ADEM VE HAVVA HANGİ CENNETTEN ÇIKARILDI?
👉 Mü’minlerin öldükten sonra yaşayacakları cennetten değil, bu dünyadaki bir cennetten çıkarıldı! — Yani Allah’ın Kur’an’da bahsettiği cennetten değil de bu dünyadaki bir cennetten çıkarıldılar öyle mi? — Evet aynen öyle! — Neye dayanarak böyle söylüyorsun? — Kur’an’a dayanarak. Ayetler böyle olduğunu söylüyor! — Bize de açıkla bakalım öyleyse o ayetleri? — Elbette: 1️⃣ Allah Adem’i yaratacağı zaman melekleri toplayıp onlara şöyle buyuruyor: . اِنّٖى جَاعِلٌ فِى الْاَرْضِ خَلٖيفَةً . “Ben YERYÜZÜNDE bir halife yaratacağım!” Bakara 30 Aslında tek başına bu ayet bile Adem ve ondan yaratılan eşinin yeryüzünde yaşatıldığının delilidir. Ayette: “Ben Cennette bir halife yaratacağım” demiyor ki Allah, “YERYÜZÜNDE bir halife yaratacağım” buyuruyor. Burada bilmemiz gereken tek şey, Cennet kelimesinin “YEŞİLİ VE AĞACI ÇOK OLAN BAHÇE” anlamına geldiğini hatırlamaktır. Yani adem ve eşi bu dünyada yaratıldı ve bu dünyada, içinde her türlü cazip yiyeceklerin içeceklerin bulunduğu bir bahçede, bu dünyadaki bir cennette yaşadı. 2️⃣ Bu dünyadaki bir cennette yaşadılar, çünkü öldükten sonra mü’minlerin gideceği CENNET EBEDÎ’dir. Oradan çıkarılmak söz konusu değildir: . وَهُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ . “Onlar orada EBEDİ kalacaklardır.” Bakara 25 . لَا يَمَسُّهُمْ فٖيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجٖينَ .
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA-1 FIKRA-1 SPOR MAKALESİ...
2.TÜRK DÜNYASI YAZARLAR BULUŞMASI ANKARA'DA YAPILACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 28-29-30 Haziran 2026 günlerinde, hergün 10.00-18.00 saatleri arasında;Türk Dünyası Yazarlar Birliği Derneği-Hacettepe, Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sanat Sokağı, (Mahkum Yemekhanesi) Altındağ-Ankara adresinde, Türk Dünyası 2. Yazarlar Buluşması etkinliği yapılacaktır. Yazar Lokman Gül'ün de iştirak edeceği bu proğramı isteyen herkes ücretsiz olarak izleyebilir. Etkinliği, 2024 yılında kurulan ''Türk Dünyası Yazarlar Birliği Derneği'' yöneticileri organize etmiştir. **************************************************************************************************** SİVAS KATLİAMININ 33.YILINDA VEFAT EDEN 33 YAZAR-ŞAİR ANKARA'DA YAPILACAK BİR ŞİİR ŞÖLENİ İLE 33 ŞAİR TARAFINDAN ANILACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 1 Temmuz 2026 Çarşamba günü, saat.19.00'da;Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi (Maltepe Camii Karşısı) Ankara adresinde, Sivas katliamının 33.yılında 33 şairle birlikte katliamda vefat eden 33 kişi şiirlerle anılacaktır. Proğramda sahneye çıkıp şiir okuyacak olan şairlerin isimleri aşağıdaki şekildedir. Ozan Tesiri Abbas Koluaçık-Abbas Yurt-Ali Avcı-Ali Baştuğ-Barış Özcan-Can Yoldaşı Tolga Köksal-Çetin Gül-Dost Sadık Sadık Koca-Engin Yıldırım-Ozan Zari Ercan Uğur-Etem Karagülle-Fevzi Balkız-Hürmetli Fevzi Şahin-Gülseren Kılıç-Gülşani Hüseyin Parlak-Gürbüz Özçelik-Hakan Erol-Halil Efe Alpay-Mecnun Sayılır-Mehmet Kundak-Mesut Mutluer-Murat Gültekin-Muzaffer Şahin-Nimet Yıldız-Süleyman Özönen-Tekiner Aksoy-Tevrizi Tevriz Çiçek-Umut Yurdusar-Yusuf Yılmaz-Zahide Özkan Karakuş. Etkinlik Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği (ANDER)-Halk Ozanları Kültür Derneği (OZANDER) ve Tüm Ozanlar Yorumcular Derneği (TOY) yöneticileri tarafından organize
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Ey iman edenler! Allah'a takvalı davranın ve doğru söz söyleyin, ki yaptıklarınızı düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın..' (Ahzab, 33/70-71)
Din
03.33
