını bilmiyor diğeri ise bunu hep yanında duran akıllı,nazik bir insan. Bunlar çalışıp para biriktirip bir çiftlik almak istiyorlar bu kitapta da bunun için gerekli parayı bulmak için çalıştıkları yerleri ve burada ki maceralar aktarılıyor bence bir çırpıda okunacak kitaplardan birisi okuyun vaktinizi iyi değerlendirirsiniz

SÖZCÜKLER BÜYÜDÜR...

"Ya hayr söyle yada sus"

Kullandığınız her sözcükle bir anlaşma imzalarsınız. Hem kendinizle hem karşınızdaki ile.. Hemde tüm evrenle! Bir insan gelecekte ne yaşayacağını merak ediyorsa bugün ne konuştuğuna baksın. Olasıdır ki bugün en çok konuştuğunuz şey yarının deneyimi olacak.

Peygamber efendimizin bir hadisi vardır der ki "Bela insanın diline bağlıdır!"

Bir rivayete göre Peygamber efendimiz hasta olan birisini ziyarete gittiğinde hangi duaları ettiğini sormuş o da "Allahtan sabır "dilediğini söylemiştir.

Bunun üzerine Peygamber efendimiz." Musibetimde bana sabır ver" yerine "Rabbena atina... " (Ya Rabbi bana dünyada da Ahirette de iyilik ver ) duasını neden okumuyorsun? " demiş..

Ayrıca Peygamber yanından geçerken " Ey Rabbim senden sabır istiyorum" diye dua eden bir kişiye "Sen Allahtan bela istemiş oldun. Bunun yerine O'ndan sağlık ve afiyet dile" buyurmuş.

Olmasını istemediğiniz şeyleri dualarınızda dileklerinizde de anmayın.

İstemediğiniz şeyleri sıralamayın.

Sadece OLMASINI İSTEDİĞİNİZ şeyleri söyleyin.

"Ben hasta olmak istemiyorum "yerine "Ben sağlıklıyım."

"Yaşlanmak istemiyorum" yerine
" Ben her daim genç kalıyorum"..

Yaşlanmak istemiyorum diyen insanların oradaki odağı yaşlanmaktır mesela.. Ve sonucunda yaşlanmak kaçınılmazdır.

Öyle ki beyin negatifi algılamaz söylenen her sözü gerçek kabul eder. Mesela siz "Unutma" dediğinizde onu "unut" olarak alır. Onun yerine "Aklında tut" demek daha doğrudur. Birisine "Panik yapma" dediğinizde daha fazla panik olacaktır. Bunun yerine "sakin ol" demek daha uygundur.

Bu yüzden ne yapmak istemediğimizi değil, ne istiyorsak onu söylemeliyiz!

Birisi size eğer sizi gördüğünde "hasta gibi görünüyorsun" dediğinde eğer siz buna inanır ve onaylarsanız bu anlaşmayı imzalamış olursunuz ve çok fazla sürmeden hasta olacağınıza dair sizi temin ederim!

Hastalık demişken bazı insanlar var hastalıklarına sıkı sıkı sahip çıkan...
"Benim şekerim var!"

"Benim tansiyonum var!"

BENİM!!!

"Benim" diyerek siz bu kadar sahip çıkarsanız o hastalık da sizi hayatta bırakmaz! Çünkü"Ben" diye başlayan her cümleyi bilinçaltı sahiplenir ve emir kabul eder.

Bazen de kişi burada kurbanı oynamayı seçer. Hatta bazen bundan hoşlanır bile.. Çünkü o hastadır ve çevresinden daha önce görmediği ilgiyi görüyordur.

Farkındalığı olan kişi ise o noktada bedeninin kendine verdiği mesaja bakar.

Ve şu soruyu sorar "Bilmem gereken şey ne? Hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor?"

"Neden ben?" değil... "Nerede hata yaptım ve bu hastalıkla bedenim beni uyarıyor?"

Büyüklerin çok söylediği bir söz vardır. "Bir şeyi kırk kere söylersen olur. "

Hiç düşündünüz mü neden acaba?

Çünkü dil neyi çok söylerse bilinçaltı onu gerçek kabul eder, beyin onu gerçekleştirmek için harekete geçer.

Olumlu konuşmak ve düşünmek işte bu yüzden çok önemlidir.

Dr. Andrew Newberg şöyle der:

"Olumlu kelimelere odaklanarak ve bunları yansıtarak genel sağlığınızı iyileştirebilir ve beynimizin işlevselliğini artırabiliriz.

Enerjinizi hangi kelimeler üzerine odaklıyorsunuz? Eğer hayatınızın istediğiniz kadar güzel olmadığını fark ettiyseniz, olumsuz kelimeleri ne sıklıkta kullandığınızı not etmek için bir defter tutun. Gerçekten daha iyi bir hayatın ne kadar kolay ulaşılabileceğini gördüğünüzde şaşıracaksınız. Kelimelerinizi değiştirin, hayatınız değişsin."

Sözlerinizle birlikte davranışlarınızda değiştiğinde siz değişmeye başlarsınız.

