İki adım var ki; eğer bunları atabilirsen Hakk’a ulaşabilirsin. Birincisi; dünya ve ahiretten bir adım uzaklaşman, diğeri ise; nefsinden ve insanlardan bir adım uzaklaşmandır. Sen zâhirî terk edersen önce başlangıcın sonra da nihayetin bâtına ulaşır. Sen bir adım at, bir başlangıç yap; onu tamamlamak Allah Teâlâ’ya aittir.
Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve (câhiliyette işlediğiniz) faiz hesabından arta kalanı bırakın; eğer gerçek mü’minler iseniz. Yok eğer bu faizi terk etmezseniz; bilin ki, Allah’a ve Peygamberine karşı bir harbe girmiş olursunuz. Eğer ribâdan tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. Böylece ne zulmetmiş ve ne de zulme uğramış olmazsınız” (Bakara, 278, 279).
Ayrıca bir defa haklı veya haksız olarak sermayeyi ele geçiren kimse faiz yoluyla hiç emek harcamadan haksız olarak başka insanları sömürmekte ve oturduğu yerde büyük kazançlar elde edebilmektedir. Bu ise nefis terbiyesi görmemiş insanlardan fakir olanları zaruretten dolayı ahlâksızlığa iten, zengin olanları da haksız olarak elde ettikleri çok büyük kazançlardan dolayı ahlâksızlığa iten ve netice itibariyle toplumların “ahlâki çöküşüne” sebep olan bir faktördür ve faiz 40 çeşit belanın mikrobudur.
Silahsız vesair her türlü müdafaa vasıtalarından mahrum olan sekiz yüz Türk öldürülmüştü. Ermeniler büyük kuyular kazmış ve oraya götürülen zavallı Türkleri hayvanlar gibi boğduktan sonra üstüste içine atmışlardır. Bu idam ameliyelerini idare etmekte olan bir Ermeni bedbaht kurbanlarını sayarak: ''Yalnız yetmişe mi vardık, o halde daha on kişi için yer var, haydi bakalım!'' diye bağırmıştır. Bunu müteakip boşluğu doldurmak üzere on biçare daha öldürülmüş ve üstü toprakla örtülmüştü. Müteahhidin kendisi eğlenmak maksadıyla seksen biçareyi bir eve kapamış ve evden çıkanları birer birer kafalarına vurmak suretiyle bizzat öldürmüştür.