Gülben SOYSAL

Gülben SOYSAL
@soysalgulben
Ne çok güldün, ağlamamak için.
“Gerçek anlamda hastalıklı olan ruhlar, hiçbir zaman hasta olduklarını kabul etmezler. Sizi hasta ederler, size hasta muamelesi yaparlar, aykırı olanın “siz” olduğunuzu düşünürler. Kendileri hakkındaki gerçekleri onlara söylediğinizde, şok olurlar, kabul etmezler. Hatta alay bile ederler… Size kendinizi, nasıl hissettirdikleri ile ilgilenmezler. Çünkü bu tarz insanlar, “ben merkezlidir”, “duygusal zekadan” ve “empatiden” yoksundurlar. Bu özelliklere sahip insanlarla mücadele ederek, güç kazanacağınızı düşünürseniz, yanılmış olursunuz. Çünkü güçlenmek, sizi kemirenle, eksiltenle kalmak demek değildir. •Gülben
Reklam
“Hiçbir şey hissetmeye vaktin kalmasın diye, meşgul olmak istiyorsun.”
Alıntı
Bazen yüzleşmekten korkarız. Bu yüzden yaramıza bakmak yerine, onu görmezden gelmeyi tercih ederiz. Ama onu görmezden gelmek, onun orada olduğu gerçeğini değiştirmez. Tozu, halının altına süpürmek, evet evimizi temiz gösterir. Ama tozu ortadan kaldırmaz. Temizlenmediği müddetçe, toz hep o halının altındadır. Bir şeyleri, bir yerlere gizlemek, onu sadece diğerleri için gizli tutar. Biz, onun yerini unutmuş dahi olsak, biliyoruz ki bir gün o halı kalkacak, o tozlar görünecek. O tozlar bize görünmeden önce, biz görmeliyiz onları. Ve onu, halının altına süpürmek yerine, o an temizlemeliyiz. Çünkü biriken her toz, halıya da ağırlık yapar. Bir gün sadece halının altındaki tozları değil, halıyı da temizlemek için kaldırmaya yeltendiğimizde fark edeceğiz bunu. •Gülben
1000Kitap
Kim bilir kaç kez kaçmak istedin de, yine aynı yerde buldun kendini. Kim bilir kaç kez “söndürdüm” sandığın o ateşin içinde, yanarken buldun kendini. Kim bilir kaç kez yüzdüğün o aynı suda, boğulacak gibi oldun. Kim bilir ezbere bildiğin o sokaklarda, kaç kez kayboldun da evinin yolunu unuttun. Kim bilir kimlere “canım” dedin de canını aldı senden. Kim bilir kaç kez koştun da varamadığını düşündün, o çok istediğin yere. Kim bilir kaç kez yara aldın da, sakladın o yaraları herkesten. Kim bilir kaç kez sustukların, bağırdı içinde de duyulmadın. Kim bilir kaç kez anlaşılmadın da, kendini anlatmaya küstün. Kim bilir kaç cenaze çıktı içinden de, tabutu hep tek başına omuzladın. Kim bilir kaç kez, kalkamam sandın da, ayakta dimdik dururken buldun kendini. Ve kim bilir kaç gece, sabah olmaz diye düşündün de, sabahla tanıştın yeniden. •Gülben