Bu saatte seni uyutmayan nedir Nisera? Hangi düşünce, hangi anı, hangi acı gözlerini kapatmana izin vermedi yine? Gece bazen insanın en büyük sessizliği olur. Herkes uyurken insan kendi içinde büyüttüğü şeylerle baş başa kalır. Gündüzün kalabalığı susturur bazı yaraları ama gece olunca o sesler yeniden duyulmaya başlar. Belki de bu yüzden bazı geceler bir ömür kadar uzun gelir insana. Sana daha önce söylemiştim Nisera, benim sonuna geldiğim yolun başındasın diye. Ama bilmeni isterim, bu yol öyle sıradan bir yol değil. Bazen yürüdükçe açılmaz, bazen aynı yerde dönüp durursun. Çünkü insan geçmişinden kaçmaya çalıştıkça aslında ona biraz daha yaklaşır. Unutmaya çalıştığın her şey, başka bir yerden kendini hatırlatır. Bir şarkıda, bir cümlede, hiç beklemediğin bir gecenin içinde çıkar karşına. İnsan eski anılardan kurtulmaya çalışırken önce o anıların kendisine bıraktığı ağırlıkla savaşır. Çünkü bazı şeyler sadece yaşanıp geçmez, insanın içine yerleşir. Bir bakış, söylenmemiş bir söz, yarım kalmış bir hikâye yıllarca insanın içinde sessizce bekleyebilir. Ve bazen insan acının kendisinden değil, o acıyla kim olduğunu unutmuş olmaktan yorulur. Ama Nisera, uyumak iyidir. Çünkü uyuduğunda zihnin biraz olsun susar. O çok sevdiğin, çok düşündüğün, defalarca başa sardığın şeyler senden birkaç saatliğine uzaklaşır. Sabah olduğunda ise aynı yerde olmadığını fark edersin. Belki yolun hâlâ uzundur ama bir adım daha atmışsındır. Çünkü bazen ilerlemek, büyük kararlarla değil; sadece kendine biraz dinlenme izni vermekle başlar. Rüyalar da bazen insanın içinden gelen sessiz mektuplardır. Onları dinlersen, sana neyi bırakamadığını, nerede takılı kaldığını gösterebilir. Ama her rüya geçmişe dönmek için değildir. Bazıları sana artık geçmişte kalmaman gerektiğini anlatmak için
Rabbimizinden kullara dört söz; 1-) Beni anarsanız, bende sizi anarım. Bakara / 152 2-) Şükrederseniz size verdiğim nimetleri artırırım. İbrahim / 7 3-) İstiğfâr ettiğiniz sürece size azap etmeyeceğim. Enfâl / 33 4-) Bana dua ederseniz, duanıza cevap veririm. Bakara / 186
Din İslam
Prenses ...
Türk Resminin Modern ve Hüzünlü Prensesi: Hale Asaf. (1905 - 1938) ​Cumhuriyet tarihimizin en cesur, en öncü ama bir o kadar da trajik hikayelerinden biridir Hale Asaf... Sadece 33 yıl süren ömrüne, sanat tarihini değiştirecek bir tutku sığdırdı. ​Doğum tarihi: 1905, İstanbul (Kadıköy). ​Ailesi: Dönemin Danıştay Başkanı Salih Bey ile Enise Hanım’ın kızıdır. Türk resminin öncü kadını Mihri Müşfik Hanım’ın yeğenidir. ​Eğitimi: Roma, Berlin ve Paris’te en usta isimlerden ders alarak Avrupa modernizmini Türkiye’ye taşıdı. Mezarı: 1938 yılında hastalığına yenik düştüğü Paris'te, Thiais Mezarlığı’ndadır. ​ Kısa Ömre Sığan Dev Bir Mücadele ​İlkerin Kadını: Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin tek kadın kurucu üyesi oldu. Bursa’da ve İstanbul’da öğretmenlik yaparak Anadolu’da sanatı yaymaya çalıştı. ​ Henüz 5 yaşındayken başlayan karaciğer rahatsızlığı, hayatı boyunca peşini bırakmadı. Bu fiziksel acı, tablolarındaki o derin ve melankolik bakışlara dönüştü. ​Aşk ve Paris: Büyük aşkı İtalyan yazar Antonio Aniante’nin peşinden Paris’e gitti. Orada yokluk içinde yaşasa da sanatından asla ödün vermedi; bir galerinin yöneticiliğini üstlenerek Avrupa sanat dünyasında yer edindi. ​Kayıp Miras: Vefatından sonra pek çok eseri sahipsiz kalarak kayboldu. Bugün elimizde olan az sayıda eseri bile, onun ne kadar büyük bir deha olduğunu kanıtlamaya yetiyor. ​ Son Söz ​O, sadece bir ressam değil; kadının toplumdaki ve sanattaki yerini tırnaklarıyla kazıyarak var eden bir semboldü. Bakışlarındaki o hüzünlü derinlikte, hem İstanbul'un esintisi hem de Paris'in modernizmi gizlidir. ​Mekanı cennet, sanatı daim olsun.