Oytun Oral

Oytun Oral
@spotlightkid
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2019 14. kitabı
Kirli gerçekçilik ile tanışmam Raymond Carver ile olmuştu. Bukowski babanın kitabına başlayacağım sırada bu kitabın önsözüne takıldı gözüm. Önsözü Bukowski yazmıştı ve kendimi bir anda bu kitabı okurken buldum. Fante artık benim de tanrılarımdan biri oldu. Kitaba tipik Amerikan edebiyatı diyebiliriz. Arturo Bandini kendine has, aykırı bir karakter. Aşık olduğu kadın, belki çoğumuzun yanına bile yaklaşmayacağı türden. Böyle edebiyat eserleri hayatın tahayyüllerinizin çok ötesinde ve ideallerinizden çok uzak olduğunu farketmenizi, varoluş sancısını iliklerinize kadar hissetmenizi sağlıyor, asla yaşayamayacağınız hayatları yaşamanızı olanaklı kılıyor. Aynı Raskolnikof'a duyduğunuz sempati gibi, tekinsiz karakterlere sempati duyabiliyorsunuz. Onları yok saymak, suçlamak, ittirip kaktırmak yerine, kendinizi onların yaşadıklarını, düşündüklerini anlamaya çalışırken buluyorsunuz. Hüküm vermek yerine, o tekinsiz karakterlerin de ideallerinize yakın özellikleri olabileceğini görüyorsunuz. Bu tip insanlarda sevginin varolamayacağını düşünüyorsunuz, ancak bir bakmışsınız ki o karakterin de sizin bir başkasına karşı hissedemeyeceğiniz kadar büyük bir tutku ile aşık olabileceğini keşfediyorsunuz. Hayatın hiç de mükemmel olmadığını hatırlıyorsunuz tekrar, belki de bu gerçek yine bir tokat gibi vuruyor yüzünüze. Yer yer şiirsel dili ile, kurgusu ile çok çok beğendiğim bir eser oldu. Sammy'yi, Bandini'yi, Meksika tanrıçasını ve Vera'yı şimdiden özledim. Sanırım tekrar görüşeceğiz.
Toza SorJohn Fante · Parantez Yayınları · 20245,9bin okunma
4/10
·184 syf.·
2019 12. kitabı
Kitabı beğenen çok olmuş. Ancak ben hem fikir değilim. Çok zor bitirdiğim bir kitap oldu. Fantastik kitapların çok uzağında bir insanım, belirtmeden geçmeyelim. Kitabı Ursula ablamızın önerisi "sayesinde" aldım. Küçük kız çocuğunun bakış açısından 2. dünya savaşının acımasızlığını okuma fikri cazip gelmişti. Gel gelelim hikaye böyle değil. Kitabı özet geçsem herhalde şöyle olurdu; Thor balık tutuyor, yılan balığı boşluğa gönderiliyor, siyah su idi başlangıçta dünya, odin, loki ve bi sürü adını hatırlayamadığım tanrı birbirine girer. Baldur güzel yüzlü tanrı. Küçük çocuk arada konuya dahil olur, ancak bu tarafta bir hikaye yoktur. Yaşanan savaşa göndermeler vardır kısıtlı sayıda da olsa. Sadece anlatılan, iskandinav mitolojisini çocuğun anladığı şeklidir. Mitoloji tarafında da bir hikaye yok. Tam bir şey anlatacak diyorsunuz, başka tanrı isimleri, yer isimleri geçiyor. Hiçbir tanrıyı tanıyamıyorsunuz. Mitolojiye ilginiz varsa bu konuyla ilgili bir kitap almak daha iyi olabilir. Kitabın yarısı bir ton canlı çeşidini sıralamakla geçiyor. O kadar mekan ve tanrı tasfiri niye yapıldı anlayamıyorsunuz. Yapılmak isteneni anlıyorum tabi. Savaşın acımasızlığı, insanların yaşanan acılara karşı olan kayıtsızlığı, varoluşun sancısı gibi konular farklı bir şekilde betimlenmeye çalışılmış. Çok ilgimi çekmedi özetle. Ben Thomas Bernhard'ıma, Max Frisch'ime ve Marquez'ime geri dönüyorum. Uzunca bir süre fantastik roman okumama kararı aldım. Biraz fazla geldi bana. Sevgiler.
RagnarökA. S. Byatt · İthaki Yayınları · 2013191 okunma