Siz değiştikçe yaşamınızda değişir.

Bir bakarsınız ki yaşamınız söyledikleriniz, düşündükleriniz, davranışlarınız olmuş.

Bu yüzden olmasını istediğiniz şey neyse ona odaklanın olmamasını istediğinize değil..!

Şimdi şu iki cümleye bakın. Ve iki cümlenin de ayrı ayrı size ne hissettirdiğini düşünün..

- Bugün hava çok güzel ama yarın yağmur yağacak.

- Yarın yağmur yağacak olsa bile bugün hava çok güzel!

Sadece iki kelime AMA ve OLSA BİLE kelimeleri cümledeki ifadeyi ne kadar değiştiriyor değil mi? İlkinde olumsuz bir duygu durumu ikincide ise her şeye rağmen mutlu olma durumu.

“İslam’ın Güler Yüzü” isimli kitabında Profesör Eva Hanımın çok ilginç bir tespiti var. “Bir kimse,” diyor, “Çayını içerken, kaşığını bardağın içinde dolaştırırken çıkan ses, uzaydaki bütün zerrelerden duyulur.”
Aman Yâ Rabbi... Bu sözü okurken tüylerim ürperdi, kendimden geçtim. Her şey ne kadar birbiriyle ilgili. Bazı kimseler der ki, evimde kapım kilitli, perdelerim örtülüyken ben yapayalnızım. Kimseler yok. İstediğimi yapabilirim. Kimin ne haberi olacak. Bugünkü modern bilime ne kadar aykırı bir düşünce. Mesele hiç de o kimsenin sandığı gibi değil. Hepimiz, her an, aklın alamayacağı bir gözetim, denetim içindeyiz. Biz sâde düşüncelerimizden değil, duygularımızdan da, bütün evrene karşı sorumluyuz.

İçimizdeki kinden, nefretten, intikam duygusundan yükselen eksi elektrik, dünyadaki bütün zerreleri ürpertiyor, haberimiz var mı? Veya içimizden yükselen ve içine yeryüzündeki bütün insanları, bütün hayvanları, bütün nebadâtı, bütün eşyayı içine alan bir hayır dua, bir güzel dilek, dalga dalga bütün zerrelere, iyinin, güzelin, temiz, asil ve yüce olanın ışınlarını yayıyor. Ne olur kalbimizi, kafamızı hep sevgiyle, saygı ile, edep ile, incelikle, güzel duygularla doldursak."
Alıntı
Hz. ŞEMS der ki …

«Eğer hala KIZIYORSAN, kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.

Eğer hala KIRILIYORSAN, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.

Eğer hala KINIYORSAN, af makamına ulaşmamışsın (öfke ve kin seni cayır cayır yakıyor) demektir.

Eğer hala Allah için sevmiyor ve sevginde ayırım yapıyorsan, hala vesveseye kapılıyor, içindeki sevginin yoğunlaşmasına engel oluyorsun demektir.

Eğer hala ”BEN” demekten vazgeçmiyorsan, dizginlerin hala nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.

Eğer hala musibetlere yana yana üzülüyorsan, gerçeği bilmiyorsun demektir.

Eğer hala şikayet ediyorsan, HAKİKATİ göremiyorsun demektir.

Hakikat der ki, "Ne sen varsın, ne de ben.»

Günümüz HAYR
Niyetimiz HAYR
Akıbetimiz HAYR OLUR İNŞAALLAH
ALINTIDIR

Beyza, Madame Bovary'ı inceledi.
 9 saat önce · Kitabı okudu · 10 günde · 8/10 puan

Klasikleri okurken genelde şöyle bir keşkem oluyor; yabancı dil biliyor olsaydım şu anda çevirisini okumak zorunda kalmazdım. Sanki Nurullah Ataç çevirisini yaparken kitabın havasını değiştirip Türk edebiyatı Cumhuriyet dönemi romanı haline getirmiş. Zaman zaman bunu yapmamak için çaba gösterdiğini hissettim. Ve tabi kitabın başındaki Ataç'ın mütevazi sözleri ona içten içe kızmamı büsbütün engelledi.

Olayların peş peşe anlatıldığı sürükleyici romanlardan olmaması, insanı okurken başta zorluyor. Karakterlerin iç dünyası ve o anki psikolojileri ayrıntılarıyla anlatılıyor. Bu, karakterleri benimsemeyi kolaylaştırırken kitabın akışına kapılmayı zorlaştırıyor.

Kitap konusu itibariyle günümüzdeki birçok dizi, film ve romanın esin kaynağı, temeli denebilir.

Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevkediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.

07mbaln, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu

Mutlak karanlığa dalmış bir adada bir ışık yaktığımızda, karanlık yok olur. O zaman kendimize şöyle sormamız tuhaf olmaz.Karanlık nereye kayboldu? ve bunun yanıtı bir tek Hiçbir yere gitmedi ; karanlık yalnızca , ışığın diğer yanı, onun gizli yüzüydü olabilir.....

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago