Destanarjin, Düğümlere Üfleyen Kadınlar'ı inceledi.
13 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitap akıcı bir dille kaleme alınmış. Romanın içinde geçtiği süreç, durum-duygu ve zaman geçişleri, romandaki baş kişiler, yaşanan hayatlar, özelden evrensele uzanan bir çizgide anlatılmış. Ve ortaya gerçekten etkileyici bir yolculuk hikayesi çıkmış. Yolculuğa zaman zaman yazarın yanında, zaman zaman kendiniz olarak katılıyorsunuz. Roman da karşınıza çıkan karekterler bir süre sonra kendiniz ya da yakın arkadaşınız oluyor, öyle samimi. Ortadoğu ve kadın hikayelerini sevenler için tam da aradıklarını bulabilecekleri bir kitap. dönem kitaplardan etkilenmemi direkt olarak değiştiriyor. Belki de bu dönemde okumuş olmak beni böylesine etkiledi. Altını çizecek sayısız cümle bulmakta sıkıntı çekmedim. Kitapla ilgili yorumlara şöyle bir göz gezdirdiğimde, kitapta ki betimleme-tasvir ve ifadeleri çok abartılı bulan okuyucular olduğunu gördüm. Bahsedilen tasvirler okurken benim de dikkatimi çekmişti ama o kadar da rahatsızlık hissetmedim. Hayatın o kadar da basit yaşanmayacağına olan derin inancımı haksız çıkarmadı. Derinlikleri olan kadın hikayelerini okumaktan keyif aldığı söylemeliyim.

Fesih TASKAYA, bir alıntı ekledi.
27 dk. · Kitabı okuyor

20. “Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: “Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun.”

Besairul Kuran Tefsiri, Ali KüçükBesairul Kuran Tefsiri, Ali Küçük
H. Havva Ergün, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Ankebut 41. ayetteki örümcek evi benzetmesi putperestler için kullanılmıştır. Örümcek evi ile putperestlerin durumu arasında şöyle bir benzerlik bulunur: "Bu, örümceğin soğukluk ve sıcaklıktan korunmak, örtmek ve kapatmak gibi bir evden beklenen yararları sağlaması amacıyla edindiği (ördüğü) ev gibidir. Kendisinden beklenen faydalara ihtiyaç duyulan bir zamanda bu evin fayda etmemesi gibi, putperestlerin, kendilerinden menfaat umarak ilah ve mabud edindikleri putlar da onlara fayda getirmeyecektir. Putlara ibadet etmelerinden ve onları ilah edinmelerinden umdukları faydayı, en çok ihtiyaç duyacakları zaman yanlarında bulamayacaklardır."

Tevilat

Maturidi'nin Düşünce Dünyası, Şaban Ali Düzgün (Sayfa 268)Maturidi'nin Düşünce Dünyası, Şaban Ali Düzgün (Sayfa 268)
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Ancak hayatını böylesi yüksek amaçlara adayan kimse, bu büyük insanları coşturan ve onları, sayısız başarısızlıklara rağmen, amaçlarına bağlı tutan gücün ne olduğunu anlayabilir. Bu türlü güçleri kozmik din duygusu cömertçe verir insana. Bir çağdaşımız, haklı olarak şöyle demiştir: «En ciddi bilginler, içlerinde derinden derine bir dinsel duygu taşıyanlardır.»

Dünyamıza Bakış/Seçme Denemeler, Albert EinsteinDünyamıza Bakış/Seçme Denemeler, Albert Einstein
Emre Dinç, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Uzun bir süre önce bir yerlerde Voltaire'in şöyle bir sözünü okumuştu '' Bir kadın, ancak bir milyonere {seni seviyorum} derken samimi olabilir ''

Ve Papağan Fıstık Dedi, Alfred HitchcockVe Papağan Fıstık Dedi, Alfred Hitchcock

Nobel Edebiyat Ödülü’nü yeni almış bir yazarın en büyük diye nitelendirilen eseri. Romanı yaklaşık on yılda tamamlamış Ishiguro, bu da ne kadar uğraşılmış bir eser olduğunun göstergesi sanırım. Var olan en büyük ödülü almış bir yazarın en büyük romanı söz konusuysa eğer eserin dikkatlice incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu da en azından bana düşmez diye düşünerek eseri yüzeysel olarak değerlendireceğim.

(Yazarın ilk okuduğum eseri, o yüzden söylediklerim sadece bu eser üzerinden olacaktır, diğer eserlerini okuduğum zaman yazar hakkında daha kapsamlı bir kanıya varabilirim ancak.)

Gömülü Dev, içinde fantastik ögeler barındıran bir yolculuk kitabı. Oğulları tarafından terk edilmiş yaşlı bir çiftin, onu bulmak adına çıktıkları gizemli bir yolculuk… Eserdeki gizemin sırrı, insanların anılarını unutmalarına sebep olan bir sis. İlerleyen kısımlarda bu sisin kaynağını öğreniyoruz ama nedense insanın içi rahat etmiyor. Acaba bize her şeyi unutturan sis, zararlı mıdır yoksa yararlı mıdır sorusu oluşuyor zihnimizde. İlişkilerimizde her ne kadar hatırlanacak güzel anılarımız varsa da, hiçbir zaman aklımıza gelmesini istemediğimiz kötü anılarımız da vardır. Örneği daha genişletecek olursak eğer, insanlığın kökeninde hatırlanmayı hak edecek ne kadar güzel hatıra vardır? Şöyle bir geriye, binlerce yıllık mazimize baktığımız zaman bütün geçmişimiz yıkımlarla, savaşlarla doludur. Bu savaşların büyük kısmı da toplumların birbirine karşı güttüğü intikam duygusundan kaynaklıdır. Geçmişimizi unutmak elbette kötüdür ama çıkabilecek savaşların da önleyicisidir diye düşünebiliriz. Eserde de işte unutkanlığa sebep olan bu sisin kaynağına karşı bir savaşım gerçekleşiyor.

