En büyük nimetin sağlık oluşu ve kaybetmeden anlamıyor oluşumuz. Gerçekten de okurken, son zamanlarda dert ettiğim diğer bütün şeyler gözümde önemini kaybetti. Silkelenmeli ve kendimize gelmeli. Özellikle gençler olarak genelde sağlığımızda ciddi sorunlar yaşamadığımızda en büyük derdin parasızlık, başkalarında görüp hayal ettiğimiz gibi yaşayamamak olduğunu zannediyoruz. Halbuki ciddi bir sağlık sorunu ve/veya ciddi ağrılar çektiğiniz bir deneyim yaşadığınızda "sağlık olsun" lafının ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Normalde beğenmediğiniz eviniz yatağınız bile olsa o hastane odalarında kaldığınızda evinizin hayali sıcacık tertemiz bir saray gibi hissettiriyor. Kendi evinizde demlediğiniz çayı ağız tadıyla içebilmek, canınızın istediği bi yiyeceği alıp evinizde yiyebilmek, ağrısız mışıl mışıl uyuyabildiğiniz geceler.. Sağlığı yerinde oldukça insana hiçbir şey koymamalı kimseye canını sıkmamalı gerek yok gibi geliyor.
Ben de kitaptaki çocuğun yaşadığı kadar olmasa da bir keresinde ciddi bir hastalık şüphesiyle gözlerimde görme kaybı olmuş şekilde 1 hafta hastanede yattım. Gelecekte normal bir hayat sürebilecek miydim meçhuldü, çok düşündüm. Hastanede kaldığım süre boyunca (ki o 7 gün bana aylar gibi geldi) meğer her şeyi ne kadar büyütüp üzülmüşüm kendimi sıkmış hırpalamışım bunları fark etmiştim o an sağlığımdan olmuştum ve başka hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. Birkaç yıl sonra da farklı bir rahatsızlıkla sancılardan ne hareket edip ne yerimde durabildiğim, ağrıdan uykusuz bitap düştüğüm, gunde 2 kez yapılan ağrı kesici iğnenin bir sonrakini vaktinden saatler öncesinden dakikalar sayarak beklediğim bi sürec yaşadım, neyseki bunu bir ameliyatla ve sonrasında günden güne toparlandığım 1 aylık evde yatmayla atlattım. Kendi yaşamayanın anlayabileceği bir şey değil. Allah