Kumdaki ayak izleri gibi,
geçmişte kalmış bir hayatın izleri de
içimizde yer eder.
Bu izleri uyandıran şeyler
artık uzakta olsa da
izler içimizde kalmaya devam eder.
Bizler de her gün
kendi içimizde, bilinçsizce böyle izler bırakırız.
Ama bunlar bizim düşüncemizi,
hislerimizi ve inançlarımızı etkiler.
Ruhumuzdan gelen izleri silmek yerine, onları hayallerimizde, özlemlerimizde ve bilinçsiz isteklerimizde iş işten geçtikten sonra bile canlı tutarız.
Kendi sahnemizde,
partnerlerimizi bizim yazdığımız senaryoyu
oynamaya teşvik ederiz.
Bizi memnun etmese de,
aslında içimizden gelmese de,
bizim dünyamıza uyan bir senaryodur.
Bunlar sadece geride bırakmak istemediğimiz geçmişin izleridir.
Ne acayip memleketteyiz! Bir densiz Peygamberimize (Salât ve selam olsun ona) dil uzatsa onun hatırasını koruyan özel bir kanun yok ama Paşa için böyle bir kanun var. Bu, adalet ve eşitlik ilkesine aykırı değil midir?