Karakterlerden birinin düşüncesi ise oldukça garipti. Karakterimiz bir yerde, savaşın bitmesi için taraflardan birinin tamamen yok olması gerektiğini savunuyor. Yaşanılacak büyük bir katliam, sonraki barışın en büyük destekçisi olacaktır diyor. Ben, bunun bir çözüm olacağını düşünmüyorum, yeryüzünde tek bir insan kalana kadar savaşın devam edeceğini düşünüyorum.

Karakter seçimlerinde mitolojik ve efsanevi ögelerin tercih edilmiş olması ise dikkat çekici başka bir durum. Don Kişot karakterini temsil eden Gawain, Kral Arthur, Büyücü Merlin gibi… İnsanların sonsuza kadar yaşayacakları diyara tekne ile gitmeleri ise, mitolojideki Hades’in diyarına yapılan yolculuğun bir temsili. Fantastik sayılabilecek bir eser için kolaya kaçılmış bir durum gibi gözükse de bunu, yazımın altında bir bütünlük sağlamak adına atılmış oldukça akıllı bir adım olarak görüyorum.

Diyalogların bolca kullanıldığı bir eser olmuş. Kişi ve çevre betimlemeleri ise fazlasıyla kısıtlı. Okuma esnasında zihninizde olayların geçtiği yerler ve kişiler hakkında derinlemesine bir iz oluşmuyor. Belki de yazar bunu, sis imgesine bir bütünlük sağlamak adına yapmıştır ama keşke -bana göre bir yazımı güzelleştiren en büyük unsurlardan biri olan- betimlemeleri daha fazla kullansaydı diye düşünüyorum.

Olay örgüsünün oldukça fazla olduğu eseri okurken açıkçası çok fazla etkilenmedim. Tarzı değildi buna sebep, muhteviyatıydı. Evrensel konular elbette vardı ama söz konusu böyle bir yazar olunca beklenti de fazla oluyor. Edebi açıdan beni doyurmayan eseri okumayı sizin tercihinize bırakıyorum.

Söyle bana Feride;
Bu kadar derin bir vefayı, bu kadar ince bir ruhu, bu küçük çalıkuşu göğsünün neresine saklamıştın?

Reşat Nuri Güntekin

Yusuf efsan, bir alıntı ekledi.
 4 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Mustafa Kemal insanlardan soyutlanmıştı.Okul arkadaşları tarafından se-
vilmez veöğretmenleriyle çokça münakaşa eder ve problem çıkarırdı. İnsanlara saldırdığında mutluluk duyardı. Nitekim İrfan Orga da onun
hakkında şöyle diyor: “Enver, Talat ve Cavit gibi isimlerin nüfuz ettiği İttihat
ve Terakki Cemiyeti liderleriyle çok tartışırdı. Çünkü kimsenin kendisinden
sorumlu olmasına tahammül edemezdi. Bir keresinde Enver Paşa da İttihat
ve Terakki üyeleriyle terfi ettirilmesi konusunu müzareke ederken, onun
hakkında şöyle demişti: “Bilginiz dahilinde olsun, Mustafa Kemal, paşa rüt-
besine yükseldiğinde, sultan olmak ister, sultan olduğunda da ilah olmak
ister.”

Cumhuriyetin Tarihi, Celaleddin Vatandaş (Pınar yayınları)Cumhuriyetin Tarihi, Celaleddin Vatandaş (Pınar yayınları)

Ebu Hanife'nin fikihta takip ettiği metodu kendisinden nakledilen rivayetler işiğinda şöyle özetlemek mümkündür: Önce Kitâb'a, sonra Sünnet'e müracaat ederdi. Bu ikisinde bir delil bulamazsa sahabe görüşleri içerisinde tercih yapar, onlarin ictihadlarinin dişina çikmazdi. Konuyla ilgili sahabe görüşü yoksa tabiûn müctehidlerinin ictihadlarini bağlayici bir delil olarak kabul etmez, kendisi de onlar gibi ictihad ederdi

AOF-Ilahiyat-Islam Hukukuna Giriş

lady godiva, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Hani duyulur, derler ki insanın elindeki en büyük güç zengine, sermaye sahibine, mal satana, elindekini tercihe şayan gösterene, bunsuz eksik ve cılızsın... diyene şöyle bir bakıp "Yok, istemem, ihtiyacım yok," demektir. Böyle der aklı erenler, işte o vakit en lüks ve edinilmek için çırpınılan şey pula döner.

Öyle miymiş?, Şule Gürbüz (Sayfa 168)Öyle miymiş?, Şule Gürbüz (Sayfa 168)