senin çocukluğuna yaslanıp sevmek istiyorum, en masum yerinden, en kırılgan halinle. elimde tutamadığım bir uçurtmanın göğe karıştığı an var ya, işte öyle bir teslimiyetle. elimden kayıp gitmene razıyım, yeter ki sen orada mutlu ol.
çocukken bitişik meyve yediğin kişiyle cennette buluşursun demişlerdi.
bugün nedense bu geldi aklıma.
böyle pencere açıkken perdeyi havalandıran bir rüzgar öğlen vakti yoklarken, yaşamanın güzel yanlarını düşünmekten başka çare kalmadığında: yaşamak umrumdadır.
ve sevmek
şimdi, senle cennette buluşacağımız o bitişik eriği paylaşmak gibi bir şeydir.
S.P