Sevde Çetinkaya

Sevde Çetinkaya
@sphy
Ankara
Eskişehir, 3 Eylül 2007
15 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Çünkü geçmiş denilen şey sadece bize anlatılanlar ve bizim hatırladıklarımızdan ibaretti. Ya bize anlatılanlar yalansa ya da biz bazı şeyleri yanlış hatırlıyorsak ne olacaktı? Yapılan birçok sinirbilim çalışması aslında hatırladığımız birçok şeyi yanlış hatırlıyor olabileceğimizi bize gösteriyordu. Çünkü beynin hafıza mekanizması usb bellek gibi çalışmıyordu. Çok daha dinamik ve iç içe olan bir süreç söz konusuydu.
Sayfa 322·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
..."Eğer âşık olup olmadığınız konusunda kafanız net değilse tek bir şeyden emin olabilirsiniz. Âşık değilsiniz. Çünkü aşk sorgulatmaz. Sadece çarpar. Öyle bir çarpar ki seni yere serer. Sen de yere serilmişken sana çarpan şeye değil de o an hissettiğin mutluluğa odaklanırsın. Serildiğin yerden gökyüzüne anlamsız bir gülümseme ile bakarsın. Bir anda beyninin arka planında, sürekli bir müzik çalmaya başlar. İşte o an anlarsın ki, gerçek hayatın en büyük eksikliği bu müziktir."
Sayfa 321·Kitabı okudu
"Canının ne kadar yanacağı aslında biraz da senin elinde Meryam. Çatlamalar ve kırılmalar hayatın en önemli dinamikleridir. Burada önemli olan kırılmanın nasıl yaşandığıdır. Yumurtayı düşün Meryam. Eğer yumurta içeriden kırılırsa hayat başlar. Yok, eğer yumurta dışarıdan kırılırsa işte o zaman bir hayat son bulur. Yani içten başlamayan dönüşümler ölümcüldür. Şu an hayatın bir kabuk ve elinde duruyor. Karar senin. Bir kırılma olacak ve bu kırılmanın nereden olacağı tümüyle senin elinde."
Sayfa 14·Kitabı okudu
Vagon ve Çatlaklar
"Hayatın en önemli dinamikleri çatlaklardır. Çatlakları bilir misin sevgili Meryam? İnanılmaz ilginçtirler. Hani Leonard Cohen'in bir lafı vardır. Çatlaklar kutsaldır, çünkü ışığı içeri sızdırırlar diye. Senin şu an içinde bulunduğun durum, tam da böyle bir durum işte."
Sayfa 13·Kitabı okudu
"Ta ki ona âşık olana kadar!" dedi. "Birdenbire oldu, bu aşk beni yıldırım gibi çarptı, onsuz yaşayamaz oldum, onu görmediğim an deliriyordum. Aynı odada nefes alıyor oluşumuz bile bir mutluluk kaynağıydı. Geceleri yüzü hiç gözümün önünden gitmiyordu. Onu sarıp sarmalamak, bu dünyanın bütün kötülüklerine karşı korumak, o saf ve incinebilir ruhunu kimsenin yaralamasına izin vermemek hayat amacım oldu. Bu duyguyu sana ancak sonsuz bir şefkat olarak anlatabilirim. Sonsuz, uçsuz bucaksız, içimi burkan, beni onun uğruna yakıp kül etmeye zorlayacak bir şefkat. Erkeklerin kesinlikle anlayamayacağı bir şefkat. Bir ananın, yeni doğmuş bebeği kucağına verildiğinde duyduğu sevgiden daha yoğun bir şefkat. Aşktan da büyük bir şey bu, iki nehir gibi birbirine karışma, birbirinin içinde eriyip yok olma ihtiyacı..."
Sayfa 293