Ders esnasında ellerim çenemin altında kilitli ,sör hocalarıma çok ruhani görünmesi gereken bir vaziyette gözlerimi göğe pancur aralıklarında görünen hakiki gökyüzüne uydurduğum zaman ,onlar bunu bir uslanma başlangıcı sanarak sevinirlerdi. Ben de onları atlatarak bizden gizlemeye çalıştıkları hayatı seyrediyormuşum gibi bir şey, bir atlatma ve bir intikam zevki duyardım.
Hiç aşık olduk mu ?
Neye aşık olduk
Onu nasıl karşıladık?
Onun ilk niyetiyle donduk kaldık mı yoksa ilk nimet gözlerimizi onun gizlediği daha büyük bir nimete mi açtı. Ve ikincisi üçüncüsüne ve böylece gide gide gerçek marifetle gelebildik mi içiçe.
Bir gün biri çıkar , insanları ölçmek için meslekleri ne olursa olsun,onlara hiç aşık olup olmadıklarını sorarsa , anlamaya muvaffak edildiği bir ince güzelliğin hakkını kullanıyor demektir.