Oscar Wilde, Dorian’ı öyle bir anlatmış ki, okurken sanki karşımda canlı bir insan varmış gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe onun iç dünyasına, masumiyetinden kibirine uzanan yolculuğuna tanık oluyorsunuz. Genç, saf bir delikanlıyken yavaş yavaş kendi güzelliğinin esiri olan bir adama dönüşüyor. Güzelliğiyle herkesin ilgisini çekmesi, içinde büyüyen sevgi ve beğenilme açlığını daha da derinleştiriyor. Sonunda ise bu boşluk onu içten içe kemiriyor, geri dönüşü olmayan bir sona sürüklüyor.
Kitap büyük ölçüde diyaloglar üzerinden ilerliyor. Bazı cümleler o kadar uzun ve süslü ki, okurken başını unuttuğum yerler oldu; geri dönüp tekrar okumam gerekti. Ama bir yandan da altını çizmeden geçemediğim, hayatın özüne dokunan çok güzel cümleler vardı.
Kısacası, Dorian Gray’in Potresi beni başından sonuna kadar içine çekti. Hem insanın içindeki karanlığı düşündürdü hem de “güzellik” kavramını sorgulattı. Bir solukta okudum diyebilirim.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma
"Duvarı yıkacak gücüm yoksa, onu yıkmak için kendimi paralayacak halim yok tabii ki, fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim."
- Dostoyevski