Bilim bize yaşamla ölüm arasındaki gri alanın gizemli bir yer olduğunu söylüyor. İki durumda da olmadığımız bir nokta var. Belki de iki durumda birden olduğumuz. Hem hayatta hem ölü.
Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük kimi küçük. Fakat bir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde bütün sonuçlar değişir. Dönüşü olmayan bit sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar. Bu kitapların her biri şu an yaşıyor olabileceğin hayatlara açılan birer kapıdır
Saraybosna Kuşatması 1992’de başladı ve 96’ya kadar sürdü. Şehre her gün ortalama 329 bomba atıldı. 22 Temmuz 1993’te 3777 bomba atılmış bir günde.
Kitap gerçekten etkileyici. Tüyleri diken diken yapıyor. Saraybosna’ya gitmiş biri olarak daha çok hissettim savaşın izlerini. Güzel Saraybosna’nın sokaklarında hala gezerken bu savaşın izleri belli oluyor.
Ve bir tavsiye ; kitabı okurken hafiften de Albinoni’nin Adagio’sunu dinleyin.
Her şeyin filmi yapılıyor. Bu kitabın kesinlikle ve kesinlikle filmi yapılmalı. Özellikle Netflix gibi platformlar bu işe el atmalı
Karakterler insanda çok iz bırakıyor. Kendime hangi karakter gibi olurdum savaşta diye sordum. Evli olduğum için Kenanın hayatı bizim de davranacağımız gibiydi. Bekar olsam kesinlikle Arrow gibi olurdum orası ayrı.
Arrow, Dragon, Kenan, Bayan Ristowski sizleri unutmayacağım.
Ve çellist.. Eşiminde bir çellist olması sebebiyle bu kitap beni çok etkiledi.
Yeteri kadar değer görmeyen bu kitabı okuyun, okutun.