7/10
·352 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2025 16:18
Selamlarr kisa zaman once bitirdigim Hollow Kardeşler'in incelemesine hoş geldiniz. Okuduğum 3 kitaptan 1ine falan incelemeye yaziyorum artik ama... Baslayalim bakalim. SPOILER VAR. Oncelikle kitap fantastik olarak geciyo ama bence hem gerilim hem fantastik olarak degerlendirilebilir. Şöyle bir baktigimizda siradisi bir konusu var bence. Bana baya bir Stranger Things havası verdi(ve nedensizce Fear Street Prom Queen vibe'i aldim noluyo bana) Üc kardes icinde en cok Vivi'yi sevdim sanirim cok sarkastik ve ici disi bir biriydi. Iris'de fena değil gibiydi sonlara doğru Tyler'la öpüşmeselerdi. (Grey her ne kadar insansı bir varlık olmaktan çok uzak olsa bile Tyler'ın farklı olduğunu düşünüp onu seviyordu çünkü) Tyler'ın hikayedeki yeri ve replikleri de komik olmuş AMA Iris onu öptüğünde hemen geri çekilmrmesi sonrada "ablanı seviyorum" demesi cok ikiyüzlü bir hareketti. ULAN NİYE OPTUN O ZAMAN Tyler Grey'in ex'i olmasaydı sonda Iris Ile olmalarını ve Tyler'ın hayatta olmasını isterdim. Iris'e bu kadar laf söyledim yinede bir açıdan.. mantıklı bir karakter diyebiliriz. GREY HAKKINDA KONUŞMAK GEREKİRSE, kendisini hic sevemedim. Mesela Vivi'de tam olarak insan sayılmaz her bir kardes ölü sonucta, ama Grey cok ayri biri yani o kadar tuhaf ki anlatamam. Gerce konu geregi tuhaf oldugunu bastan anlıyorsunuz ve böyle de olması gerekiyor ama.. bazı açılardan çok bencil geliyor bana. Yani tamam kardeslerin icin fedakarlık yapmis olabilirsin(bahsettiğimiz fedakarlık da kendini feda etmek falan değil 3 küçük kızın derisini yüzüp ölü kardeslerine dikmek ha) yinede Tyler öldükten sonra sen hayatina nasil normal bir sekilde devam ediyosun ABLACİM. Cocuk sirf senin kaybolman yuzunden bu islere bulasti tamam keyfinden kaubolmadin da.. Neyse. Boğa kafali adamin Gabe cikmasini beklememiştim.
1000Kitap
Hollow KardeşlerKrystal Sutherland · Martı Yayınları · 2024142 okunma
Puan vermedi·170 syf.·
2021 10. kitabı
Bir gecede okunan kitaplar var. Hem dil, anlatım, hem akış önemli bunda. Frankl'inin toplama kamplarında yaşadıklarını anlatan ve oradan yola çıkarak elde ettiği deneyimler, gözlemler, analizler ışığında oluşturduğu Logoterapi'nin çıkış kitabı diyebiliriz. Insanın en kötü şartlarda bile hayata tutunmasını -yahut tam tersi hayattan vazgeçmesini - sağlayan şeyin hayatın taşıdığı anlam olduğunu aktarıyor Frankl bize. Neymiş bu hayatın anlamı peki? Hayatın kendi getirdiği bir ulvi anlam değil bu elbette, insanın kendi oluşturduğu anlamlar diyebiliriz daha ziyade. Hayatın anlamı kişiden kişiye değişebildiği gibi bireyin mutlaka sahip olması gereken bir etken olarak karşımızda duruyor. Varoluşsal sorunları ele alan ve insanın duygu ve yaşantılarının bütünü kapsayan yaklaşımları daha çok seviyorum. Bu yaşanılan sıkıntılar, zorluklar ve çileler dahil demek.. Insanın kendi bütünlüğünü kabullenemedigi, bağzı yönlerini yüceltmeye çalışırken bağzı yönlerini dışlayarak kendini düşürdüğü çatışmaların oluşturduğu ruhsal ve bedensel kaosların çözümü için önemli bir yaklaşım. (Nevrozların kaynağında yer edinen şeyin de bireyin varoluşuyla ilgili temel problemleri olduğunu söylemek mümkün mü? Benlik ve ideal benlik arasındaki uyuşmazlığın bir sonucu olan nevroz durumu logoterapi ve geştalt terapi gibi ekollerle sağaltımı daha mümkün görünüyor bana.) Acıyı ve çileyi yücelten biri olmamakla birlikte içerisinde taşıdığı potansiyeli gözardı edilemeyecek kadar değerli olduğunu benimsemiş biri olarak; buradan filizlenen, gerçekleşen dönüşüm ve değişimlerin ne demek olduğunu anlayabiliyorum. Nietzsche'nin en bilindik aforizmalarindan biri olan "öldürmeyen acı güçlendirir" cümlesi gün geçmesin ki taşıdığı anlam derinleşip büyümesin. Bu varolan, maruz kalınan acı ile ne yaptığımız ile
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma