Ayşegül Çiçekoğlu okudunuz mu bilmiyorum ama ben anlatımını hikayelerini ve kalemini beğendiğim sevdiğim yazarlardan biridir.
Bu kikayesi diğer hikayelerinden biraz farklıydı. Aşkın yanında biraz polisiyede eklenmişti. Spoiler vermeyeceğim şiddetle yazarımla tanışmanızı isterim.
Ünlü bir şarkıcı...
Sırlarla çevrili bir cinayet...
Ve yıllar sonra, adaleti ararken yeniden buluşan yarım kalmış iki hayat...
Bora Aydın, ülkenin en tanınan ses sanatçılarından biridir. Ancak geçmişinde yaşadığı bir trajedi, onu aşktan korkan, kadınlara karşı mesafeli ve hoyray bir adama dönüştürmüştür. Ona hayranlıkla yaklaşan genç bir kadınşa -Beste'yle- geçirdiği o tel geceden sonra ardında yine kırılmış bir kalp bırakır.
Yıllar sonra kader, ikisini umulmadık koşullarda yeniden karşı karşıya getirir. Bora Aydın, karısını öldürmekle suçlanmaktadır. Onu savunam avukarlat arasında ise, bir zamanlar kalbini paramparça ettiği Beste de vardır. Cinayetin etrafındaki sır perdesini aralamaya çalışan Beste, her duruşmada yanlızca gerçeğe değil, kendi geçmişine de biraz daha yaklaşır ve unuttuğunu düşünülen bir aşkın sessiz şarkısı yeniden çalmaya başlar.
Kitaba başlıyorsunuz efenim sonra bir film izler gibi akıyor gidiyor sayfalar hem bu kadar hızlı hem bu kadar yavaş ilerleyen ve okuyucuya "hadi ama ne olacaksa olsun" dedirten. Ama bir
Kitap hakkındaki incelemelerin çoğunda herkesin dediği gibi "kitapseverlerin okuması gereken bir kitap" bence de. Farklı ve güzel bir hikaye akışı, mutlaka bir cümlesine (bence birçok
Jack London’ın ölümsüz eseri Martin Eden, kaba saba, kelimeleri tam konuşamayan, yürüyüşü bile tuhaf olan işçi sınıfından bir gemicinin, bir burjuva kadınına aşık olmasıyla başlayan ve kitaplarla