Ne düşünceleri benim düşüncelerim ne de duyguları benim duygularımdı, ama onun düşünceleri ve duyguları benimkilerin çarpık, siyah bir yansımasıymış gibi görünecek kadar birbirimize yakındık.
Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris'te bir sokak kafesinde ya da Bangkok'ta- hep ayni sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.
Ona bedenim hasta olsaydı sorun olmayacağını, kafamın hasta olmasındansa bedenimin hasta olmasını yeğlediğimi söylemek istedim, ama bunu anlatmak öylesine karmaşık ve yorucu geldi ki hiçbir şey söylemedim
Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatrınızı sorup, "İyiyim," demenizi beklemeleridir.