İlk defa bir kitap hakkında spoiler vermekten imtina etmiyorum. Aksine özellikle okumanızı istiyorum. Genelde ne anlatıldığı ve nasıl anlatıldığı öğrenildiğinde okuyucu bir soğur yaklaşmadan uzaklaşır o kitaptan. Ama bu öyleli değil işte. Pınar Kür’ün tüm kadınlar adına bir öykü üzerinden mücadelesi aslında. Sanki bir günah işlemişcesine mimlenmesi üstüne üstlük. Zulmü yaşayanlar yaşadığı zulmü anlatmak bir kenara dursun, hatırlamamalılar bile . Bunu kaleme alıp onların yerine dile getirenlerde en ağır cezayı almalılar erkek hegemonyasına göre. Ülkemizde onlardan biri ne yazık ki. Pınar Kür’ün dediği gibi; “Okuma eyleminin insan muhayyelesini,düşünme ve kendi başına karar verme yetilerini geliştirdiği bilinen bir gerçektir. Öte yandan, hayal gücü kıt, düşünme ve karar verme yeteneği zayıf kişilerden oluşmuş bir toplumun ilerleyemeyeceği, bir koyun sürüsü kadar kolay yönetileceği de bir başka gerçektir. Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir.” Sokrates’in savunmasına atıfta bulunarak son sözlerine girizgâh yapmış kendisi. Bende sizinle paylaştım. Kaydırarak okuyabilirsiniz.. Varın gerisini siz düşünün artık.!
Ama o zaman spoiler olur :) Ben okuya okuya gelmek isterim sonuna
Gerçek bir kahraman olmam için şart olan bu serü­ven ne zaman karşıma çıkacak acaba? Belki siz bilebilirsiniz sevgili okur. Ne de olsa sayfaları atlayıp benim geleceğimi görebilme hakkınız var. Beni nelerin beklediğini kolayca öğrenebilirsiniz. Hatta bu açıdan baktığımda görüyorum ki, siz yazarımdan da üstte bir yerlerdesiniz. Çünkü o bile tam olarak neler yazacağını bilmiyor. Bazen planladıklarını gerçekleştiriyor, bazen de erteleyip duruyor. Ama her durumda da tasarladığından çok başka şeyler çıkıyor ortaya, bunu sık sık itiraf eden cümlelerden geçiyor yolum.
Sayfa 115 - Can Yayınları, Haziran 2014 Basım·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İlk Kitap Spoiler
. . . . . Tanıdık koridorda botlarım mermer zeminde yankılanarak, kristal yüzeyine YÜZBAŞI METIAS IPARIS ismi kazınmış yirmi beş santimetrekarelik bir mezar taşına gelene kadar ilerledim. Bir süre orada durdum, sonra önünde bağdaş kurarak oturup başımı eğdim. Yumuşak bir sesle, "Selam Metias," dedim. "Bugün benim doğum günüm. Kaç yaşına bastığımı biliyor musun?" (...) Fısıldayarak, "Bugün yirmi yedi oldum," diye devam ettim. Bir an duraksadım. "Artık aynı yaştayız." Hayatımda ilk kez, artık onun küçük kız kardeşi değildim. Gelecek sene ben çizgiyi geçecektim, oysa o aynı yerde olacaktı. Bundan sonra, hep daha büyük olacaktım.
Sayfa 347·Kitabı okudu
Spoiler! . . . . . . . . Hançerini doğrultmuş üzerine doğru uçan Peter'ı gören Kanca küpeşteye çıktı ve kendini denize bıraktı. Orada onu timsahın beklediğini bilmiyordu, çünkü biz kasten saati durdurduk, yoksa atlayamazdı: Sona doğru bizden ona küçük bir saygı gösterisi. Son bir zaferi oldu, bence bunu ondan esirgememeliyiz. Küpeştede ayakta durup omzunun üzerinden, ona doğru süzülen Peter'a bakarken, ona ayağını kullanmasını işaret etti. Bu da Peter'ın hançerini saplamak yerine tekme atmasına neden oldu. Kanca sonunda o dilediği lütfu elde etmişti. "Sende de terbiye yok," diye bağırıp alaycı ve mutlu birşekilde timsaha gitti. Kanca James işte böyle can verdi
Spoiler
Anna alçak sesle, "Evelyn Hardcastle," dedi. "Sen Evelyn Hardcastle'sın."
Sayfa 435·Kitabı okudu
Alıntı