Noel sabahından beri onu hiç böyle üzgün görmemiştim. Kendisi için bi şey yapmalıyım. Şarkı söylesem nasıl olurdu acaba? Evet, alçak sesle şarkı söyleyebilirdim, kuşkusuz yalnızlığında onu biraz avuturdu bu. Bildiğim bütün şarkıları kafamdan geçirirken, Seu Ariovaldo' dan öğrendiğim şarkıyı anımsadım: Tango; becerebildiğim en güzel şarkılardan biriydi Tango. Hafiften söylemeye başladım:
Çırılçıplak bir kadın isterdim,
Çırılçıplak isterdim onu...
Gece ay ışığında
Bir kadın bedeni isterdim...
"Zezé!"
"Evet baba?"
Aceleyle yerimden fırladım. Babam Tango' yu cok sevmiş olmalıydı ve gelip yakınında söylememi istiyordu heralde.
"Ne söylüyorsun?"
Baştan başladım.
"Çırılçıplak bir kadın isterdim..."
"Bunu sana kim öğretti?"
Gözlerinde delirmiş gibi bulanık bir parıltı vardı.
"Seu Ariovaldo öğretti."
"Sokakta onunla gezmenin istemediğimi daha önce de söyledim sana."
Oysa hiç söylememişti. Şarkıcı yardımcılığı yaptığımdan haberi olduğunu bile sanmıyorum.
"Baştan şöyle bu şarkıyı."
"Çok moda olan bir tango," dedim ve yeniledim.
"Çırılçıplak bir kadın isterdim..."
Yanağıma bir tokat indi.
"Bir daha söyle!"
"Çırılçıplak bir kadın isterdim..."
Bir tokat daha, bir daha. Elimde olamadan gözlerimden yaşlar fışkırmıştı.
"Hadi şarkıya devam et!"
"Çırılçıplak bir kadın isterdim..."
Dudaklarımı neredeyse oynatamıyordum, sendeliyordum. Tokat yağmuru altında gözlerim açılıyor, kapanıyordu. Susmak ya da şarkıya devam etmek konusunda kararsızdım... Ama, o acı arasında bir tek şeye karar vermiştim: Yiyeceğim son dayak olacaktı bu, son dayak. Ölmek dağa iyiydi...