Düşünmeye başladığımız ilk günden beri bir yerlere ulaşmaya çalışmıyor muyuz? Önce büyümek, sonra okulu bitirmek, sonra yuva kurmak, aşık olmak... Mutluluktan ziyade yaşamak için sebep arıyoruz, çünkü hiçbirimizin mutlu olduğu yok, hiçbirimizin anın kıymetini bildiği yok! Büyüdükten sonra dünyanın üstesinden geleceğimizi düşünürdük oysa. Büyüdük işte. Dünyanın gücünü boyumuz kadar görebiliyoruz sanki. Nerede o okumayı söktükten sonraki okunabilecek tüm yazıları okuma hayalleri? Dünden ertelediğimiz işlerimizi bugün yaptık mı yoksa yarının bugünden farklı olacağını mı düşünüyoruz hala? Yarına uyanabilmek için bir hayalimiz olmalı. Peki ya sonunu bildiğin hikayeyi okur musun? Ya da hep çocuk kalacağını bilsen büyümek için boşa çaba sarf eder miydin? Yarınının bugünden farklı olmasını istemiyorsan aldığın her nefesin ziyan olduğunu bilmiyor musun! Boşa kürek çekmek niye ki. Zaten bu dünyada gün yüzü göremeyeceğini bildiğin için sevmiyor musun Allah'ı? Bir umutla, ettiğimiz tebessümlerin cenneti kazandıracağını düşlemiyor muyuz? Allah'tan bile umudu kestikten sonra ölmeyi de ister misin? Zaten sırf umutlandırmak adına Allah'ın niyetlere baktığını, son nefeste hangi safta olduğuna baktığını söylemiyorlar mı? Peki kırdığımız kalplerin, caydığımız sözlerin hesabını biz ödemeyeceksek kim ödeyecek? Bu hikayenin sonu da dünyadaki gibi.
Yok olmanın yolu yok mudur... Zamanı durdurmanın yolu yok mudur! Bir umut doğuyor, zamanı durdurmanın yolu olmalı!
İnsan işte, umut üstüne umut...