Meğer hep başın öne eğik yürümüşsün buralarda. Duyumlar kapalıymış. Dokularına nüfuz edemediğin hayatı tanrılar ya da hayaletler gibi değmeksizin yaşamaktaymışsın. Utancın sinsice çeliyormuş bütün duyargalarını. Arzuların yasaklı, hayallerin hileliymiş. Hislerin şiddetini bastıran fantezi beşiğinde derin bir uykudaymışsın. Bir gün üşenmeyip sabaha karşı Beyoğlu’na çıksan, katılmadığın hayatın az çok neye benzediğini görebilirsin aslında.
Hayatınız boyunca bir kez dalağınıza teşekkür ettiniz mi? "İyi ki varsın dalak, sen olmasan ben ne yapardım" dediniz mi? Muhtemelen hayır. Oysa dalak her gün deli gibi çalışıp tüm ömrünü sizin için harcamakta. Ama bu durum sizin umrunuzda bile değil. Sadece ne zaman dikkatinizi çekecektir biliyor musunuz? Bir aksilik çıktığında..