Gerçek ev sahibimizi bulana kadar, kalbimize gelen her insan, oranın kiracısıdır. Orada, bizim izin verdiğimiz kadar kalabilir, bizim izin verdiğimiz kadar bir hasara sebep olabilir ve bizim izin verdiğimiz kadar dağıtabilirler bizi.
Kalması için izne dahi ihtiyaç duymadıklarımız ise, o evin gerçek sahipleridir. Onlar, bizi dağınık bulduklarında, bizden kaçmazlar. Kalmak için, kendilerine başka ev bakmazlar. Bizi güzelleştirmenin ve birlikte “biz” olabilmenin yollarını ararlar.
•Gülben
Bir şeye ne kadar çok maruz kalırsanız, o kadar çok etkisini hissetmezsiniz. Acı da böyledir. Uzun süre bir acıya maruz kaldığınızda, o acı, devam ederek farklı şekillerde şiddetini artırsa dahi, sizde ilk hissettiğiniz derin etkiyi bırakmaz. Çünkü o acıya karşı duyarsızlaşırsınız artık. Acının son eşiği de budur. Acıyı hissetmediğiniz o an, acıya ağlayarak değil de kahkaha atarak tepki verdiğiniz o nokta.
•Gülben