Bu şehirde hiç kimse olmak çok kolay ama birisi olmak çok zor"
Geniş bir kitleyi yöneten sapkın bir aile düşünün
Hayatta kalmanın da sorgusuz sualsiz bir itate dayalı olduğu bir yaşam hayal edin
Burada baba ailenin gücü elinde bulunduran, sözü emir ve yasa gibi algılanan kişisidir
Ailedekiler devlete boyun eğer gibi babaya itat ederler.Kurbanlar gücü elinde bulundurana karşı direnişleri kırıldığında öz benliklerini ve kimliklerini yitirirler .
Film bu aşamada bana Nietzscheyi hatırlattı
Nietzsche'ye göre insan, başkasının değerleriyle yaşadığında kendi özünü yitiriyordu. Onun için özgürlük, başkaldırının ötesinde bir şeydi yaşamı bütün acısıyla ve ağırlığıyla kabul etme cesaretiydi belkide Filmde tam olarak bunu konu alıyor.
.... Spoiler....
Kurban rolündeki ana karakter önce baskı ve şiddet yoluyla öz benliğini yitirip aile bireyine dönüşüyor.Sonra kurban rolündeki ana karakter bir anda gardiyana dönüşüp ancak gücü elinde bulunduranın merkezden çıkarılmasıyla herkesin özgürlüğüne kavuşacağına aile bireylerini ikna ediyor. Bu sefer de aile parantezinde kurban rolündeki ana karakterin mikro faşizmini devreye giriyor.