Bugün bir eğitimde duyduğum bir söz beynime kazındı. "Festina Lente." Romalılar yüzyıllar önce söylemiş. Türkçesi "Yavaş yavaş acele et." Kulağa saçma geliyor değil mi? Hem acele et hem yavaşla. Ama işin sırrı tam burada. Acele eden insan hızlı adım atar ama yönünü bilmiyorsa her adım onu yanlış yere götürür. Yavaş yavaş acele edense önce yönünü bulur. Sonra attığı her adım onu hedefe yaklaştırır. Bu benim girişimcilik yolculuğumu çok net özetliyor aslında. Çoğu zaman hemen sonuç görmek istiyorum. Hemen büyümek, hemen kazanmak... Ama asıl mesele her gün doğru yönde bir santim ilerlemek. Bugün o bir santimi attıysan, kazandın. Eğitimi veren kişi şöyle dedi: doğru yönde atılan bir adım, yanlış yönde atılan yüz adımdan daha değerlidir. Yarın büyük bir şey yapmana gerek yok. Sadece bir santim ilerle. Yavaş yavaş. Ama acele et.
İşte AŞK budur!
Ebû Rebîa'nın hanımı vefat ettiğinde, kabri başında durup şöyle dedi: “Allah sana rahmet etsin ey filanca... Şimdi sen şifa buldun, hastalanan ise ben oldum. Sen afiyete kavuştun, imtihana uğrayan ise ben oldum. Dünyanın seninle bir anlamı vardı; senden sonra ise artık onun bir anlamı kalmayacak.” Sonra evine döndü. Evinin sağına soluna baktı, gözlerini gezdirdi, «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh» dedi ve «İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn» diyerek istircâda bulundu. Ardından şöyle dedi: “Şimdi bu ev de öldü!”
Din
Reklam
Gazap Üzümleri'nde şöyle bir cümle geçer: "Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben... Biz artık geçmiş zamanız." Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et anlamlandır ve ondan ders al. Gercek başlangıç, unutmak değil; bilinçle devam etmektir.
Alıntı
Birine şöyle demiştim: "Müsait olduğun zaman değil, değer verdiğin zaman ararsın. O günden sonra bir daha hiç konuşmadık
Albert Camus şöyle diyordu: “İnsanı gerçekten mutlu eden şeyler sanıldığı kadar karmaşık değildir. Bir parça gökyüzü… İçini diri tutan bir sevgi… Kimseye kendini kanıtlama mecburiyetinin olmaması… Ve insana kendi ruhunu hissettiren bir üretim… Çünkü insanı tüketen şey yoksulluk değil her zaman; çoğu zaman başkalarının hayatını yaşamaktır. Hırs büyüdükçe ruh daralır. Kalabalık arttıkça insan kendinden uzaklaşır. Ve bazı insanlar bütün ömrünü “başarılı” görünmeye harcarken, bir gün aynaya baktığında aslında hiç yaşamadığını fark eder.
Anlamıyomusun doktor kalbim diyorum kalbim çok yanıyo ağrıyo lütfen söyle ilacı varmı aşkın canım çok yanıyo..
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam