"Zeminin yüzünü yaz zamanında temaşa edip görüyoruz ki: İcad-ı eşyada müşevveşiyeti iktiza eden ve intizamsızlığa sebeb olan nihayetsiz sehavet ve bir cûd-u mutlak, gayet derecede bir insicam ve intizam içinde görünüyor."
Otuz Üçüncü Söz, On Yedinci Pencere
"Nev'-i beşerdeki bütün ervah-ı neyyire ashabı olan Enbiyalar (Aleyhimüsselâm), bahir ve zahir mu'cizatlarına istinad ederek ve bütün kulûb-u münevvere aktabı olan evliyalar, keşf ü kerametlerine itimad ederek"
Otuz Üçüncü Söz, Sekizinci Pencere
"Nasılki madrub, elbette dâribe delalet eder. San'atlı bir eser, san'atkârı îcab eder. Veled, vâlidi iktiza eder."
Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Beşinci Pencere
"Sırrıyla, hiçbir karışık alâmeti yoktur. Demek ki hiçbir parmak karışamıyor. Çünki şu birbiri içinde girift olan enva'ları, milletleri, umumunu birden idare ve terbiye edemeyen, onlardan birisine karışsa elbette karıştıracak."
Otuz Üçüncü Söz, Üçüncü Pencere
"Bilmüşahede görüyoruz ki: Bütün eşya, hususan zihayat olanların pek çok muhtelif hacatı ve pekçok mütenevvi metalibi vardır."
Otuz Üçüncü Söz, Birinci Pencere