"Okulun, çocuğun gelişimine yapabileceği en büyük katkı, onu yetenekleri doğrultusunda en mutlu ve yeterli olabileceği bir alana yönlendirmektir. Biz bunu tamamen unuttuk."
Kitaba bayıldığımı söyleyerek başlamak isterim. Bende tatlı ve güzel duygular uyandıran bir kitap oldu.
Altı yaşındaki minik Dips'in kendini bulma, kendini tanıtma ve kendini olduğu gibi kabul ettirme sürecini anlatmakta.
Ailesi ve öğretmenleri tarafından zihinsel olarak gelişim geriliği olduğu düşünülen, o şekilde etiketlenen ve yargılanan Dips.
Onun söylemi ile "Bayan A" "Muhteşem oyun odasının hanımı" ile oyun terapisi sürecine başlıyor ve tam bu noktada Dips'in haftalık bu oyun terapisi deneyimleriyle yavaş yavaş açıldığını, gerçek Dips'i bizimle tanıştırdığını görüyoruz.
Peki ne oldu bu oyun terapisi sürecinde? Ona bazı yöntem teknikler mi uyguladılar, ona sorular mı sordular, ondan bir şeylere cevap vermesini mi beklediler? Hayır. Hiç birini yapmadı Bayan A.
Onu oyun odasına aldı ve burası senin Dips dedi, burada istediğini yapabilirsin, istediğini söyleyebilirsin, istediğini anlatabilirsin, her şey senin istediğin gibi.
Dips'i dinledi, onun söylemlerini, davranışlarını yargılamadan anlamaya çalıştı, onu koşulsuz kabul etti. Onu yaşama kazandırdı. Kısaca bir çocuğun kalbine dokundu.
Çocuklar sevilmek ve anlaşılmak ister hepimiz bir zamanlar çocuktuk öyle değil mi?
Seni tanımak güzeldi Dips. Seni tanımak güzeldi.
Dips'in cümlelerin ile noktalamak istiyorum.
"Dediğim gibi istediğim gibi. Dediğin gibi istediğin gibi. Dediğimiz gibi istediğimiz gibi."
Anlamlı okumalar diliyorum. :)