"Söyle bakalim ne düşünüyorsun?" diye sorup da ne derlerse desinler "Peki, Allah razı olsun" deme. Onların görüişlerine gerçek manada önem ver. "Ve şavirhim fi'l emr" "Fikirlerini aldiğin karara dahil et." Kimin görüşlerine önem ver diye emrediyor Allah? Seni hayal kırıklığına uğratan o insanların. Hayal edin, Ahzap Muharebesi üzerine bir toplantı yapılacak olduğunda Allah Resulü kendisini Uhud Muharebesinde hayal kırıklığına uğratan o insanları çağırıp diyor ki; "Nasil bir taktik gelistirmeliyiz diyorsunuz?" "Kim? Ne? Ben mi?! Benim fikrimi mi soruyorsunuz? En son her şeyi elime yüzüme bulaştırdım ben." "Hayır, senin fikrine ihtiyacım var, görüşlerin benim için değerli." O zaman ashabın elinden "'Bu insan Allah'ın elçisi olabilir ancak, çünkü kimsenin böyle büyük bir kalbi yoktur" diye düşünmekten başka bir sey gelmeyecektir. Bu kadar muazzam bir lütuf ancak Allah katından olabilir.
Bazı anne babalar bazen şöyle davraniyor; "Kaba seyler söylüyor olabilirim ama içimden aslunda seni hala seviyorum, Yani, sana bağırıp çağırıyor olabilirim, ama bana sonrasında bir kucak ver." Kontrolü kaybedip çilgına dönüyorlar, çocuklarına "Canavar Hulk" gibi davranıyorlar, sonra da "Ben seni hala seviyorum, olsun, böyle şeyler olur. Dondurma ister misin?" diyorlar. Biliyor musunuz? Dondurma yaptığınız şeyi örtmeyecek. Çoktan zarar verdiniz. Dolayisiyla Allah evvelden uyarida bulunuyor. Once Diline dikkat etmelisin anlamında "Lev künte fazzen", sonra da "Kalbin onlara karşı sert olmamali manasında "Galize'l kalb" ifadelerini kullaniyor. Diğer bir deyişle, diline dikkat ettigin halde kalbinde onlara karşı gizli bir hinç tutuyorsan, bu da uygun değildir. İki müşkil beliriyor. İlki, öfkeli öfkeli konuşup ardindan da, "Aslında ben seni seviyorum, ama her şeyi berbat ettin!" demek. Aman ha, şunları yapmayın: Evvela çok yumuşak konuşmak durumundasınız, yumuşak davranırken de içinizde öfke halini devam ettirmemelisiniz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eğer insan parayla mutlu olabilseydi, bu dünyada sadece zenginler mutlu olurdu. Para insanı rahat ettirir, konfor sağlar ama duygularımız konforu başka yerlerde arar. Gerçi yoksulluk kendi başına bir mutsuzluk kaynağıdır ama zengin olmasanız da şöyle böyle idare edebiliyorsanız, mutlu olmaya en yakın kişiler arasındasınız demektir.
Alıntı
Ensârın hanımlarından Ümmü Süleym, o düğünü bize anlatırken şöyle diyorlardı: “Biz Fâtıma’nın düğünü kadar güzel bir düğün görmedik!” ...Neden? Sade, hoş, riyasız, gösterişsiz,imkânlar ölçüsünde...
Alıntı
birine güvenebilmenin ölçütü nedir..
Sana güvenebilir miyim ki anlatayım, dedi. İbrahim, güvenebilirsin, dedi. Kadın, öyle güvenebilirsin demekle olmaz, yalancının madrabazın tekiysen de elbet güvenebilirsin diyeceksin, bana bir müşkülünü söyle ki inanayım güvenebileceğime, dedi.
Sayfa 138 - Ketebe Yayıncılık·Kitabı okuyor
Muhammed, Musa ve İsa’nın bileşimidir.
Fransız filozof diyor ki: "Ruhsal yapısı tezatların birliği olan kimse güçlüdür." Losing: "Güçlü insan o tezatları canlı bir kalıb ve bileşim içinde birleştiriyor, hayatın kemal ve fazilet zıtlar birliğinin yararlı, yaratıcı bileşimine bağlıdır." diyor. Hegel'se şöyle diyor: "Hakikati bir tez ya da antitez içinde aramak yerine, zıtların yeni uzlaşmaz, bileşiminde aramak gerekir." Mesih ise : "Bir yılan gibi uyanık bir güvercin gibi de saf olun.” diyor.
Sayfa 149·Kitabı okuyor