Gece saat 10'da pencereden bir baş görünüyor, bir sağa, bir sola, bir de aşağıya bakıyor ve içi çöp dolu poşeti sokağa atıyor. Görgüsüz!..
Bilet almak için kuyrukta bekliyorsunuz. Biri geliyor, hemen gişeye gidiyor bilet istiyor. Sıra mıra dinlediği yok. Çünkü görgüsüz, medeniyetsiz, nezaketsiz bir yarmadır o.
Adam bir esnaf lokantasına gidiyor, bir kişinin oturmuş olduğu masaya izin almadan oturuyor. Görgüsüzdür...
İlk müşteri fakirce biri, kurufasulye yiyor. Yeni gelen tereyağlı nefis bir İskender kebabı ısmarlıyor. Görgüsüz!..
Genç kadın sokakta, taşıma vasıtasında, pastacıda şuh, seksî, çıngıraklı kahkahalar atıyor o biçim karılar gibi. Niçin böyle zilli zilli gülüyor. Çünkü görgüsüzdür.
Herif yeni zengin, türedi. Akşamları lüks restoranlara gidip tıkınıyor.
Ertesi gün "Dün filan lokantadaydım, kaburga dolması yedim, üstüne kup griye..." diyerek ballandıra ballandıra anlatıyor.
Çünkü görgüsüz, medeniyetsiz, nezaketsiz bir görmemiştir.
Osmanlı'nın son şeyhülislamlarından olan Tokadî Mustafa Sabri efendi hazretleri Tacü'l- Ulema'dır. Ehl-i Sünneti ehl-i bid'ata karşı müdafaa etmiştir. Allah ona rahmeti ile muamele buyursun.
Aydın=ziyalı geçinenlerimizin çoğu usûl-i fıkıh, usûl-i hadîs, usûl-i tefsir okumamış... Ehl-i Sünnet akaidini özet olarak bile okumamış... Yüksek tahsilli bir Müslüman beş vakit namaz kılıyor, oruç tutuyor ama ilmihalin baş maddesi olan, Allah'ın on dört sıfatı nelerdir bilmiyor... Öğrenmiyor... Sorduğunuz zaman şaşırıp kalıyor... Fesubhanallah!..
Kaba sofu, geceleri teheccüd namazına kalkıyor, lâkin komşu hakkı tanıdığı yok. Komşularına kan kusturuyor. Böyle sofu olmaz olsun!
Şu sahte dindarlara bakınız:
Günde beş kilo ölü kardeşinin etini yiyor. Gıybetçi mı gıybetçi, laf taşır, ara bozar, diliyle incitir, kalp kırar... Böyle Müslüman olur mu?
Şu zamane Müslümanlarına bakınız, kendileri haddinden fazla lüks yemekler ve tatlılar yiyorlar, öbür tarafta fakir, sefil, muhtaç din kardeşleri kıvranıp sürünüyor. Müslümanlığın temellerinden biri de paylaşma ahlâkıdır.